• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 2 °C

Hedef temiz bir toplum!

Muzaffer Ayata

Kürdistan’da uzun yıllar sürdürülen savaş ve asimilasyon büyük toplumsal sorunlara ve yıkımlara yol açtı. Bunların her yönüyle irdelendiği ve yaraları sarmak için gerekli önlemlerin alındığı söylenemez. Kürdistan Özgürlük Hareketi ağırlığını savaşa ve direnişe verdi. Önceliği yenilmemek ve Kürt halkının özgürlüğünü ve varlığını teminat altına almaktı.

Ancak savaşın yarattığı ağır tahribatlar bir biçimde herkesin önüne gelecekti. Binlerce köy boşaltılmış, milyonlarca insan yerlerinden sökülmüş ve sokağa atılmıştı. Onbinlerce insan işkence görmüş, hapislere atılmış, iş ve meslek edinme imkanlarından yoksundu. Devletin bir alt yapı hazırlığı, bu insanları şehirlerde insanca yaşatma projesi yoktu. Gidilen yerlerde yerleşme, iş edinme, kimliklerini ve kültürlerini koruma çok çok zordu.

Bu zorluk ve yoklukların üzerine çok ağır bir siyasi baskı da yüklenmişti. Bu kitlelerin büyük çoğunluğu fişlenmiş ve ötekileştirilmişti. Devlet yöneticileri bunlara karşı açık bir güvensizlik içindeydi. Böyle olunca önleri kolay açılmıyordu. Devlet yaşam alanlarını tahrip etmiş, onları oradan söküp atmıştı ama ne bir tazminat ve de yerleşecekleri bir yer göstermemişti. Eski isyanlarda ve sürgünlerde en azından gidenlere yerleşecekleri bir yer gösterdikleri oluyordu.

Milyonlarca insan gelişmiş bir asimilasyon ortamında kültüründen ve topraklarından, yaşam araçlarından yoksun yaşama nasıl tutunacaktı? Bu çok ağır bir sorundu. Ancak devlet ve hükümetler hiç oralı olmadı. Bu insanlarla ilgili herhangi bir proje geliştirmedi. Bunun tersine daha çok bozma, asimile etme, dağıtma ve yozlaştırma yollarına başvuruldu. Milyonlarca insan barınmak ve yaşama tutunmak için en ağır işlerde, güvencesiz, çok ağır bir sömürü altında çalıştırıldı. Özellikle Kürtlerin genç kızları ve kadınları tekstil sektöründe, oldukça yoz ve sağlıksız bir ortamda çok düşük ücretlerle çalıştırıldı. Geçmişte olduğu gibi hala yüzbinlerce insan tarlalarda mevsimlik işçi olarak gayri insanı şartlarda çalıştırılıyor. Milyonlarca çocuk doğru dürüst okuma ve kendilerini yetiştirme imkanlarından yoksundurlar. Sosyal güvenceler, yasaların teminatı altında bulunma, sağlık ve sigorta gibi en temel haklarıdan mahrumdurlar. Toplumsal haklar ve adalet olgularının dışına atılmışlardır.

Bu ağır sömürü, eğitimsizlik, kültürel ortamından kopma insanları doğal ki, tehlikelere daha açık hale getirecektir. Devlet vatandaşı olarak tanımladığı, cebine kimliğini koyduğu bu insanlara karşı sorumluluklarını yerine getirme yerine onları nasıl ajanlaştırırım, nasıl bozar ve tehlike olmaktan çıkarırım arayışında oldu hep. İstihbarat ve polisin gençleri, kadınları düşürme, fuhuşu yayma, uyuşturucuya göz yumma, teşvik etme tutumu içinde olduğunu bilmeyen kalmadı.

Öyle ki Hakkari gibi yerlerde bile uyuşturucu kullanımının yaygınlaştığı, liseliler arasında bile yayıldığı basına yansıdı. Hakkari ki, Kürt kültürünün en güçlü olduğu ve Türk yaşam tarzının yaygınlaşmadığı bir bölgeydi. Üstelik gerilla savaşının ve halk direnişinin en güçlü olduğu bölgelerden biriydi. Diyarbakır gibi direnişin ve demokratik örgütlenmenin başkenti olan bir yerde de uyuşturucu ve fuhuş giderek yaygınlaştırıldı. Bir toplumun çözülmesini, yozlaşmasını ve kendisine olan saygısını yitirmesini istiyorsan uyuşturu ve fuhuşu arasında geliştirmen yeterlidir.

Uyuşturu, fuhuş ve ajanlaştırmanın yaygınlaştırıldığı yerlerde devrimci örgütlemeleri geliştirmek çok zordur. Halkın kendine olan özgüven ve saygısını korumak daha da zordur. Toplum adeta çürümeyi ve çözülmeyi yaşar. Yürüttüğün savaş ve direniş ne olursa olsun, sonuçta sağlıklı ve temiz bir topluma sahip olman çok zorlaşır. Bu açıdan ruhsal ve kişilik anlamında sağlıklı bir toplum isteniyorsa, o toplumun temiz olması şarttır. Sömürgeci güçlerin gerek sivil gerekse resmi örgüt ve kurumları eliyle Kürdistan halkının ahlaki ve moral açıdan yıkıma uğramasına karşı büyük bir toplumsal ve devrimsel duruş sahibi olmak zorunludur. Bu açıdan Kürdistani tüm güçler, kişi ve kurumlar, belediyeler dahil elbirliğiyle ortak koordineli bir çalışma yürütmelidir. Eğitim, iş imkanı yaratma, ekonomik alanda örgütlenme üzerinde durmak ve uygulanabilir projeler geliştirmek ertelenemez bir görev olarak önümüzde durmaktadır. Kürdistan’da genişliğin ve siyasi öncü güçlerin uyuşturucu ve yozlaşmaya karşı yürüttüğü bir çalışma var. Bunun daha da gelişmesi ve yaygınlaşması gereklidir. Tüm kitleleri katarak, toplumu bilinçlendirerek kalıcı ve yagın bir çalışma yürütmek şart. Dar bir grup çalışması olarak kalır ve kısmi bir kampanya tarzında yürürse kalıcı sonuçlar ortaya çıkmaz.

Kurumlar ve uzman çevrelerle ortak, koordineli, uzun soluklu bir çalışma ve kalıcı örgütlü bir yapı oluşturmak yaşamsal bir sorundur. Dar, gelip geçici bir kampanya olarak bakılmamalıdır.

Önemli bir konu da bu çalışmalar yürütülürken meşru zeminde kalmayı gözardı etmemek çok önemlidir. Kişilerin keyfine ve anlık tepkilerine, sağın solun yönlendirmelerine karşı uyanık olunmalıdır. Suç işleyenler de dahil kimseye karşı onur kırıcı, temel insan haklarını ihlal etmeyen bir tutum ve çizgide yürüme esas alınmalıdır. Kaba ve ilkel yöntemlere başvurulmamalı, kişiyi rencide edici pozisyonlara izin verilmemelidir. Ahlaki, onurlu ve temiz toplum eksenli bir çalışma hedeflendiği için bu amaçlara gölge düşürücü tutumlardan ısrarla kaçınmak gereklidir. Hukuk ve insan hakları konusunda uzman olan kişi ve kurumlardan yardım alınmalı. Keyfi ve rastgele muamelelerden kaçınılmalıdır. İnsan onuruna yakışmayan hiç bir uygulamanın içinde olmamak önemlidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89