• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 6 °C

HDP’ye saldırının arkasında ne var?

Fehim Işık

HDP’nin Adana ve Mersin örgütlerine yapılan bombalı saldırı beklenmeyen bir şey değildi. Neredeyse HDP’nin kurulduğu günden beri rahatsızlıklarını ifade edenler, bu rahatsızlıklarını HDP’nin seçime girme kararı almasıyla birlikte doruğa çıkardılar. Seçim propagandalarının başladığı dönemde ise rahatsızlıklar hakaretlere ve fiziki saldırılara dönüştü.

HDP’nin kurulduğu dönem söylenenlere bakalım. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan başta olmak üzere dönemin AKP ve hükümet yöneticileri HDP’yi kitleler nezdinde küçük düşürmek için olmadık yollar denediler. Öncelikle söyledikleri, HDP’nin İmralı’dan verilen talimatla kurulduğu ve teröre hizmet edeceğiydi. HDP’nin kuruluşunda PKK liderinin yadsınamaz bir payının olduğu görmezden gelinemez. Hatta fikir babası bizzat Öcalan’ın kendisidir. Ancak hükümet ve AKP üyelerinin HDP’nin kuruluşu ile birlikte başlattıkları bu algı operasyonunun temel nedeni, dedikleri gibi talimatla kurulması veya teröre hizmet etmesi değil tam aksine Erdoğan’ın diktatoryal emellerine set çekecek yegane güç olacağını görmeleriydi.

HDP kuruldu ve giderek etkin olmaya başladı.

Bu kez HDP’yi Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş üzerinden vurma girişimleri başladı. İlk yaptıkları Selahattin Demirtaş’ı çözüm karşıtı gibi göstermek oldu. Daha Erdoğan başbaken iken başlayan çarpıtmalara göre çözüm sürecinde herşey tamammış da sürecin önüne taş koyan Selahattin Demirtaş’mış.

Hem HDP’nin etkisi, hem de Erdoğan, hükümet ve AKP’nin rahatsızlığı seçim döneminde daha somut biçimde açığa çıktı. Anketler, kitlelerin ilgisi, HDP’nin seçim bildirgesi, umulmadık kesimlerin Eşbaşkan Demirtaş’a ve HDP’ye güven ve ilgi duyarak yönelmesi ve en önemlisi de HDP’nin barajı aşıp parlamentoya girmesi durumunda AKP’nin hükümet olmasının bile zor olacağının görülmesi saldırı ve hakaretleri doruğa çıkardı.

Çok açıktır ki HDP’ye yönelik saldırgan dilin ve hakaretlerin odağında bizzat Cumhurbaşkanı’nın kendisi var. Seçim propagandaları ile birlikte kendi partisine ve atadığı başbakana bile güvenmeyip toplu açılış törenleri adı altında miting meydanlarına inen Erdoğan, üç sözünün birinde HDP’ye ve Demirtaş’a vurmaya başladı. Bu yetmez, zaten gıdım gıdım ilerleyen süreci tamamen bitirdi, 3 yıl boyunca üzerinde uzlaşılan, Dolmabahçe’de kamuoyuna ortak deklare edilen herşeyi yok saydı. Çözüm süreci ile ilgili başlangıçta “Kefen giyip bu yola çıktık” diyen Erdoğan, sürecin AKP’ye ve kendisine hizmet etmediğini görünce, “Bana yaramayan ölsün” demekten çekinmedi.

Elbet bir liderin devasa bir sorunun çözümü sonrasında beklenti içinde olması kadar doğal bir şey yok. Ama görünen o Erdoğan sorunu eşit ve adil bir biçimde çözüp büyük resimden beklenti içinde olmak yerine kendi emellerini yaşama geçireceği bir tablo tasavvur etmiş.

HDP’ye yönelik Mersin ve Adana saldırılarının arkasında, sözünü ettiğimiz bu bakış açısını aramak gerek. Gidişatı engelleyemeyenler bu kez ortamı terörize ederek önünü kesmeye çalışıyorlar.

Peki, bu girişimler Mersin ve Adana saldırıları ile durur mu?

Güç kirliliği yaşayanlar aynı zamanda gözü kara davranırlar ve açıktır ki emellerine ulaşmak için her yolu denerler. Bu nedenle seçime kısa süre kalmasına rağmen daha birçok provokasyonun yaşanmasının muhtemel olduğunu şimdiden söyleyebiliriz.

Dikkatli olmak gerek, çok dikkati olmak gerek...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89