• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -4 °C

HDP’ye alternatif Kürt partisi mümkün mü?

Fehim Taştekin

PKK ile düşük yoğunluklu savaş sürerken Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) bölüneceği ya da alternatif bir Kürt partisinin kurulacağına dair iddialar kulisleri hareketlendirdi.

Spekülasyonları tetikleyen, PKK’nin şiddet stratejisine dönmesini eleştiren HDP milletvekili Altan Tan’ın "Kürt siyasetinde bir yol ayrımındayız. Bu savaş stratejisi devam ederse; ağırlıklı sol, sosyalist, seküler söylem devam ederse, farklı oluşumlar olabilir" sözleri oldu.

Ardından CHP milletvekili Erdoğan Toprak AKP’nin İslamcı bir Kürt partisi kurmaya çalıştığını iddia etti: “İktidar, Kürt siyasetinde kendi kontrollerinde, bir alternatif parti oluşumuna yönelmiş görünüyor... Çözüm sürecinde AKP, Irak ile Suriye’deki Kürt siyasi hareketleriyle, Diyarbakır’da toplantılar organize edilmesine olanak sağlamıştı. Şimdi de Suriye’deki PYD karşıtı Kürt siyasi partilerini 11 Haziran’da Şanlıurfa’da toplayarak, Barzani ile iş birliği içinde, bölgesel Kürt siyasetini örgütleme çabasına girdi. Eş zamanlı olarak, Güneydoğu’da ‘inançlı Kürtleri’ çatısı altında toplayacak bir Kürt AKP’si oluşturma gayretlerine hız verdi.”

Barış sürecinin müzakereden çatışmaya kayması üzerine Kürt siyasetinde bir hareketlenmenin olduğu doğru. Sağ, İslamcı ve sosyalist tonlar taşıyan Kürt siyasi yelpazesinde ortaklık arayışları arttı. Dikkat çeken gelişmelerden biri Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) ile Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (T-KDP) birleşmesi yönündeki adımdı. Diğeri ise Kürt partilerinden beşinin ortak cephe kurma girişimiydi. Ancak bu hareketlilik ne HDP’nin bölünmesi ne de AKP patentli bir Kürt partisinin kurulmasıyla ilgili.

Siyasetteki Kürt yelpazesi

Kürt cephesi HDP’den ibaret değil. Yeni gelişmelere geçmeden önce Kürt yelpazesine bakalım:

  • Kürdistan Demokrat Partisi–Kuzey (PDK–Bakûr): 1965 yılında kurulan parti, 48 yıl boyunca faaliyetlerini illegal yürüttü. Sertaç Bucak’ın genel başkan olduğu PDK-Bakûr, parti olarak resmen kayıtlı değil.
  • Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP): 2006’da Şerafettin Elçi tarafından kuruldu. Elçi bir dönem HDP’nin öncülü BDP’nin listesinden milletvekili seçildi. Elçi’nin ölümünden sonra başkanlık koltuğuna Lütfi Kıvanç geçti.
  • HÜDAPAR: PKK’ye karşı savaşta devletle ayrı safta yer alan Hizbullah’ın partileşmiş hali. 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde HDP’ye giden Kürt oylarını kesmek için AKP tarafından el altından desteklendiği iddia edildi. HÜDAPAR kendisini Kürt partisi olmaktan ziyade Kürt sorununa da çözüm vaat eden ümmetçi bir parti olarak görüyor.
  • Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK): 2014’te Mustafa Özçelik başkanlığında kurulan parti, İçişleri Bakanlığı’na kuruluş başvurusunu yaptı ama ismindeki ‘Kürdistan’ kelimesi nedeniyle davalık oldu. Yargıtay’daki dava süreci devam ediyor. Mesut Barzani’ye yakın bir parti.
  • Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (T-KDP): 2014’te kurulan partinin başkanlığını Mehmet Emin Kardaş yürütüyor. İsmindeki Kürdistan kelimesi nedeniyle davalık oldu.
  • Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK): 1974’te Kemal Burkay tarafından kuruldu. Burkay’ın 2003’te ayrılmasının ardından Mesut Tek genel sekreter oldu. İçişleri Bakanlığı'na resmi kuruluş dilekçesini 30 Mayıs 2016’da verdi. Bu şekilde Kürdistan ismiyle kayıtlara geçen üçüncü parti oldu.
  • Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR): Kemal Burkay’ın desteklediği ve AKP ile en iyi ilişkiye sahip Kürt partisi.
  • Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP): 2011’de kurulan partinin başkanlığını Sinan Çiftyürek yapıyor.
  • Azadi Hareketi: ‘Kürdistani İslamcılar’ın bir oluşumu. Resmen partileşmedi. Genel sekreterliğini Sıtkı Zilan yürütüyor.
  • Kürdistani Parti (PAKURD): İbrahim Halil Baran’ın liderliğindeki partinin ciddi bir tabanı yok. Sosyal medyadaki görünürlüğü nedeniyle ‘Twitter partisi’ olarak anılıyor.

Birleşirken bölünen partiler

Kürt partilerini birleştirme ya da ortak cephe oluşturma çabaları bir yıldır sürüyor. Bu çerçevede 6-7 Şubat’ta Diyarbakır’da bir konferans düzenlendi. Azadi, PAK, PSK, ÖSP, PDK–Bakûr ve PAKURD’un katıldığı konferansta hem PKK şiddeti hem de devletin ‘tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak’ politikası eleştirildi.

PDK–Bakûr Genel Başkanı Sertaç Bucak’ın Al-Monitor’a verdiği bilgilere göre konferansın amacı ortak bir partide buluşmaktan ziyade ortak cephe oluşturmaktı.

Daha sonra ÖSP bu konferanstan çekildi. haziranda diğer beş parti, ortak cephe kurma hedefiyle bir protokol imzaladı.

HDP’ye alternatif oluşturma çabası olarak sunulan asıl gelişme KDP çizgisindeki üç partiden ikisinin Diyarbakır’da düzenlediği birleşme kongresiydi. KADEP ile T-KDP 27 Mayıs’ta düzenlenen kongrede, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi ismi altında birleşme kararı aldı.

Kongreye Güney Kürdistan’dan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) temsilcileri Ahmed Kani ve Ali Avni de katıldı. Ancak daha sonra KADEP’in beş genel başkan yardımcısı, KADEP Başkanlık Divanı’nın birleşme önerisinin ezici çoğunlukla reddedilmesine rağmen Genel Başkan Lütfü Kıvanç’ın yetkisiz bir şekilde T-KDP kongresine katıldığını belirtip kararın partiyi bağlamadığını duyurdu.

KDP çizgisinde partilerin birleşmesi sekiz aydır gündemdeydi. Şerafettin Elçi’nin 2012’de ölümünün ardından KADEP işlevsiz kalmıştı. T-KDP ise KDP çizgisindeki partilerin en zayıf halkası olmaktan kurtulamadı. KADEP ile T-KDP arasındaki birleşme çabaları yürütülürken KDP’nin asıl mirasçısı olduğunu söyleyen PDK–Bakûr bu çalışmaların dışında kaldı.

HDP’ye meydan okuyan çıkış

Birleşme inisiyatifi, dokunulmazlıkları kaldırılan HDP vekillerinin hapse gönderilip gönderilmeyeceğinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleşti. Kararı duyuran T-KDP Genel Başkanı Mehmed Emin Kardaş, açıkça HDP’ye alternatif olduklarını ilan etti: "Bölgede yeni bir muhataplık için var olacağız. Şiddetten uzak bir politikamız var... HDP, Kürt sorununu es geçmiş bir partidir. Yanlış politikaları nedeniyle 6 bin insan öldü."

KADEP Genel Başkanı Lütfi Kıvanç da Kürtlerin HDP’nin sürdürdüğü politikalardan umudunu kestiğini öne sürdü: "Bu nedenle yeni bir umut oluşturmak gerekiyor. Sorunların çözülmesi adına muhatap olacak oluşum için çabalıyoruz."

Devletin bu partilerin faaliyetlerini yakından izleyip müdahalede bulunmaması, AKP’nin de bazı liderlerle temasta olması “Devletin HDP’yi dengelemek için bu partilerden bir beklentisi var” yorumuna yol açıyor.

Al-Monitor’a değerlendirmelerde bulunan gazeteci Fehim Işık ise bu partilerin devletin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu belirtti: “Bunlardan hiçbiri AKP’nin dümen suyunda siyaset yapacak partiler değil ama AKP’yi ellerinin tersiyle de itmiyorlar. Her bir partide farklı siyasi geleneklerden gelen insanlar var. Hükümetle ilişki söz konusu olduğunda farklı sesler çıkabiliyor.”

AKP şimdiye dek bu partilerle doğrudan çalışmak yerine Mesud Barzani’nin etkisini kullandı. Çünkü ister muhafazakar ister sol olsun bu partilerin hepsinin üzerinde Barzani’nin hatırı var.

‘AKP’nin hesabınaçalışmıyoruz’

Al-Monitor’a konuşan Sertaç Bucak ortak cephe kurma çabalarının HDP’nin önünü kesme amacı taşıyıp taşımadığı sorusuna “Hayır, siyaseten karşı olsak da HDP’ye karşı bir çıkış değil. Yeni bir parti kurmuyoruz. Hevkarî dediğimiz ‘Ortak İş Yapma’ mekanizmasını geliştirmeye çalışıyoruz. Keşke Kürt siyaseti çoğulculaşsa. O zaman HDP’li kardeşlerimiz de bu kadar fazla hata yapmaz” yanıtını verdi.

Kürt siyasetinin sadece HDP’ye indirgenemeyeceğini belirten Bucak farklılıklarını şöyle ortaya koydu: “Kürdistani bir gündemimiz var; Kürtlerin bir millet olduğunu, kendisine dair statüye sahip olması gerektiğini söylüyoruz. HDP’nin siyasetini benimsemiyoruz. HPD’lilerle de toplandık, hendek ve savaş siyasetini reddettiğimizi söyledik. Biz Kürdistan ve Kürt sorununa odaklanıyoruz. Kürdistan parçalanmış bir ülke. En büyük parçası Türkiye. Bu parçada söz sahibi olmak istiyoruz. Bunun en asgari düzeyi federasyondur. Kürdistan’ın diğer parçalarındaki mücadelelere olumlu yaklaşıyoruz. Suriye’de ENKS ve TEV-DEM’in ortaklığını savunuyoruz. Kürtlerin devlet kurma hakkını savunuyoruz. Koşulsuz bir şekilde Barzani’nin bağımsızlık hedefinin arkasındayız. İran’da ise Kürt muhalefetinin silahlı mücadelesini destekliyoruz. Türkiye’de sorunun siyasi yollarla çözüleceğine inanıyoruz.”

Bu çabaları yürütürken devlet ya da hükümetten herhangi bir sinyal almadıklarını belirten Bucak AKP ile ilişkilere dair “Sorunun hükümette kim varsa onunla çözüleceğini düşünüyoruz. AKP iktidarını düşürmek gibi bir hedefimiz yok. Çözüm istiyoruz. İktidarda kim varsa onunla çözülebilir. Farklı bir inisiyatif geliştirdik diye AKP adına hareket ediyormuşuz gibi yaftalamıyoruz. Töhmet altında tutulmamız hoş değil. AKP’nin hesabına çalışmıyoruz.”

Bucak, AKP’nin İslamcı bir Kürt parti kurdurtacağına dair iddianın da dayanaksız olduğunu belirtti: “İslamcılar siyaset yapacaksa zaten AKP ile hareket eder.”

HÜDAPAR bir yana İslamcı karakteri ile öne çıkan Azadi Hareketi de AKP değil HDP ile birlikte hareket ediyor. Azadi İnisiyatifi’nin lideri Adem Geveri, son seçimde HDP’den milletvekili seçildi.

Rakamların diliyle Kürt partiler

HDP dışındaki partilerin Kürt sorununun çözümüne yönelik şiddetten uzak siyaset üretme söylemleri kuşkusuz karşılık buluyor. Ancak KADEP ve T-KDP gibi birbirine paralel iki partinin birleşmesi bile yeni bölünmelere yol açarken lokomotif bir güç oluşturmak ve bunu alternatif bir partiye dönüştürmek kolay değil. Kaldı ki bu partilerin kadroları ilk kez siyaset yapıyor da değil.

Partilerin potansiyelleri alternatifin ne kadar zor olduğunu da izah ediyor. Şöyle ki bu partiler arasında seçimlere sadece HÜDAPAR ve HAK-PAR katılabildi.

HDP’nin yüzde 13.1 oranıyla 6 milyon 57 bin 506 oy aldığı 7 Haziran 2015 seçimlerinde HAK-PAR yüzde 0.13 ile 58 bin 645 oy aldı. 1 Kasım 2015’te tekrarlanan seçimde ise yoğun baskılar altında kalan HDP’nin oyları 5 milyon 145 bin 688’e (yüzde 10.7) gerilerken HAK-PAR’ın oyları 109 bin 722’ye (yüzde 0.23) çıktı. HÜDAPAR ise 7 Haziran’da bağımsız adaylarla girdiği dokuz kentte toplam 63 bin 493 oy aldı. HÜDAPAR, AKP’nin HDP’yi yüzde 10’luk barajın altına düşürmek için ortamı terörize ettiği 1 Kasım seçimlerine katılmadı.

Al-Monitor’a konuşan HDP Milletvekili İmam Taşçıer ise devlet ya da AKP’nin aklında HDP’yi zayıflatmaya yönelik girişimler olmasının şaşırtıcı olmayacağını ancak pratikte bu türden bir çalışma görmediklerini ve olsa bile alternatif parti kurma çabalarının tutmayacağını kaydetti.

Özetle, şiddet döngüsü yüzünden yara alan HDP’ye kızgınlık artsa da mevcut siyasal koşullar alternatif bir partiye geçit vermiyor. Fehim Işık da hiçbir partinin HDP’nin ulaştığı potansiyeli yakalama şansının olmadığını düşünüyor. (Al monitor)

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89