• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -7 °C

HDP ve adayları

Ali Bulaç

Kaderin tecellisine bakın ki, 7 Haziran seçimlerinin anahtar partisi HDP oluyor. Araştırmalar neredeyse kesine yakın verilerle HDP’nin barajı aşması durumunda AK Parti’nin değil anayasayı değiştirecek, hükümeti dahi kuracak bir sonuç alamayacağını gösteriyor.

AK Parti’yi tehdit eden iki faktörden biri HDP ise, diğeri MHP’nin SP ve BBP ile yapacağı “seçim işbirliği”dir. Böyle bir işbirliğinin toplam oyları yüzde 22’lere çıkaracağı hesaplanıyor. Sayın Devlet Bahçeli böyle bir işbirliğine pek gönüllü görünmediğinden gözler ister istemez HDP’ye dönüyor. İşin tuhafı şu ki, bu sefer MHP-SP-BBP işbirliğine rahatlıkla oy verebilecek geniş bir kitle, aynı rahatlıkla HDP’ye oy verebilecek kıvama gelmiş durumda.

HDP’liler de seçim anahtarını ellerine geçirdiklerinin farkındalar. Selahaddin Demirtaş, partiyi Türkiye’ye seslenen bir siyasi harekete dönüştürmek için başarılı bir kampanya yürütüyor. Demirtaş’a olan teveccüh sadece bugüne kadar Kürt siyasi partilerine uzak kalmış dindar Kürtlerden gelmiyor, genel olarak Türkiye kamuoyunda da karşılık buluyor. Bu demektir ki Türk kamuoyunun Kürt siyasi hareketine –şiddet ve teröre başvurmadığı takdirde- kırılamaz önyargısı yok.

Anlaşıldığı kadarıyla da Demirtaş ve çizgisindekiler “Barajı aşalım, TBMM çatısı altında demokratik haklarımızı alma mücadelesini yürütelim” fikrini savunuyorlar. Ancak Kürt siyaseti büyük ölçüde Abdullah Öcalan’ın ve Kandil’in elinde. Kandil’in baraj konusunda tam olarak ne düşündüğünü bilemiyoruz. İddiaya göre bir bölümü HDP gibi barajın aşılmasını, bir bölümü barajın altında kalınmasını istiyor. Barajın geçilmesini isteyenlere göre HDP yeni hükümette koalisyon ortağı olabilir veya bir hükümete dışarıdan destek verebilir, bu da her halükârda Kürtlerin taleplerini yerine getirmeyi sağlayacaktır. Bu tez Meclis’te demokratik mücadele yolunu seçmesi bakımından iyi ancak HDP’nin AK Parti’yle anlaşıp “demokratik özerklik” karşılığında başkanlık sisteminin önünü açma hedefine yönelmesi de pekala mümkün. Barajın altında kalınmasını isteyenlere göre ise, seçim sonrasında Ankara’da siyaset yapmaktan ümit kesileceğinden merkezi Diyarbakır olmak üzere HDP’nin belediyeleri kazandığı illerin tamamında yasa yapan ve vergi toplayabilen “yerel parlamentolar” ilan edilecek. Bu hem özerkliğe giden yolu açacak, hem Cizre ve Yüksekova’da fiilen var olan kantonlar tescillenmiş olacak.

İşin aslına bakılırsa herkeste belli belirsiz bir tedirginlik söz konusu. KCK yöneticilerinden Bese Hozat, “HDP Meclis’e girmezse ne olacağı dünden bellidir… Türkiye büyük bir kaos ve iç savaşın içerisine girecektir.” diyor. Her ne kadar Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan “HDP, Meclis’e girmezse kıyamet kopmaz” diyorsa da durum, Hozat’ın dediklerini ciddiye almamız gerektiğini gösteriyor.

HDP gibi Türkiye de bir kavşak noktasında bulunuyor. Kavşağı kazasız belasız geçmek birkaç faktöre bağlı. Bunlardan biri HDP’nin seçimde alacağı sonuç. Ama seçim sonucunu tayin edecek olan şey HDP’nin hangi vitrinle, hangi aday profiliyle Türkiye kamuoyunun huzuruna çıkacağı konusudur. Yukarıda Türkiye kamuoyunun Kürt siyasetine karşı kırılmaz önyargıları olmadığını söylemiştik. İyi dizayn edilmiş bir vitrin –ki çoğulcu karakterde olması gerekir- HDP’yi güçlendirir. Birkaç temel noktanın altını çizmek lazım:

1) HDP’nin başarısı Türkiye siyasetini rahatlatır, Türkiye ile buluşturur.

2) Kürt siyaseti yeni bir kavramsal düzene geçme aşamasındadır. Yeni yol haritasını çizerken Türkiye gerçeği yanında Ortadoğu ve küresel gerçekleri de hesaba katmalıdır.

3) Dün olduğu gibi bugün ve yarın da “din faktörü” siyaseti belirlemede rol oynamaya devam edecektir.

Din’i istismarcıların elinden kurtarmanın yolu dürüst, kaynaklara hakim, çoğulcu, hukuk devletine inanan, rüşvet ve yolsuzluğa zerre miktarı prim vermeyen ve olaylara genel Ortadoğu-bölgesel entegrasyon perspektifinden bakabilen siyasetçilerin görev almasına bağlıdır. Bu açıdan Altan Tan, Mücahid Bilici ve bu profildekilerin adaylığı son derece önemlidir. Bu vb. isimler hem Kürt ve Türk kamuoyu arasında köprüler kurabilir, hem siyasette dini istismar eden muhfazakârların panzehiri olabilir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89