• BIST 82.252
  • Altın 148,354
  • Dolar 3,8176
  • Euro 4,0790
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

HDP: Öze dönüş ve Kürdü küçük düşürmek

Hamid Omeri

Ezilen, hakları gasp edilen bir halkın, elinden zorla alınmış haklarını edinmeden, büyük bir ısrarla, kendini ezen sistemin form ve dinamikleriyle sürdürdüğü kardeşlik ısrarı, farklı okumalara açıktır. Bu ısrar doğrultusunda hayat bulan HDP (Halkların Demokratik Partisi), demokratik özerklikten, 'demokratik' Türkiye Cumhuriyeti'ne geri dönüşün adıdır. Bu yeni siyasi hamle, Kurdistanileşen Kürt siyasetinin, törpülenmesi ve Kurdistansız bir siyasetin nevşuneva bulma çabasıdır. Bir diğer ifadeyle, Biji Biratiya Gelan'ın(Yaşasın Halkların Kardeşliği) Kürtsüzlük üzerine yeniden inşasıdır. Kürtler tarafından meydanlarda haykırılan ve belki de artık daha çok haykırılacak olan “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, Kürdistan coğrafyasındaki halklarla ilgili olmaktan ziyade, Türkiye’ye seslenen bir bilince sahiptir. Dışlanılmışlık ve ötekileştirilmişlik elbisesinden çıkma gayretidir. Bu gelişme ile birlikte, çok uzun bir zaman geçmeden, 'ötekisiz' ve 'yeni Türkiye' ile birlikte, “Yaşasın Tam Bağımsız 'Demokratik' Türkiye” sloganlarını Kürtçeye çevirmeye başlamak zorunda kalabilir Kürtler! 

Efendi-köle diyalekti içinde hep kendisine ders verilmiş, yol yordam öğretilmiş Kürdün hesabına şimdi de belki de modern bir roman uyarlaması olarak kendisi ile dalga geçilen bir okur ve halk formu biçilmiştir. Eski romancı okurunu hırpalamaktan ziyade, ona, çocuk gibi bakardı. Hiçbir şey bilmeyen ve terbiye edilmesi gereken bir okuru olduğunu düşünürdü romancı. Modernist romancı ise okuruyla uğraşır, okurunun kendisini anlamayacağını iddia eder ve daha söze başlamadan gardını alır. HDP ile başlayan yeni entegrasyon hamlesiyle, Kürtlere bu iki yaklaşım birlikte reva görülmektedir. Kürt siyasetçisi, Yalçın Küçük döneminde, siyaset bilmez-geliştiremez olandı. Öyle eleştirilir ve adeta yemediği fırça kalmazdı. Ne zamanki bir nebze olsun siyaset geliştirmeye başladı, o zaman da kendisine ait olmayan bir ev bulundu. Kürt halkının düşüncesini korkusuzca dışa vurmasıyla birlikte, Kürt siyasetinin ruhunu bulmaya başladığı; başlayacağı bir dönemde, HDP'lileşmesi, tam da bu modern romancının okuruna dönük sataşması ve hakaretine benziyor. 

Kim yürütecek Kürt siyasetini? Ya da kim uzaklaştıracak Kürt siyasetini Kürt’ten ve Kurdistandan? Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel.... Bu isimler bir bakıma Yeni Ankara Okulu'dur. Yeni Okul, müfredatıyla Türk soluna nefes aldıracaktır. Sittin senedir bir arpa boyu yol alamamış, hep marjinal kalmış Türk solunun dalga geçeceği halk/okur Kürtler olmamalıydı; olmamalıdır. Bilebilselerdi siyaset geliştirmeyi, bulabilselerdi bir yer, Kürtlere gelirler miydi hiç! 

Siyasete bakınca artılar ve eksiler temelinde bakmak her zaman için faydalı olmuştur. İktisadidir siyaset bu yönüyle. HDP'nin siyasete girmesiyle kim kazanacak sorusu çok önemli bir eşikte bulunuyor. Kürtlerin bu formülle özlerinden uzaklaştırılmak istediği açıktır. Daha ilk günlerinde zaten ciddi tepkiler de dillendirilmeye başlandı. BDP içinde ve tabanında bu çerçevede sert eleştiriler olduğu biliniyor. Bu eleştiriler, HDP'yi yola mı getirir yoksa üst perdeden bir işaretle bu eleştirilere ket mi vurulur zamanla göreceğiz. Kazanacak olan CHP de olmayacak, bu da çok net. Zira SHP ile daha önce bu deneyimlenmişti. Özellikle bugünkü CHP'nin söylem ve pratikleri de ortada olduğu için Kürtler oraya da yaklaşmayacak. Ancak elbette HDP, CHP'ye giden bazı seçmeni kendisine çekecektir. Kişisel kanaatim, bu hamleden Ak Parti'nin kazançlı çıkacağı yönündedir. Ak Parti'ye giden Kürtler, son dönemdeki siyasi dil ve pratikten dolayı bir bıkkınlık içerisine girmiş ve haklı ve makul bir siyaset geliştirecek olan BDP'ye dönüş eğilimine girmişti. Ancak HDP ile birlikte bunun pek mümkün olacağını sanmıyorum. Özellikle Ak Parti'ye giden oylar daha çok inanç temelli yaklaşımlardan olunca da, daha ilk günlerinde Sayın Levent Tüzel'in başörtüsü ile ilgili açıklaması durumu şimdiden netleştirmeye başlamıştır. Gerçi Sayın Tüzel, açıklamasının ardından verdiği mülakatla konuya açıklık getirmeye çalıştı ancak mülakat ikna etmeye yetmedi. 

Ezilen ve acı çeken Kürt halkını, ezmeden ve küçük düşürmeden siyaset yapmak pekala mümkün. Ancak Kürtlerin enerjisini ve gücünü HDP yoluyla Türk soluna teslim etmek, Kürtleri ezmek ve küçük düşürmektir. 

Ben kendi payıma HDP ve yeni siyaset okumasına başka bir perspektifle bakmak için modern Kürt öyküsü ve romanının önemli isimlerinden Dilawer Zeraq'ın Mirina Bêsî (Gölgesiz Ölüm) adlı romanını okuyacağım tekrar. Türkiyelileşme temayülüyle birlikte meydanlarda hangi sloganların atılacağını belki o romanın zamanında duvarlara hangi sloganların yazılacağını tartışanlarla daha iyi konuşurum. 

DUVARA DAİR: 
Ev'i severim. Mahremiyetin ve muhafazanın olmasına olan inancımdandır. Ancak Kürtler arasına tellerden sonra bir de duvarların örülmesi kabul edilemez. Eğer bir duvar örülecekse de bu duvarın örüleceği yer orası değildir. Haritalar üzerindeki Kurdistan sınırları bellidir ve örülecekse bir duvar o sınırlar boyunca örülmelidir.

  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89