• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 5 °C

HDP mi MHP mi?

Gökhan Bacık

Seçime yaklaşırken önümüzde ilginç bir durum var.

Birbirine zıt yerlerde duran MHP ve HDP’nin önünde benzer büyük fırsat alanları duruyor. Her iki parti de akıllı bir siyaset izlerse “daha geniş kitlelere ulaşabilecek” durumda.

MHP, SP veya BBP gibi partiler ile “geçici ittifaklar” yaparak hatta yapmayarak bile oyunu artırabilir.

HDP de aynı şekilde “çekirdek Kürt milliyetçisi parti” olmak görüntüsünden çıkarak “Türkiyeli bir kimlikle” oy oranını artırabilir.
 
Birinci konu liderin performansıdır
 
MHP veya HDP’nin bunu yapıp yapamayacağında ilk belirleyici liderin rolüdür.

Açıkçası Selahattin Demirtaş başarılı bir tablo çiziyor. Hayatı boyunca Kürt siyasetine ilgi duymayanlar bile “adam iyi konuşuyor” tadında Demirtaş’a ilgi duyuyor.

Ancak Demirtaş’ın önünde iki tane engel var: Birincisi, Kürt siyasetinin “Erdoğan ile pazarlık yaptığı imajı.” Bu imaj, HDP’nin sanki demokrasi gibi konularda “pazarlık hatırına” sustuğu, alttan aldığı algısını zaman zaman oluşturuyor.

İkincisi, Türkiye’de yaşayan insanların çoğu için PKK ve Öcalan son derece olumsuz kavramlar. Demirtaş’ın ve partisinin “Türkiyelileşmesi”, PKK ve Öcalan ile arasına “halk tarafından anlaşılır” bir mesafe koyması şart.

Devlet Bahçeli ise biraz daha görünür olmak zorunda. Dünyada ülkesinin 3. büyük partisi olup bu kadar az canlı yayına çıkan bir lider muhtemelen yoktur.

İkinci önemli konu “sahicilik.” Bahçeli aşırı şekilde “devlet adamı” havasında. Halbuki seçmen “sahicilik, gündelik hal, sıradanlık” talep ediyor.

Yolsuzluk konusunun ayyuka çıktığı bir ortamda bu konularda “hiçbir olumsuz sicili olmayan” Bahçeli “daha gündelik hareketler ve laflarla” çok büyük bir fırsat alanını kullanabilir.
 
Provokasyon konusu
 
Hem MHP hem HDP kolay ‘provoke edilebilir’ bir zemin üzerinde.

Seçimlere günler kala mesela “Cizre’de ortalık karışırsa” HDP’nin geniş toplumsal albenisi zarar görebilir. O nedenle Demirtaş’ın bu konuda “ön alıcı sert açıklamalar” yapması şart.

Ancak provokasyon siyasette illa şiddet ile olmuyor. Özellikle MHP’ye yönelik daha “siyasi provokasyonlar” olabilir.

Hatırlanacağı üzere daha önce seçimlere günler kala “Türkçe ezan tartışması” gibi nitelikli provokasyonlar MHP’ye büyük zarar vermişti.

SP ve BBP ile seçim işbirliği konusunda zaten bir süredir MHP’ye yönelik pek çok nitelikli provokasyonun yapıldığı artık Ankara dedikodularının günlük konusu.

Benzer nitelikli provokasyonlardan Demirtaş da zarar görebilir. Türkiye sinir uçlarına kadar gerilmiş halde. “Bir açıklama” bile kitleleri gücendirebilir.

Tabir-i caizse Selahattin Demirtaş seçim sonuçları açıklanana kadar buz üzerinde yürüyecek gibi görünüyor.

Şunu unutmayalım Kürt siyasi hareketinin “bütün Türkiye’de kabul edilen ilk lideri” Selahattin Demirtaş’tır.
 
Dostların zararı
 
Siyaset rakipler arasında yapılır. Ancak Türkiye’de seçim sürecinde asıl sıkıntıyı dostlarınız verir.

Örneğin, aday listesinde şansını kaybeden “dostunuz” gidip sizi karşıdan vurmaya kalkar.

Türkiye’de siyaset menfaat üzerine kurulu olduğu için “işi rast gitmeyen partili liderin düşmanı” olur. Bu risk hem MHP hem HDP için yüksek düzeyde mevcut.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89