• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin 2 °C

HDP mi, AK Parti mi?

Mümtaz er Türköne

HDP, oluşmakta olan siyasî yapının önemli kilit taşlarından biri haline geldi. Kilit taşı, çatıyı ayakta tutar ve diğer taşların da yerinde kalmasını sağladığı için encamından büyük bir görev yerine getirir.

Çekerseniz yapı çöker; ama netice de kilit taşı da şekli biraz farklı olsa da bir taştır, başka yerde hiçbir işe yaramaz. Taş, yerinde ağırdır. Siyasî yapı, siyasî partilerden başlayarak devlet bürokrasisi başta olmak üzere, ekonominin ve sivil toplumun dahil olduğu bir iktidar düzeneğidir. Bu yapının ayakta kalması ve görevini ifa etmesi halkın rızasına, yani meşruiyetine bağlı. HDP'nin kilit taşı niteliği bu yapıya sağladığı kısmî meşruiyetten geliyor.

HDP, -iktidar gücü bir kenara- 2002'de AK Parti'nin Türkiye Partisi rolünü, farklı bir bağlamda üstlenmiş durumda. AK Parti Kürtlerden de oy alabilen bir parti olduğu için, devletin uzun terör yıllarında Kürt vatandaşları nezdinde kaybettiği meşruiyetini yeniden inşa etmiş ve özellikle bu hizmetinden dolayı hükümet etmesine, askerî vesayet altındaki devlet iktidarı tarafından isteksiz de olsa izin verilmişti. 2009'da Kürt açılımının başlamasıyla askerî vesayet düzeninin tasfiyesi bu yüzden atbaşı gitti. Bugün her şey değişti; artık Kürtlerin partisi bir Türkiye partisi olmaya AK Parti'den daha yakın duruyor. “HDP'nin yüzde 13'ü içinde ne kadar Türk oyu yer alıyor?” sorusundan daha önemli bir soru var: HDP'nin oyu içinde, şu veya bu şekilde seperatist (ayrılıkçı) eğilim taşımayan ne kadar Kürt oyu var? Bu sorunun cevabı, “Türk oyu” hesabından daha önemli; çünkü HDP'yi Türkiye partisi haline getiren asıl faktör “Türkiye içinde çözüm”den yana olan Kürt oyları. Kandil'den, kahvehane ağzıyla seçim yorumu yapan ve politika empoze eden Karayılan, Kalkan, Karasu ve Bayık gibi PKK şeflerinin hem kendi aralarındaki çelişkileri hem de yüzeysellikleri, HDP'nin sahada öğrendiği bu inceliği anlamamış olmalarından kaynaklanıyor.

13 yıllık AK Parti iktidarının son dönemini münhasıran Erdoğan otokrasisi olarak nitelersek, HDP'nin üstlendiği kritik rolün önemi daha kolay anlaşılılır. AK Parti'yi “Kürtlerin de partisi” haline getiren muhafazakârlığından önce demokrat vasıflarıydı. Az oldukları için ancak anayasal-demokratik güvencelerle kendilerini “eşit” hissedebilen bir toplumun otokrasi ile uzlaşması imkânsızdır. Çoğunluk despotizmi, önce azınlığı baskı altına alır. Nitekim MİT-Öcalan Süreci'nin bu otokrasinin dar labirentlerine, yani Erdoğan'ın iki dudağının arasına sıkışması olacak işi olmaza sokmadı mı? Otokrasi otokratik yapıları muhatap alır. PKK şefleri bu süreç kendilerine olağanüstü bir pozisyon sağladığı için memnundu, HDP'nin seçim başarısından duydukları huzursuzluğun sebebi de bu olmalı.

PKK Tel Abyad'da faşizan bir etnik temizlik gerçekleştirdi ve Suriye'de bir Kürt kuşağı oluşturmak için diğer kantona doğru ilerliyor, maliyeti ağır bir stratejiyi adım adım uyguluyor. Konjonktüre bağlı bu kazanımların hiçbiri kalıcı olamaz. Cihatçı selefilik Arapların da, Türklerin de Kürtlerin de cehennemi. IŞİD belası geçici değil, nesiller boyu kalıcı bir sorun. HDP'nin bölgedeki Kürt varlığını, Türkiye'nin stratejik çıkarlarına uyumlu hale getirmek için göstereceği gayret, PKK'nın silahlı gücünden daha önemli. Ne bölgesel dengeler, ne de Kürt sorunu 2002'deki gibi değil. AK Parti'nin bu fasılda varlık gösterebilmesi için fabrika ayarlarına dönmek yerine, bütün sistemini güncellemesi lâzım. Otokrasi de, PKK'nın politbürosu da bu güncellemenin içinde kendine yer bulamaz.

Herkesi mutlu edecek bir çözümden çok, kavga-döğüş yerine aklın galip gelmesini dileyebilir, Erdoğan'ın yerine HDP'yi yerleştirip AK Parti'ye çalacağı yeni kapıyı gösterebiliriz. Bu evrede aslında birbirini en iyi anlaması gereken iki parti MHP ve HDP. Bölge gerçeklerini özümsemek kaydıyla.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89