• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 2 °C

HDP Kongresi’nin ardından...

Ömer Ağın

22 Haziran 2014 pazar günü Ankara’da HDP kongresini izlerken kimi konuşmacıların yaptığı konuşmaların çağrışımı sonucu olsa gerek, bir anda 1965 yılında beri “aktif” olarak içinde olduğum politik denizin kimi siyah ve kalın çizgileri bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti...

Ulus ile Öcalan’ın kavramlaştırdığı ve sıkça altını kalın çizgilerle çizdiği demokratik ulus arasındaki nitel farkı nasıl anlamalıyız ve bu farktan (politik, felsefi, ekonomik ve de mülkiyet biçimi açısından) dolayı günümüzün politik pratik yol haritasını nasıl dizayn etmeliyiz? Nasıl bir ulus anlayışı günümüzün sorunlarının çözümüne katkı sunabilir? Buna bağlı olarak klâsik ulusal birliğin ötesinde değişik halkların ya da ulusların organik ortak değeri olan ve tarih sahnesine yeni çıkmaya başlayan “demokratik ulus”u birden çok halkların ve ulusların birliğine dayandırarak yeni enternasyonal bir halk yaratılabilir? Sosyalizme yönelen, sömürüyü şimdiden ilke olarak reddeden ve onun pratik adımlarını atan demokratik özerkliğin ya da geniş anlamıyla üretimi demokratikleşmeye götüren “demokratik ulus” olmadan yol almak mümkün müdür? Sayın Öcalan’ın ete ve kemiğe bürüdüğü bu yolda nasıl yürüyeceğiz?

Devrimci pratiğin neresindeyiz? Kişisel hesaplarla, hareketin ve halkın kazanımlarını kalkan yapıp kendi yeteneksizliklerini ve zaaflarını örten, eleştiri ve özeleştiriyi geliştirmek yerine devrimci olmayan grupçu otoriteyi her zaman sığınak olarak kullanan bir yöntemle bir yere varılamaz. Özellikle geçmişte “ortak örgütlenen” hemen hemen tüm sol grupların tarihi bu zaaflarla doludur. Legal alanda çalışan çoğu Kürt kadrolarda da bu illetin izlerini bulmak hiç de zor değildir.

Demokratik ulusal birliğin, halkların “enternasyonal” birliğine daha şimdiden yaptığı katkı ne olacaktır ve en başta farklı diller olmak üzeren, değişik kültürleri yeni bir potada eşit, kardeşçe ve üretime dönük yol almasını sağlamadaki katkısı nasıl olacaktır? Sayın Öcalan, her seferinde bu kavramların altını çizerken, bizlerin önüne koymanın ötesinde bu görevin nasıl bir parti ile nasıl bir çalışma tarzıyla yerine getirileceğini de yorulmadan anlatmaktadır. Politik hattını anlamaya ve uygulamaya çalışmaktır. Önümüzde duran ve gün geçtikçe de büyüyen sorunları cesaretle ele almak, şeffaf, demokratik ve “evsahipliğe” kibirliğini ve üstenci tavırları bir tarafa koyarak tartışıp yol almak zorundayız. “Ortak mücadele” geleneğinden gelen, saflarında mücadele ettiğim partinin (TKP) merkez birimlerinde görev üstlenmiş, politik büronun bir organı olan “Ulusal Seksiyonda” çalışan üç kişiden biri olarak ve “Kürdistan Yöre Komitesi” sekreteri olarak sorumluluk üslenmiş, en önemlisi on beş seneye yakındır da Kürt Özgürlük Hareketi saflarında değişik partilerde ve değişik yerlerde çalışmalar yürütmüş kişi olarak gördüğüm, öğrendiğim konuşup tartışmak zorundayım.

Bugüne kadar yarattığımız yasal partilerin eksiklerinin başında neler geliyor diye düşündüğümüzde, parti içi demokrasinin yeterince olmayışının birinci sırayı aldığını söylemek gerekir. Kadro seçmede, yetiştirmede ve yerleştirmede devrimci ilkelerin bir hayli gerisinde kalındığına hep tanık olmaktayız. Sarmalın bir üst halkasına sıçramak için eleştiri ve özeleştiri yöntemini gereğince çalıştırmak yerine, “birlikte hareket etme” avantajı önde yürüdü. Bu da “erken gelen yeri kapar” anlayışını klişe bir çalışma haline getirdi ve kimilerini dokunmaz kıldı. Dahası halkla aralarında bir mesafe oluştu adeta bir “elitler grubu” yaratıldı. Sorunları gerekli organlarda ve şeffaf bir şekilde ele alıp gidermek yerine “ara koridorlarda” ve özgün yöntemlerle yol alınmak istendi. Güncel devrimci görevleri ısrarla dile getirmek yerine, vitrinlere seslenmek alışkanlık haline geldi... Kuşkusuz arkamızda kalan sayısız engeller var. Terside doğrudur. Bizleri dağıtan, zaaflar yaratan ve bu zaafları günümüze kadar taşıyan sayısız başarısızlığımız da var. Bizi kuşak TİP’in nasıl dağıldığını biliyor. Bu nedenle de olsa Kürt Özgürlük Hareketi’nin başarıları herkes için bir küpe olmalıdır... Yol uzun. Yazmaya ve konuşmaya, en önemlisi de çalışmaya devam edeceğiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89