• BIST 82.130
  • Altın 147,965
  • Dolar 3,7924
  • Euro 4,0583
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

HDP beklentileri yerine getirecek mi?

Gökhan Bacık

Normal şartlar altında HDP’ye oy vermeyecek önemli sayıda seçmen, yaklaşan seçimlerde bu partiyi destekleyecek.

Beklenti HDP’nin yüzde 10 seçim barajını aşarak “ülkedeki siyasi dengeleri değiştirmesi.” “Geçici” veya “zorunlu nedenlerle” HDP’ye oy vermeye hazırlanan seçmenler, bu partinin mutlaka kendi beklentileri yönünde davranacağını varsayıyorlar.

Peki, HDP bu beklentileri yerine getirecek mi?
 
Soru işaretleri
 
Türkiye’de otoriterleşme başta olmak üzere sorunlar yeni ortaya çıkmadı. Artan dozda son üç yıldır Türkiye ciddi sıkıntılar yaşıyor.

HDP ve genelinde Kürt hareketi ile ilgili ilk soru işareti geçen üç yılda bu hareketin başta otoriterleşme olmak üzere AKP hükümetine karşı olması gerektiğinden fazla hoşgörülü olduğudur.

Kürt siyasi hareketi yüksek dozda protest bir harekettir. (Burada sokak olaylarını katiyen ima etmiyorum.) Buna rağmen Kürt siyaseti bazı ciddi otoriterleşme sorunları dahil gelişmelerde çekinik durmuştur.

Bu çekinikliğin temel nedeni hükümet ile yürütülen müzakerelerdir.

“Müzakerelerin hatırına bazı şeylere göz yummak” siyaseten kabul edilebilir bir şeydir.
Son tahlilde Kürtler de siyaset yapıyor ve Türkiye’de siyasetin özü siyasal menfaattir.

Ancak daha geniş bakarsak şöyle bir sıkıntı var: Irak’ta Saddam rejiminin zayıflaması ile başlayan ve içine Suriye’nin de girdiği büyük resimde Kürt siyaseti her zaman grup çıkarını merkeze koymuştur.

Benzer bir durum Türkiye’de de olur mu? Veya oluyor mu?

Açık sormak gerekirse… Kürt siyaseti önüne iyi bir teklif gelirse grup çıkarını öne koyar mı?
 
Senaryolar
 
7 Haziran gecesi HDP’nin oyunun yüzde 9.5 veya yüzde 9.8 olduğunu düşünelim. Burada ilk soru şudur: HDP ve tabanı buna ne diyecektir?

İkinci soru da şu olsun: HDP’nin oyu yüzde 11 çıksın. HDP ne yapacaktır?

Her iki durumda da HDP’nin ne yapacağı sorusuna cevabı vereceklerin başında Abdullah Öcalan geliyor.

Birbirine zıt gibi görünse bile bu iki farklı sonuç (yani TBMM dışında veya içinde kalmak) HDP’nin hükümet nezdinde pazarlık gücünü çok artırır.

Mesela hükümet de bu durumların birinde “pazarlık gücünü artırmak için” el altından Öcalan’ın diyelim ki altı ay içinde serbest bırakılacağı sözünü verirse ne olur?

Veya hükümet “TBMM dışında kaldınız, bense güçlü olarak geri döndüm. Size özerlik dahil haklarınızı vereceğim ancak masadan kalkmayın, tekrar oturun” derse ne olacak?
Meclis’e girse de dışında kalsa da bu kadar yüksek kalibreli politik vaatler HDP’nin kimyasını bozar mı?

Burada kritik konu şudur: Kalabalık bir kitle, HDP’ye Türkiye’nin otoriterleşme, yolsuzluk gibi ulusal sorunları hakkında bir misyon gömleği biçiyor. Ancak HDP’nin hayati politik hedefi ne olacak?

HDP kendisine giydirilmek istenen bu “ulusal misyon gömleğini” mi giyecek? Yoksa “siyasi pazarlığın tatlı dalgalarında” Kürt grup çıkarlarının peşine düşmek tarafına mı savrulacak?

“HDP bunların ikisini de aynı anda neden yapmasın?” denebilir. Teorik olarak bu mümkün. Ancak pratik ne kadarına izin verir zamanla görülür.

Ayrıca öte taraftan bu tartışmanın sonucu, Kürt siyasetinin çıkardığı “ilk ulusal yüz” olan Selahattin Demirtaş gibilerin de siyasi kariyerini belirleyecek.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89