• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -5 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -2 °C

HDP barajı aşıyor mu?

Abdülkadir Selvi

ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass ve Adana Başkonsolosu Espinoza, 8-10 Mart tarihleri arasında Diyarbakır'daydı. Önemli görüşmeler yaptı.

Şehrin kanaat önderleri, siyasi temsilcileri ve akademisyenlerden oluşan sınırlı sayıda davetlinin katıldığı bir grupla bir araya geliyor.

7 Haziran seçimlerini ve çözüm sürecini de yakından ilgilendirmesi açısından bu görüşmeyi mercek altına aldım.

Görüşmeye katılanlarla konuştum, verilen mesajları değerlendirdim. Önemli noktalar ortaya çıktı. Bu yüzden paylaşmak istedim. Görüşmeye katılanlar isimlerinin yazılmamasını istediği için bu kurala saygı duyuyor isimleri belirtmiyorum. Bunun üzerine komplo teorileri kurulacak bir olay değil, sadece dar kapsamlı özel bir görüşme olduğu için bir hassasiyet ortaya çıktı. Benim yapmam gereken ise buna saygı duymak.

Görüşme iki nokta üzerine odaklanıyor.

1-Çözüm süreci

2-HDP'nin barajı aşıp aşmayacağı konusu.

ABD Büyükelçisi daha çok dinlemeyi tercih ediyor. Katılımcılara HDP'nin barajı aşıp aşmama ihtimali üzerine sorular yöneltiyor. Türkiye nereye gidiyor, çözüm süreci ne oluyor konusunda kanaatlerini öğrenmek istiyor. Katılımcılar arasında HDP'nin barajı aşacağını savunanlar olduğu gibi, barajı aşma ihtimalini zor görenler de çıkıyor.

Çözüm sürecine ilişkin daha pozitif değerlendirmeler yapılıyor. Halkın süreci desteklediği ve devam etmesi gerektiği üzerinde duruluyor.

Büyükelçi görüşmenin sonuna doğru söz alıyor ve üç önemli mesaj veriyor.

1-HDP'nin barajı aşıp aşmayacağı konusunda bir şey söylemiyor. Ama HDP'lilere dönerek, ” Hiçbir parti korku ve şantaj üzerinden insanlardan oy alınmaz. Bu uzun vadeli bir politika olmaz. Oy almak için insanlara umut verin” diyor.

2-Çözüm süreci devam etmeli. ABD olarak çözüm sürecini güçlü bir şekilde destekliyoruz.

3-Yine HDP'lilere dönmek suretiyle bu mesajını veriyor. “Burada hiçbir şekilde çatışmaya yer yoktur. Türkiye, bölgesinde nadir istikrar adası ülkelerden biri. Türkiye'nin bu özelliği korunmalı”

Selahattin Demirtaş'ın dilindeki yumuşamada bu tür telkinlerin etkisi var mı bilinmez ama dilin yumuşadığı kesin.

ABD Büyükelçisi terör ve şiddet konusunda çok net bir uyarıda bulunuyor:

“Teröre dönerseniz bunu Batı'ya anlatamazsınız. Çünkü Türkiye, İran, Irak ve Suriye değil”

Büyükelçi konuşmasının bir yerinde, ”Evet Türkiye'de sorunlar var. Biz de bunun farkındayız. Tek adamlığa yönelme gibi” diye başlayan cümleler kuruyor ama oraya fazla girmek istemiyor Türkiye'nin rolüne ilişkin daha çok pozitif mesajlar vermeyi tercih ediyor.

Bu seçimlerde iki nokta ön plana çıkıyor.

1-HDP barajı aşacak mı?

2-AK Parti Başkanlık sistemini getirecek bir oy oranına ulaşacak mı?

HDP'nin barajı aşması konusunda ilginç bir denge ortaya çıktı. HDP, Kürtlerden alabileceği oyu alıyor. Ama bu aşamada aldığı Kürt oyları HDP'nin barajı aşmasına yetmiyor. HDP'nin barajı aşabilmesi için Alevi oylarına ihtiyacı var. Geçen seçimde muhafazakar oylara yönelen HDP bu kez, rotayı Türk solu ve Alevi oylarına kırdı. Bunda kısmen de sonuç almaya başlamıştı. HDP'deki Alevi oyları bir süredir yükseliş halindeydi. Alevilerin yüzde 2.5'i HDP'yi tercih ederken son dönemlerde bu oran yüzde 15'e kadar yükselmişti. Ta ki geçen haftaya kadar. Neden geçen hafta? Çünkü CHP'de önseçim oldu ve Alevi adayları büyük bir başarı gösterdiler. Alevi oylarının HDP'ye geçişini durdurdu. Bu geçici mi yoksa kalıcı mı olacak, onu izlemekte yarar var. Çünkü Alevi oyları gitmediği sürece HDP barajı aşamıyor. HDP'nin barajı aşabilmesi için Alevi oylarına ihtiyacı var. Onlar da bunun farkındalar. İzmir de bile Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısına güçlü bir Alevi aday çıkarmaya hazırlanıyorlar.

Başkanlık sistemiyle ilgili tartışmalara ise yine Kürt penceresinden, 2015 yılının başında Diyarbakır'ı ziyaret eden ABD'nin Adana'daki Başkonsolosu John Espinoza'nın görüşmeleri ışığında bakmak istiyorum.

Bölgede entelektüel birikimi ile ön plana çıkan bir kanaat önderi, ”Başkanlık sistemine olumlu bakıyorum. Sistem değişikliğine ihtiyaç var. Biz Kürtler 80 senedir bu sistemden çok çektik” deyince Başkonsolos, ”Bu tek adamlığa gider” diye itiraz ediyor. Konuşmanın devamını notlarımdan kısaltarak aktarmak istiyorum.

-ABD'de de başkanlık sistemi var. Siz de niye tek adamlığa gitmiyor?

-Bizde sivil toplum çok güçlü.200 yıllık demokrasi deneyimimiz var. Bizdeki demokrasi kültürü, tek adamlığa götürmez. Sistemi dengeleyen mekanizmalarımız var.

-Bizde de sistemi dengeleyen mekanizmalar var. Biz de darbelerle kesintiye uğrasa da ısrarla demokrasiyi deniyoruz. Biz Osmanlı'dan çoğulcu bir yapıdan geliyoruz. Osmanlı çoğulcu bir sistemdi. Başkanlık sistemi bize daha uygun, şimdi yaşadığımız parlamenter sistem yapımıza uygun değil.

Bu kez roller değişiyor. Bu kez kanaat önderi AB Başkonsolosuna soruyor.

-Cumhurbaşkanımızla bir sorununuz var mı?

-ABD olarak bizim bir sorumuz yok. Ama o bizi bazı şeylerden sorumlu tutuyor. Bizim paralel yapıyla işbirliği içinde olduğumuzu düşünüyor.

1-Mısır darbesi

2-Filistin-İsrail olayı

3-Paralel yapı da ABD'nin katkısı olduğunu düşünüyor. Bizim paralel yapıya bir dahlimiz yok. Fetullah Gülen orada yaşayan birisi.

Sohbetin bu bölümünde kanaat önderi, ”Biz Kürtler ve Türkler bunu başaracağız. Çözüm başarıya ulaşacak ve biz Ortadoğu'ya model olacağız” diye sözlerini bitiriyor. Başkonsolos ise manidar bir değerlendirme yapıyor:

“Ortadoğu'daki yangın kolay kolay sönmez. Türkiye'de de etkileri olur. Türkiye'yi yalar geçer”

Bu çok önemli bir söz.

Gezi'den bu yana tüm çabalar Ortadoğu'daki yangını Türkiye'ye taşımak için değil mi?

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89