• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 23 °C

HDP

Ufuk Uras

Seçimlere az zaman kaldı. Gladyonun birçok bölgede HDP yöneticilerine, bürolarına, araçlarına sistemli saldırıları kaygı verici. Seçimlerde kamu güvenliğini sağlaması gereken AKP iktidarı, saldırgan güruhla birlikte parti tabelalarını bile sökmeye cüret edebiliyor. Muhtemelen katillerin, çetelerin serbest bırakılmasıyla birlikte bu tempo artabilir. Berkin Elvan gibi çocuklarımızın katilleri özenle korunurken, diğer katil ve çetelerin rahatlıkla salınabildiği AKP iktidarıyla en başa döndük yine. Yeni Türkiye iddiası eski Türkiye ile sonuçlandı. Seçim faaliyetiyle ilgili güvence olmayınca o seçimin meşruiyetinden bahsedilebilir mi? Kendi güvenliğini kendi mi sağlayacak, saldırganlara anladıkları dilden mi cevap verecek Parti? Bunu mu istiyorsunuz yoksa? İşin vahim tarafı yurttan sesler korosu gibi hemen tüm partiler bu vandalizmin bir parçası olabiliyor. Sosyal paylaşım ortamındaki bir aleyhte nakarat geçerli değil tabii ki: Herkes özgürce ve eşit bir biçimde siyasi faaliyetini sürdürmeli, bir engelleme olmamalı ve bu durum herkes için geçerli olmalı. MHP’ye yönelik saldırı cinayetle sonuçlandığında ilk tepki veren biz olmadık mı? Siyasette bu siyasi kıyıma sessiz kalanların, siyaset yapma hakkı gibi bir basit ilke çerçevesinde bile dayanışma için yanyana gelemeyenlerin hazin öyküsü ibretlik derslerle dolu.

Tarihimizde bu halin ipuçları bulunuyor ve bu yüzleşmeme inadı aynı resmi retoriğin siyaseten tekrarlanmasıyla kendini yeniden üretiyor. Ezilenlerin tarih bilgisi ve deneyimi birbirini tamamlıyor. Resmi tarihin reddi mirasını yapmayı bir yana bırakın, bu tektipleştirici mirası yiye yiye bitiremediler. Hep geçmiş yanlışların örtbas edilmesinden yana olduklarından, sağlıklı bir gelecek tahayyülü de oluşmadı. Toplumların her zaman belirli bir olumlu istikamete doğru yürüdüğü şeklindeki, insan iradesinin önemini hafifseyen determinist yaklaşımlar geçerli değil. İlerlemeler tarihte ne kaçınılmaz, ne süreklidir, atlamalar, sıçramalar, hep aynı yönde olmuyor. Strauss’un da işaret ettiği gibi satrançtaki atın hareketi gibi ilerleyen tarih, içinden çıkılmak koşuluyla insanı her yere götürebiliyor. Yaşamın anlamını yaşamdan ve tarihten beslenerek kurguluyoruz. Yaşamın anlamını resmi dünyanın dışında kurgulamayanların, bu tarihi sabitlemelerine ne demeli? Şimdiki ve geçmiş zamanı dondurmak aslında yaşamı mumyalamaktır. İnsanların geçmişine ipotek koyanlar aslında geleceğine koyuyordur. Geçmişi kontrol eden geleceği, bugünü kontrol eden de geçmişi kontrolüne alıyor. Faşistler bildiklerini yapıyorlar, şaşırtıcı bir durum yok, ama rejimin askerliğini yapmayı solculuk diye takdim edenlere ne demeli? Ali İsmail Korkmaz, Deniz Gezmiş tişörtleriyle lince katılmak nasıl bir akıl tutulması ve şovenizmdir?

Bilinen bir retorik var, geçenlerde İstanbul Barosu Başkanı da tekrarladı. Tek parti dönemi otoriterizmini, aynı tarihte Batı’da da otoriter rejimler olduğu savıyla meşru kılmaya çalışmak. Peki, Batı’da aynı zaman diliminde, oraların solcuları bu otoriterizme, tektipleştirmeye eleştirel mi bakıyorlardı, yoksa rejimin bekçiliğini mi yapıyorlardı, sorusunun yanıtını hep karartma yoluna gidiyor bizim sol milliyetçiler. Ne biliyorsak merakımız da o kadar oluyor. Nedense resmi malumat bazılarına ahkâm kesmek için yeterli olabiliyor. Solun görüldüğü her yerde ezilmesini solculuk diye takdim edenler, bugün yine aynı hatta barışı ezmek için ilerliyorlar.

AKP otoriterizmine karşı olanların başka bir tarihsel otoriterizme sırtını dayamaları en büyük açmazları. Geçmişi olmayanın geleceği olmuyor, ama ne geçmiş yekpare ne de gelecek. O yüzden tarihsel, toplumsal hafızanın canlı tutulması önem taşıyor. Hafıza yoksa anlamın kendisi de olmuyor. Nazilerin “unutmak özgürleştirir” demeleri sebepsiz değildi. Unutmanın köleleştirdiğini en iyi onlar biliyordu. Kamuoyu vicdanı toplumsal hafıza ile ilerliyor. Her türlü dışsal otorite karşısında vicdan denilen içsel mahkemenin kendisidir zamana hükmeden; O hayatın hakemidir. Unutmayalım ki ancak vicdanlarda yer eden bir siyasi hareket tarihi belirler.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89