• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 16 °C

Hayırlı Perşembe

Yıldıray Oğur

Haramidere’de oturan, çöplerden hurda toplayıp satarak geçimlerini sağlayan Ateşli ailesinin telefonu çaldı bir akşam. Arayan İzmir Foça’da askerlik yapan oğulları Özkan’dı. “Ne olur bana bir uçak bileti alın, bayramda orda olayım” diyordu. O bilet alındı. Tam 100 tane lira buldular. Tek tek birer liraları toplayarak 100 lira yaptılar ve oğullarını bayramda yanlarına getirdiler. Beyaz üniformalar içinde gönderdikleri Foça’dan kırmızı tabuta sarılı olarak geldi 20 yaşındaki Özkan’ın cenazesi. Geriye 16 yaşındaki eşi Dilara ile biri altı aylık iki çocuğu kaldı.

Necati Güneş
1986 yılında Van’da doğdu. Ankara’ya üniversite okumaya gitti. Yurtlarda Kürt olarak barınamadı, üç arkadaşıyla ev tuttu. Bir Newroz’dan sonra yasadışı gösteriye katılma suçuyla polis evlerini bastı, gözaltına alındı, bırakıldı, aynı anda rektörlük okuldan uzaklaştırma kararı verdi. Yetmedi, ev sahibi de evi boşaltmalarını istedi, eşyalarını kapının önüne koydu. Van’a döndü, Eğitim Sen lokalini polis bastığında yeniden tutuklandı, dokuz ay hapis yattı. Çıktı yeniden okuluna dönmek için Ankara’ya gitti. Ama sicili önüne çıkarıldı, tehditlere, baskılara daha fazla dayanamadı, 3. sınıfta okurken 2009 yılında dağa çıktı. O dağa çıktığında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kürt sorununda güzel şeyler olacağını söylediği uçak seyahatinden dönmüş, Başbakan Erdoğan açılım için çoktan düğmeye basmış, Oslo süreci çoktan başlamıştı. Bir yıllık gerilla olarak gönderildiği Şemdinli’de bir karakol baskını sırasında hayatını kaybetti.

İzmir Foça’da yaşayan 59 yaşındaki çiftçi Yusuf Kafalı, yanında şoför olarak çalışan 55 yaşındaki Zekariya Toksuz’u da alarak tarlalarını sulamaya gitmişti. Karşı köyde yaşayan 46 yaşındaki Bahri Şirin de tarlasını sulamak için evden çıkmıştı. Geç vakit olmuş, üçü de evlerine dönmemişti. Aileleri Jandarma’ya başvurdu. Aramalardan sonra üçünün cesedi de sulama kanalında bulundu. Başlarından birer kurşunla vurulmuş olarak. Hiç düşmanları yoktu, kendi hâllerinde üç yaşlı çiftçiyi kim başlarından vurmuş olabilirdi. Gerçek aylar sonra ortaya çıktı. Onların vurulmasından iki gün sonra o civarlardan geçen bir askerî araca saldırı düzenlenmişti. Saldırıyı düzenleyenler bir süre sonra yakalandı. Ve üç çiftçiyi saldırı için keşif yaparken kendilerini gördükleri için vurduklarını itiraf ettiler.

18 Mart 2011 günü sabahı Bingöl’ün Kiğı ve Adakları ilçeleri arasındaki vadide bir grup PKK’lının tespit edilmesi üzerine çıkan çatışmada dört PKK’lı öldürüldü ve iki korucu ağır yaralandı. Çatışma haberi, ateşkes sürecinin istisnai çatışmalarından biri olması dışında dikkat çekmedi. Öcalan’ın kesin emri olduğu için ateşkes nedeniyle PKK’lılar zorunlu kalmadıkça çatışma olabilecek alanlara çıkmıyor. Saklandıkları yerlerde kalıyorlar. Zaten dışarıda yarım metre kar vardı. Peki, sayıları dokuz olarak ifade edilen bu PKK’lı grup kar kış altındaki Bingöl’de, hem de sabah saatlerinde niye tespit edilebilecekleri açık bir alana çıkmışlardı? 18 mart gününe özel bir durumdu bu. O gün derbi günüydü. Akşam Galatasaray- Fenerbahçe derbisi vardı. Dokuz PKK’lı genç, akşamki derbiyi izlemek için saklandıkları yerden çıkmışlardı. Belki yakınlardaki bir köye, belki de cep radyolarının ya da televizyonlarının yayını çekebileceği bir alana gitmek için...

1994 yılında Bingöl’ün Yaylıdere ilçesi Yavuztaş köyü savaş uçakları tarafından bombalandı. Yakınlardaki bir karakola yönelik saldırıyı önlemek için düzenlenen saldırıda köyün muhtarı hayatını kaybetti. Evlatları devletle mahkemelerde baş edemedi. Olay örtbas edildi. Ta ki 16 yıl sonra MR çektiren kızları Songül’ün belinde görülen metal parçaya kadar...

Akmerkez’in önünden geçtiği saatlerde meydana gelen patlamada bir bacağı kopan
Ayten Bal, Siirt’te ablaları ve kız arkadaşlarıyla gittikleri kutlama yemeğinden dönerken arabalarına atılan roketle ablalarını, arkadaşlarını ve bir bacağını kaybeden 17 yaşındaki Nuran Evin, makarna yap geliyorum dediği annesinin ceset parçalarını topladığı Ceylan....

30 yıllık bu korkunç savaşın genç sayılabilecek bir yazarın beş yıldır yazdığı köşesine düşmüş acılarından küçük bir kesitti.

Çok kirli bir savaştı. Ben yazarken utandım. Çok acı yaşandı. Kimse masum değildi, kimse haklı değildi. Ölüme, acıya kılıf bulmaya çalışanlardan da utandım.

Ama işte bitiyor. Bugün eğer bir aksilik olmazsa bu kirli, bu korkunç savaş bitiyor.

Emeği geçenlere minnettarız. Adlarınız hep hayırla yâd edilecek. Bundan sonra ne yaparsanız yapın, bundan önce ne yapmış olursanız olun, artık hep bu barışla anılacaksınız. Tarih sizi bununla yazacak. Necatilerin, Özkanların, Nevinlerin, Ceylanların hayatlarını kurtaran kahramanlar olarak... Geç oldu, çok acı yaşandı, ama sonunda bitiyor işte.

Bugün çok güzel bir gün. Son 30 yılın en güzel bahar günü bugün. Bugün Hayırlı Perşembemiz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89