• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 13 °C

Hayata (hep) yenik başlamak

Güler Yıldız

‘’Olağanüstü hallerde doğdular, yetişkinliklerinde de sürdü bu olağanüstüleşen hal. Bir süre sonra olağandışı ayrılıklarla kendilerine sokaklarda farklı yazgı çizildi, onlar da bu yargının üstünde tek ayaküstünde koşturdu taşı. Bir gün yerde kaydırdıkları taşı suda kaydırmayı öğrendiler, sonra da boşluklara savurdular. Boşluğa atılan taş kafalara çarpmaya başladı ve o günden beri kendi yaşam çizgilerinde eli silahlı birileri taş kaydırdı hep. Zıplayıp duruldu gelecekleri üzerinde. Kemeken tarlasına düşmüş kirpiler gibiydiler. Büyüdükçe ‘’kuyruklu’’ ve bir gözlerinin köreltildiğini fark ettiler.

Aralarından bazıları sokakta, evinde, dağda, oturduğu ağacın altında ya da çöp kutusu başında öldürüldü. Eli silahlı adamlar çoğaldıkça, azalmaya başladı nefes alanları. Çabucak büyüdüler, ekmek telaşına düşürüldüler. Oysa daha sokakta oynanacak oyunları vardı.

Hayat bir futbol karşılaşmasıydı onlara göre ve baştan yenik giriyorlardı sahaya...’’

***

2006 yılında yazdığım ‘’Hayata Yenik Başlamak’’ sözü, Özgür Gündem gazetesi’nin 1 ay süreyle kapatıldığını öğrendiğimde yeniden anımsattı kendini bana... Kontrolsüz ama nedensiz olmayan öfkenin ulaşabileceği tüm alanlar zapt u rapt altında. Sokakta çocuklar, evde yaşlı kadınlar, komşuya gider gibi ya ölüme ya cezaevine giriyor; basit bir yanık izi taşır gibi işkence, eziyet görüyor, ırzlarına geçiliyor, travmaya sürükleniyorlar. Babasına işkencede söyletemediklerini el kadar kızına gözü önünde defalarca tecavüz ederek söyleten bir aklı kayıkların ülkesinde, kıç tarafından poyraz yiyoruz günbegün...

***

Psikiyatr Cemal Dindar’ın ‘’Biat ve Öfke’’ ile ‘’Öfkenin Dili’’ kitaplarını okuyunca, on yıldır başımızda sallanan deli sarkacın işlevini yeniden görmüş oluyoruz. Onu anlamaya ve yorumlamaya çalışmak dahi ne büyük çılgınlık! İfadelerin, tanımların, karşılık bulmaların yetersizliği ürkütmesin sizi; gerçek bir hasta ile karşı karşıyayız çünkü. Babasının öfkesini yatıştırmak için gidip onun ayakkabılarını öpen bir kurnaz-korkak oğuldan, milletvekili seçilmeyince öfkesinden bayılan, ama şimdi istediği her şeyi sabırla elde etmiş, artık meydanlarda meydan okuyan bir ‘’baba’’ yapıldı. Yapıldı, diyorum, yaratıldı değil! Tanrı da yaratılan değil, yapılandır çünkü...

Mecliste, kürsüde, balkonda her fırsatta salladığı o işaret parmağı, o gergin yüz; yaşadığı hayata karşı sur ördüğü midesizliğini daha sıkı kapatmak için aslında. Baba şiddetinden beslenerek bugünlere gelmiş bir adamın, onca çocuğun ırzına geçilmesine, sonra ödül niyetine tecavüzcüleri ile birlikte hava değişikliğine aynı avluya çıkarılmasına aldırış etmemesi bundan. 78 yaşındaki Elfo anayı 54 yaşında görmek istemesi bundan. Kendisi istediği için olması gereken şeyler olmadığında öfke krizine girip ‘’yakın, yıkın, öldürün’’ demesi de bundan.

Kabil’in efendisi gibi görüyor kendini belli ki... Biat ettiği hayatın kustuğu bir insan olarak, sadece kendi dar sokaklarında gezmeye mahkûm. Kürtlerden ve Alevilerden almaya çalıştığı intikamı başka türlü anlamak zor. İleri demokrasiden anladığı tek şeyin ‘’ölü taklidi’’ yaparak köprüyü bir türlü geçmeye çalışmak... Onca hay huy arasında ölü taklidi yapmasına bile gerek olmadığını anladığında asıl ağrı başlayacak gibi... Uludere’de önce öldürecek sonra ‘’sivil’’ şehit ilan edecek mantığı hangi duvara asmak gerek, ben bilemiyorum... Hayata hep yenik başlamak desem, daha mı az anlaşılır olurum?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89