• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 10 °C

Hayaller, bereler ve hikayemiz

Hamid Omeri

Odalarımıza kapanıp ağlamaya takatimiz yok.

Çünkü bir şehri terk etmekten ürküyoruz. Yataklarımıza uzanıp gözlerimizin önünden, göz perdelerimizi yırtıp kendini gösterecek trajedilerden kaçıyoruz. Gözler yorulup kendileri ile birlikte bizi de uykuya teslim ettiklerinde yaşanacak en iyi şey bir rüyadır.

Kuşlarımız göçtüler mi ne!

Güvercinlerimize ne oldu da kanatlarını o masmavi yoğunlukta çırpmaktan vaz geçtiler!

Bakın, bakın!

Rüyalarımıza gelen güvercin hala ürküyor. Hala gülümsüyor kederle. Söylediği herşeyin altında geçmişin kederini taşıdığı gibi, göz çizgilerinin arasından kayan o zarif gülümsemesinin altında da bir kederin sızısını taşıyor.

Başka bir şeyler söylemek ister gibi bakıyor da rüyamız dağılıyor. Bir yurdun koridorundan geçerek bir pencerenin pervazına sığınıyor. Bir balkonda bir mandal ile rengini güneşe bağışlamış çamaşır ipine konuyor.

Birbirimize yabancı değiliz aslında…

O kadar çok öldük ki ölümlerimizden birbirimizi tanıyoruz.

Küçük dukkanların darabaları ile şehirlere kusmasından bu yana biliyoruz ortak olan kederimizi.

O zamanlardan bu zamanlara hep gider olduk. Bir kaldırımda yüzükoyun yatışımız biraz da bundan.

Bir ayazın kokusu ta sırtımızdan yakalayarak ensemize hohluyor. Fırsat bulamamaktan bedenimizde gezinen o kan ile birlikte çarıklarımızı ve abalarımızı da alamadık. Bir köyden bir diğerine, bir ovadan bir diğerine geçerken sadece dikenler değildi kanımızı cerahete dönüştüren.

O ensemizdeki ayazın kokusuydu da aynı zamanda.

Belki de bu yüzden kaldırımlar eskiden de bize yabancıydı. Ve biz yolların ortasından yürürdük. Bir kaldırımdan bir şehre yürümek bize iyi gelmezdi. Bundan olsa gerek eşi bulunmayan şehirden eşi bulunmaz kem gözler bakakaldı ardımızdan. 

O gözler, o hep gördüğümüz, duyduğumuz, yaşadığımız garip kutsanış ile kutsandı.

Odalarımızdan çıkıp bir şehri bırakmaya takatimiz kalmadı.

Bir hikâyenin kendi halinde bize sarılmasından kurtulmamıza imkân yok artık. Bu hikâye hep peşimizden gelecek ve sessizce yürüyecek ardımızdan.

Hayal’i, bir berenin içinde taşıdıkları kutsal sözler ve öğretiler ile birlikte kafamıza geçirdiler.

Güvercin, rengini güneşe veren o ipte, daraba seslerinin gürültüsünde ürkekçe hala bize bakıyor.

Ve biz bundan böyle eskisi gibi yine caddelerin ortasından yürüyeceğiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89