• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 16 °C

Hata mı ettiler?

Hüseyin Gülerce

Hukukun üstünlüğüne, suçun şahsiliğine, masumiyet karinesine su gibi, hava gibi ihtiyaç duyduğumuz günlerin içerisindeyiz.

Hükümet, “devlete paralel yapı” iddiasıyla Hizmet Hareketi’ni, Türkiye’nin bütün problemlerinin kaynağı, sebebi, sorumlusu ilan ediyor. Ama benim gibi milyonlarca insan ikna olmuyor, inanmıyor, somut delil ve yargı kararı olmadığı sürece de inanmayacak. Bu konuda ısrarla söylenilen şudur: Bürokrasi içinde kendini cemaat aidiyetine, enaniyetine kaptırmış, seçilmiş iradenin dışında başka yerlerden talimat alan, hukukun, devlet teamüllerinin dışına çıkmış olanlar varsa, bunu somut delilleriyle ortaya koyun, yargıya intikal ettirin, adil yargılama ile hukukun ne dediğini görelim.

Ama böyle yapılmıyor. Duyulmamış, görülmemiş hakaretlerle, üstelik milyonlarca insanın hassasiyeti görmezden gelinerek ağır bir suçlama kampanyası yürütülüyor.

Hizmet Hareketi; ilkeleri, içindeki insanların beklentisizliği ve Allah rızası niyeti dışında, kendi devletine paralel bir yapı niye kursun? Devlete göz koyan, talip olan bir yapı, demokratik yollar açıkken neden bürokrasi içinde kendini gizleyen insanlar eliyle iktidar mücadelesi yapsın?

Şahsen benim anlayamadığım temel husus budur. Çünkü devlete talip olanlar, yönetime gelmek isteyenler için yol bellidir. Parti kurarsın, seçimlere girersin, iktidar olursun, bütün bürokrasi zaten senin emrinde olur. Madem millete hizmet yolunda yönetime gelmeyi, iktidar imkânlarının elverişliliğini kabul etmişsin, hukuka, demokrasinin evrensel kurallarına riayet ederek emeline ulaşırsın.

Hizmet Hareketi böyle düşünseydi, “yetiştirdiği” insanları dünyanın 160 ülkesine göndermez, kabiliyetli, dürüst, çalışkan bu kadrolarla siyaseti sallar, halkın teveccühünü de alır, iktidar olurdu. Hizmet Hareketi neden gücünü bölmüş, enerjisini, Türkiye’ye teksif etmemiş de insanımızı, değerlerimizi dünyaya tanıtmaya, gönüllü Türkiye lobileri oluşturmaya harcamış? Evet, bu sorunun cevabı verilmelidir?

Sovyetler’in dağıldığı, dünyanın arayış içinde olduğu, Batı’nın işgalcilerinin dünya jandarması gibi davrandığı bir dönemde, gencecik insanlar yurdunu yuvasını terk edip gittilerse, bunu Türk milleti adına, Türk devleti adına yaptılar. Kendi devletlerini takviye için yaptılar. Dünyanın dört bir yanında ülkemizin, insanımızın, kültürümüzün tanınmasını istediler. Sevilecek, desteklenecek bir millet olduğumuzu göstermek istediler. Değerlerimizin, ülkemizin küresel barış için bir alternatif olduğuna inandılar. Kendilerine güvendiler, gönüllü lobiler oluşturdular. Bizi milletçe asla utandırmadılar, mahcup etmediler. Tam tersine yüz akımız oldular. Çünkü şu tavsiyeyi çok önemsediler: “Dünyanın her yerinde olmayan Türkiye, hak ettiği yerde olamaz…”

Onlar Türkiye sevdalılarıydı. Ülkelerini, vatanlarını, milletimizi, devletimizi seviyorlar, ila-yı kelimetullah davasının neferi olmayı, her türlü beklentinin üzerinde görüyorlardı. Serveti, şöhreti, güce dayanmayı, hâkimiyet kurmayı geçici görüyorlardı. Onlar için en büyük siyaset; hak ve adaletten ayrılmamaydı…

Yegâne arzuları, devletler muvazenesinde söz sahibi bir Türkiye’ydi. Şuna inandılar: “Asırlarca hak ve adaletin temsilcisi olmuş milletimiz, bugün de, şanlı geçmişinde olduğu gibi, yeryüzünde, devletler muvazenesinde söz sahibi olabilseydi… Bütün mazlum ve mağdurlara kol kanat gerebilecek bir konumu bulunsaydı. Sözüne itibar edilir, gözünün içine bakılır bir merci olsaydı.”

Hata mı ettiler?

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89