• BIST 107.303
  • Altın 152,986
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 11 °C

Hasdal'a ziyaret

Gülay Göktürk

Önceki gün bizim gazetede yayınlanan "Hasdal'a sefer görev emri" başlıklı özel haberi okumuşsunuzdur.

Haberin detaylarına girmeyeceğim ama dikkatle okuyan herkes görür ki,

bu yayın üzerine TSK'dan, söz konusu ziyaretlerin subayların şahsi inisiyatifiyle gerçekleştirildiği ve eski silah arkadaşlarına karşı dostluk ve vefa duygusunun sonucu olduğu yolunda açıklamalar gelmesi ne kadar normalse, toplumun da bu ziyaretlerin ardındaki kurumsal iradeyi görmesi o derece kaçınılmaz. Yani, eğer kendimizi kandırmak için özel bir çaba sarf etmeyeceksek, her şey ayan beyan ortada...

Olayın hukuki boyutlarını hukukçular bugünkü BUGÜN'de tartışmışlar.

Ama asıl önemli olan siyasi boyut.

Şimdi düşünün bir:

Bir banka yönetimi, o bankayı dolandırma teşebbüsünden yargılanan bir sanığa müdürlerden oluşan heyetlerle ziyaret turları düzenler, hukuki yardım yapar mı?

Darbe teşebbüsünden yargılanan sanıklar hem TSK'yı hem de bütün toplumu dolandırmışlar, görevlerine ihanet etmişlerdir. Halkın güvenliği için maaş alırken, TSK'ya ve halka karşı komplolar düzenlemişlerdir.

Evet, karşımızda hazmedilmesi son derece zor bir tablo var: Mevcut TSK yönetiminin Balyoz ve Ergenekon sanıklarına destek vermesinin bir tek anlamı olabilir; onların fiillerini suç olarak görmemesi.

TSK yönetimi bu ziyaretlerle Ergenekon ve Balyoz Davası sanıklarının arkasında olduğu mesajı vermeye çalışıyor. Böylece TSK içindeki o menhus darbe geleneğine sahip çıkmış oluyor.

Affedebiliriz ama...

Ben bu davaların özünü hiçbir zaman tek tek kişilerin cezalandırılması olarak görmedim. Ayrıca, yargılamada bazı hatalar yapılmış olabileceğine, şu anda sanık statüsünde olan birçok kişinin sonunda beraat edeceklerine de hep ihtimal verdim. Ama öte yandan bu davaların özünün sağlam olduğundan; sözü edilen yıllar boyunca birtakım mihrakların darbe yoluyla meşru yönetimi devirmeye teşebbüs ettiklerinden, bu amaçla akla durgunluk verecek korkunç planlar yaptıklarından da hiç şüphe etmedim.

Şu günlerde birtakım çevrelerden, yakın bir zamanda tıpkı dağdaki PKK'lar gibi, Ergenekon ve Balyoz sanıkları için de bir af çıkarmamız gerektiğine; yeni bir sayfa açmak ve toplumsal barışı yeniden sağlamak için buna ihtiyacımız olduğuna dair mesajlar geliyor.

Kim bilir, belki doğrudur... Belki yeni bir sayfa açmak için böyle bir şeye ihtiyaç vardır.

Ama eğer bir gün, geçmişe sünger çekilmesi ve darbecilikten yargılananların affedilmesi gündeme gelecekse, bu ancak darbecilik suçunun hem mahkemelerde hem de vicdanlarda ispatlanması ve kesin hüküm giymesinden sonra olabilir.

Ordu yönetiminin topluma hâlâ o sanıkları ve dolayısıyla onların fiillerini koruyup kollamaya çalıştığı mesajı vererek değil, o fiilleri mahkûm ettiğini göstermesiyle olur.

Ancak ondan sonra, bugün yargılananlara bir çeşit "kader kurbanı"; TSK içindeki kötü bir geleneğin son kurbanları olarak bakabilir ve affetmeyi düşünebiliriz.

Ama yapılmak istenen şey, affetmek değil, vicdanlarda beraat ettirilmek ise; yani bu davaların içi kof davalar olduğu, TSK'ya iftira atıldığı; TSK'nın bir komployla karşı karşıya olduğu gibi bir imaj yaratmak ise; yani darbeciler vicdanlarda aklanmaya çalışılıyorsa, bu asla olmayacaktır.

Bu toplum asla ve asla darbeciliğin beraat ettirilmesine izin vermeyecektir.

Çünkü bu gerçek değildir.

Çünkü o zaman tarih, bütün bu davaların koskoca bir yanılgı, bir politik hesaplaşma ya da TSK'ya karşı girişilmiş bir siyasi komplo olduğunu yazar ki, bu da darbecilik geleneğine karşı verilmiş en büyük savaşın kaybedilmesi demektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89