• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 9 °C

Hasan Abi'me ne vereyim

Kurtuluş Tayiz

Hasan Abi, dün Başbakan Erdoğan'ın Yüce Divan'da yargılanacağını yazdı. Kimse kızmasın ama bence bu da iyi bir gelişme. Zira daha yakın zamana kadar bu da onları kesmiyordu; Gezi'de diktatör ilan ettikleri Başbakan'ı devirmeye çalıştılar, 17 Aralık'ta ise ciddi ciddi koluna kelepçe takmaya kalktılar. Bugün ise Başbakan'ı Yüce Divan'da yargılatma noktasına gelmeleri, küçümsenecek bir gelişme değil.

Hasan Abi'nin uzun bir kötümserlik havasından sonra heyecana gelmesinin nedeni Kürt siyasi hareketinden gelen,"çözüm sürecinin kopma noktasında olduğunu" duyuran ve hükümeti hedef alan sert açıklamalar. Öcalan'dan Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan'a, Gültan Kışanak'tan Mustafa Karasu'ya kadar alıntılarla süslü "süreç kopma noktasında" yazısının başlığının "Erdoğan'ın Yüce Divan'da yargılanacağı" olması, bazı okurlara alakasız gelebilir; ancak yazarın Kürt savaşıyla Erdoğan'ın kaderi arasında kurduğu bağlantıyı yansıtması bakımından son derece anlamlı ve isabetliydi.

Uzun zamandır liberaller böyle ağız tadıyla bir yazıyı kaleme alamamışlardı. Malum; Öcalan, 17 Aralık için "darbe girişimi" deyince, keyifleri kaçmıştı. Bu yüzden 17 Aralık'ın bile tadını çıkaramadılar. Polis, savcı son yılların en büyük olayını gerçekleştirerek, "Erdoğan'ı götürme"nin eşiğine gelmişken, Kürtler bir el atmadı!

Gezi'de de böyle oldu!

Hasan Abi'nin "Öcalan Erdoğan ile kendi geleceği için anlaşıp Türkleri satacak mı"yazısından hemen sonra İmralı'nın kaseti de piyasa sürüldü. O yazının işaret fişeği olduğu çok geçmeden anlaşıldı; kasetlerden, "Öcalan'ın kendi geleceği için değil Türkleri, Kürtleri bile satacağı" mesajı yayılıyordu.

Kürt siyaseti nihayet dayanamayarak patladı; Başbakan Erdoğan ve AK Parti yeniden manşetlerin hedefine alınabildi. 17 Aralık'tan sonra Kürt siyasetçilere uygulanan medya sansürü de, bu sert mesajların ardından ortadan kalktı. Kameraların uzun zamandır görmediği, arka sayfalara atılan, köşelerde adları bile unutulan Kürt siyasetçiler, "süreç bitiyor" açıklamasından sonra yeniden savaş lobisinin gülücük ve alkışları arasında sahneye alınmaya başladı. Fonda tekrar "Süreç bitti","süreç koptu", "Böyle giderse 500 bin kişi ölür", "AKP gider, Erdoğan düşer" şarkıları var.

Tabii bundan Kürt hareketini sorumlu tutmak yanlış olur. Onlar dünyanın her yerinde geçerli olan siyasetin kurallarını işletiyorlar. Politik kazanımlarını azami derecede artırmaya çalışıyorlar. Hükümet üzerinde siyasi baskı oluşturarak kendi ellerini güçlendirmeye çabalıyorlar. Bunun için AK Parti ve Erdoğan'a muhalif olan çevrelerle daha yakın ilişki geliştiriyorlar. Haklı oldukları noktalar, doğru görülecek yanlar olduğu kadar eleştirilebilecek adımları da olabilir. Burada dikkat çekmek istediğim yan, cemaat ile ittifak halindeki liberallerin, çözüm sürecini Erdoğan aleyhinde bir sürece çevirmek için Kürt siyasetçileri malzeme yapmaları.

Bizim liberaller sektördeki herkes gibi emekli olup güneyde kafe açmayı hayal etseydi, durum bu kadar kötü olmazdı. Gazeteciler hükümet devirme, hükümet yapma hayallerinden vazgeçmedikleri için normal bir medya haline gelemedik. Askeri okullardan daha çok darbeci medyadan çıkmaya başladı, haberiniz olsun.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89