• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 3 °C

Hani Suriye'de uçuşa yasak bölge?

Amberin Zaman

Hatırlarsanız Hava Kuvvetleri’ne ait keşif uçuşu yapan jetimizin Suriye tarafından düşürülmesinin akabinde (nasıl düşürüldüğü halen bilinmiyor), en yetkili ağızlar güney komşumuzu resmen düşman ilan etmişti. Bundan böyle Türkiye sınırlarına yaklaşan Suriye’ye ait herhangi bir askeri uçak meşru hedef sayılacaktı. Bu sözler üzerine birçok analizci, Türkiye tarafından Suriye sınırı üzerinde de facto yani gayri resmi uçuşa yasak bölge ilan edildiği sonucuna varmış ve Esad rejiminin bu bölgede uçaklarını havalandıramayacağını savunmuştu. Keşke haklı çıksalardı.

Geçtiğimiz çarşamba günü Suriye ordusuna ait jetler, 7 kilometre güneyimizde bulunan Azaz kasabasına bombalar yağdırdı. En son tahminlere göre çoğu sivil olmak üzere en az 40 kişi yaşamını yitirdi. The Guardian Gazetesi muhabiri Ghaith Abdul-Ahad’ın Azaz’dan aktardığına göre, çürüyen cesetlerin kokusu kasabayı sarmıştı. Yıkıntıların arasında vücut parçaları ve kemikler görünüyordu. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne (Human Rights Watch) konuşan bir sivil, 40 günlük bebeği de olmak üzere ailesinden 12 kişiyi gömdüğünü anlatıyor.

Geçtiğimiz ay Azaz’a gitmiştim. Suriye’ye ayağımı basar basmaz bir buçuk yıldır süren iç savaş tüm çıplaklığıyla çarptı beni. Şiddetli çatışmaların ardından Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı milislerin eline geçen kasaba sanki kıyamet gününü yaşamıştı. Gördüğüm çoğu bina yarı yıkık vaziyetteydi. Ayakta kalan evlerin duvarları ise delik deşikti. Ancak rejim güçlerinin Azaz’ı terk etmesiyle birlikte kasabanın artık güvenliği olduğuna inanan Azazlılar yavaş yavaş evlerine dönmeye başlamıştı. Dönmez olaydılar.

Televizyonlara yansıyan görüntüler korkunç: Kan revan içinde haykıran kadınlar çocuklar... Türkiye’ye akın eden yeni bir mülteci dalgası... Azaz’da gördüklerim meğer bir şey değilmiş. Esad bombaları yağdırdıktan sonra zaten eğreti duran çoğu mesken yerle bir olmuş. Sanki Azaz tümüyle yok edilmiş.

The Guardian muhabirinin aktardığına göre, Azazlılar saldırının mayısta rehin alınan bir grup Lübnanlı Şii hacının ÖSO tarafından alıkonmasına misilleme olduğuna inanıyor. Hacıları rehin tutan grubun Azaz’da bulunduğunu İslamcı kanada mesafeli duran bir muhalefet yetkilisinden o günlerde duymuştum. Batılı kaynaklar ise kasabada bulunan ÖSO’nun merkez üslerinden birinin hedef alındığını tahmin ediyorlar. Kasabanın, ÖSO ordusuna Türkiye’den silah akışı açısından kritik önemde bir transit noktası olduğu biliniyor.

Hillary Clinton’ın geçtiğimiz cumartesi İstanbul’a yaptığı ziyaretin ardından uçuşa yasak bölge senaryoları yeniden tedavüle sokuldu. Oysa engin analizcilerimize göre öyle bir bölge Türkiye tarafından gayri resmi olarak zaten oluşturulmuştu. Hani? Nerede? Burnumuzun dibinde bulunan Azaz nasıl vuruldu?

Tüm bu korkunç gelişmelerin arasında en endişe verici detaylardan biri ise Lübnan’ın güçlü Şii aşiretlerinden olan Mikdad Ailesi’nin, rehin alınan Lübnanlı Şii hacılara misilleme olarak kaçırdığı öne sürülen 20’yi aşkın Suriyeli arasında bir Türk işadamının bulunmasıydı. Şii hacılar serbest bırakılmadığı takdirde “Kartopu büyür” diyen aşiret üyesi Mahir El Mikdad Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye vatandaşlarının hedef alınacağı tehdidini savurdu. Türkiye’ye düşman gözüyle bakan Suriye’deki Aleviler ve Irak’taki Şiiler kervanına Lübnanlı Şiiler de katılmış bulunuyor. Pek de sürpriz sayılmaz. Türkiye Suriye tarafından öldürüldüğü iddia edilen Lübnan’ın Sünni başbakanı Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri ile çok yakın ilişkiler içerisinde. Görüştüğüm birçok Suriyeli muhalif, kendilerine silah akışının bizzat oğul Hariri tarafından organize edildiğini iddia etti.

Bu arada bir iftar yemeğinde BDP’li yöneticilerle bir araya gelen Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Suriye’de tampon bölge oluşturulduğu takdirde Kürtler ile Türk askerlerin karşı karşıya gelebileceği uyarısında bulundu. 2003 yılında 1 Mart Tezkeresi tartışılırken Mesud Barzani de benzer sözler sarf etmişti. Türk askerlerin Kuzey Irak’a girdiği takdirde karşılarında peşmergeleri bulacağını iddia etmişti. Bugün aynı Barzani en yakın, hatta komşularımız arasında tek müttefikimiz konumunda. Özetle gerçekler ile söylenenler her zaman birbirine tutmuyor. Hepinizin bayramını içten kutlarım. Barış ve neşe içerisinde geçmesi dileğiyle.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89