• BIST 109.657
  • Altın 156,071
  • Dolar 3,8739
  • Euro 4,5733
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 4 °C

Hangi Türkiye?

Ali Bayramoğlu

Hükümetin gösterdiği irade, çözüm bekleyen sorunlara el atılması, bu istikamette toplumsal bir beklentinin oluşması ve bunların demokratik ilkelerle paralel bir seyir içinde gelişmesi…

Tüm bunlar Türkiye'nin önemli bir eşikten geçtiğini gösteriyorlar.

Kürt açılımı bir yanda, Ermeni meselesi öte yanda, siyasi iktidarın iki devasa soruna aynı anda el atma iradesi göstermesi Türkiye'deki ruh halini önemli ölçüde belirliyor ve şekillendiriyor.

Sorunların çözülmesine dair toplumsal beklenti yükseliyor.

Bu bile kendi başına son derece önemli bir gelişmedir.

Kaldı ki, atılan siyasi adımların ardında toplum, toplumsal talepler, toplumsal tartışmalar üzerinden devreye giren meşruiyet vardır.

Siyasi iktidarın tutturduğu yol ile toplumsal halin paralel bir seyir izlemesi Türkiye'de sık rastlanan bir durum değildir ve bu durum sanıldığının aksine partiler üstüdür.

Elbet siyasete, hükümete, uygulanan kimi politikalara ilişkin tüm sorunlar ortadan kalkmıyor, ancak “barış” ve “demokrasi” ana istikamet olunca siyasi dengeler de bu çerçevede oluşuyor.

Unutmamak gerekir ki, Türkiye derin sorunlarında ilk kez kendi iradesiyle ve risk alarak çözüme doğru yol almak istiyor. Bu, reform yapmaktan, yasa çıkarmaktan çok daha zor ve belirleyici bir meseledir.

Bu tür değişim dönemleri ve hamleleri zaman zaman akıl karıştırırlar.

Nereye gidiyoruz, toplum nerede, siyasetçi ne yapıyor, yarın ne olacak gibi sorular öne çıkar.

Bu tür dönemlerde, yani yeni evrelerde, sorulara yanıt aranırken son yıllarda en sık başvurulan yöntemlerden biri kamuoyu araştırma şirketlerinin yaptığı Türkiye tahlilleri oluyor…

Seçim sonuçlarını kestiren şirketlerin toplumu her yönüyle anlayabilecekleri de varsayılıyor.

Hemen söyleyelim: Olup biteni anlamak için kullandığımız bu yöntem, çap ve kalite olarak, yaşadığımız değişim dalgasının oldukça gerisindedir.

Zira bu tür araştırmalar toplumdan hareketle siyaseti anlamak yerine, siyasi yelpazeye bakarak toplumu açıklama işine girişirler. Zira ölçme imkânları, soru teknikleri, niceliksel araştırmaların sınırları bunu gerektirir.

Bir örnek: Pazartesi günü Milliyet Gazetesi'nde çıkan Adil Gür söyleşisi…

Gür, bu söyleşide seçmen davranışını tartmanın ötesine geçiyor, toplumsal okumalar yapıyor. AK Parti'nin 2007 Temmuz seçimlerinde aldığı yüzde 47'yi ekonomik gidişata bağlama konusundaki ısrarını ilginç bir şekilde sürdürüyor.

Ancak asıl önemlisi, siyasi partilerden hareketle bir toplum okuması yapması ve Türkiye'nin ruh halini garip kutuplaşma içinde değerlendirmesi.

Şöyle diyor: “Bugün CHP'lilerin yüzde 70'i, MHP'lilerin yüzde 80'inden fazlası içeriğini dahi bilmedikleri Kürt açılımına karşı…” Ve kanaatlerini ekliyor: “Çünkü hükümet hatalar yaptı…” Gür'ün mantığına göre öyle bir Türkiye'de yaşıyoruz ki vatandaşlar had safhada kutuplaşmış durumda, CHP'ye oy verenlerin yüzde 70'i proje sırf AK Parti'nin diye Kürt açılımına karşı…

Velhasıl Türkiye partiler arası kutuplaşmadan hareketle okunacak hale gelmiş…

Değişim, değişim talebi, aş ve iş sorunları karşısında anlam taşımıyor…

Oysa tersine…

Toplumsal düzeyde, değer sistemleri ve beklentiler açısından (parti eğilimlerini bir kenara itersek) ortak paydaların arttığı, iç içe geçmelerin çoğaldığı, kutuplaşmanın azaldığı bir Türkiye'de yaşıyoruz…

Seçim sonuçlarını tahmin etmekle, yani bir vuruşluk siyasi bir davranışı okumakla, toplumsal değişim ve değer sistemini katmanlar ve tarihsel boyutlarını okumak çok farklı elbet…

Umarız bu tür görüşleri kendisine kılavuz yapan çok olmaz…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89