• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 13 °C

Hangi hesaplaşma?..

Selma Irmak

Ülkenin gündemini uzun süredir meşgul eden Ergenekon davası, arkasında uzun bir zaman daha bizi uğraştırmaya devam edecek bir yığın tartışma bırakarak sona erdi. Yargılama süresince ortaya çıkan hukuksuzluklar bir yana “başdanışman”ın söylediği gibi “büyük bir hesaplaşma” olduğu bir gerçek. Bu “hesaplaşma”, kuşkusuz, İttihat Terakki zihniyetinin bu ülkenin tüm hücrelerine sinen, ufkuna ve geleceğine çöreklenmesi ile ortaya çıkan gayri resmi, gayri hukuki ve gayri insani paralel devletin ortadan kaldırılması ve bu sonuçlarla hesaplaşılması değildir. Hesaplaşma; ılımlı İslam sosuna bulanmış, İhsan Eliaçık’ın tanımlamasıyla “kapitalizme abdest aldırmış” Yeşil-Türk iktidarla, laiklik-modernlikle terbiye edilmiş elitist-faşizan Beyaz Türk iktidarın hesaplaşmasıdır. Birinin yerine, diğerinin ikame edilme mücadelesidir.

Şunu belirtmek gerekir ki, askeri vesayetin zihinsel anlamda tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması gerçekleşmemişse de, kurumsal olarak ortadan kaldırılması; sivil iktidarın ve toplumun üzerinden elinin çektirilmesi önemli bir gelişmedir. Askerin, kimin zaman maşa olarak kullandığı iktidar aracılığıyla, kimi zaman kendisi sahneye çıkarak toplumu yönetme, iktidara dizayn verme, ayar çekme keyfiyetçiliği, demokrasi, hukuk, parlamenter rejimi, mühendisliğini yaptığı toplum için, kurduğu korku imparatorluğu için araç olarak kullanma pervasızlığı, darbe yapma, tehdit, şantaj ve çıplak zoru kullanarak her daim kimin “patron” olduğunu hatırlatma eşkıyalığı sona ermiştir diye umut etmek istiyoruz.

Öte yandan bir an durup hakikat aşkına soralım: Kürdistan’da “Fırat’ın doğusunda” bugün hala iş makineleri, greyderlerle, hiçbir saygı ve özen emaresi gösterilmeden kazılan toplu mezarlardan çıkarılan kemiklerin üzerinde Silivri sakinlerinin “ıslak imzaları” var! Buna dair tüm yargılama boyunca tek bir sorgu yapılmış mıdır? Türkiye’nin önünde bir enkaz olarak duran kirli geçmişin müsebbibleri olan başta Atilla Uğur, Levent Ersöz, Veli Küçük, İbrahim Şahin ve diğerlerinden yürüttükleri kirli savaşın tek bir karesi için, işledikleri insanlık suçları, vahşet düzeyindeki uygulamalar, ağır insan hakları ihlalleri için hesap soruldu mu acaba? Elbette HAYIR!

Kurtuluş Savaşı arifesinde, Ankara Hükümeti inisiyatif alır almaz yaptığı ilk iş nedir biliyor musunuz? 1915’te Tehcir suçuna karışan ve tutuklanan herkesi serbest bırakmak! Evet tehcir süreci ve katliamlar suç olmaktan çıkarıldı ve failler serbest bırakıldı.

Tüm zamanlarda hasım iktidarlar Kürtlere, Ermenilere, Rumlara ve diğer haklara karşı işlenen suçlar söz konusu olduğunda uzlaşmış, el sıkışmış, ortaklaşmışlardır.

O nedenle bu yargılamaları da yadırgamıyoruz. Ne beklenirdi ki? Bunca katliam, göçertme, faili meçhul cinayet, Kürdistan’ın yerle bir edilmesi, iktidarı devirme girişimi suçundan daha büyük olabilir miydi? Olamazdı elbet!...

İşte bu zihniyetle mücadele, asıl büyük hesaplaşmadır. “Her şeyin devletin ali menfaati ve bekası içindir” diyen, hikmet-i devlet düsturuyla hareket eden hiçbir iktidar gerçek anlamda hesaplaşmaya yanaşmaz.

Bu topraklar üzerinde bin yıllarını “felakette ve saadette bir” olarak geçirmiş halkların yeniden buluşması ancak gerçek bir yargılamayı mümkün kılabilir. Aramıza setler ören, kategorize eden, sınırlar çizen, kirli savaşın ayrıştırıcı, ötekileştirici zihniyetinin mahkum edilmesi mücadelesi ancak yapısal ve köklü bir hesaplaşmayı vücuda getirebilir.

Bu mümkün mü? Kuşkusuz bugün her zamankinden çok daha fazla mümkündür. Koşulları mevcuttur.

Kürt halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesi bu baskılama ve bize ait olmayan cehennemi yaşama karşı, toplumun doğal savunma refleksi “gezi direnişi” Türkiye toplumunun faşizan zihniyete, tekleştirici iktidara karşı “Êdî bes e!” hamlesidir.

Büyük mücadeleler ve bedeller ödemiş Kürt halkının önüne bugün zamanın ve yaşamın koyduğu görev, halklar arasına etkin ve birleştirici bir misyon yüklemektedir. Mezopotamya ve Anadolu topraklarında yaşayan halkların birbirine açılan kapılarının anahtarı rolünü oynamaktır. Türk halkınınsa, kendisine zorla giydirilen ulus-devlet, milliyetçilik, tekçilik elbisesini yırtıp atmak, negatif geçmişiyle açık yüreklikle ve cesaretle yüzleşmek ve yeni bin yılın başında, insana dair olanla buluşarak, görkemli bir çıkış yapma şansını kullanmak olacaktır.

Yukarıda sözünü ettiğimiz olguların somut ifadesi Halkların Demokrasi Kongresi-Partisi “HDP”dir.

Önümüzdeki süreç hepimizi çok çetin bir mücadele bekliyor. Halklarımız ortak geleceğini kurmak için, kuşkusuz basit seçim hesapları, sığ ittifak politikaları düzleminde kalmamak gerekiyor. Aksi halde küçük, güncel, dar düşünmek bize kaybettirecektir. Geniş bir ufukta buluşmak önemlidir. Bugünü kurtarmak değil, yarını kurmak temelli hareket etmek elzemdir.

Ergenekon zihniyeti, yeşil-beyaz-gri iktidarla hesaplaşmak ancak bu şekilde mümkün olabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89