• BIST 104.275
  • Altın 145,568
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1864
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 13 °C

Hamle mi patinaj mı?

Ali Bayramoğlu

Çözüm Süreci’yle ilgili ikircikli durum devam ediyor.

Bir yandan, 6-8 Ekim Kobani olaylarından sonra devlet ile Kürt Hareketi arasındaki görüşmeler kısmen tekrar rayına oturdu. Kopan diyalog yeniden kuruldu, her iki taraf çözüm iradesinden taviz vermedi, çözümü riske atacak keskin tavırlara girmedi.

Siyasi iktidarın müzakereler için ön koşul olarak ileri sürdüğü “kamu düzeni talebi” gerek Öcalan gerek KCK düzeyinde karşılık buldu. Arka planı karanlık Cizre olayları, zaman zaman Kandil’den, zaman zaman Ankara’dan gelen meydan okuyucu açıklamalar, kamuoyunu yönlendirme savaşları bu tabloyu değiştirmedi.

Daha uzak açıyla bakıldığında ise şunlar söylenebilir:

6-8 Ekim 2014 Kobani olayları Türkiye’de yürüyen “barış süreci” için önemli bir kilometre taşı oldu.

Bu olaylar “iki mekanizma”nın gözler önüne serilmesine vesile oldular.

“Birinci mekanizma”, Türkiye’nin Kürt sorununun bölge dinamikleri üzerinden derinleşmesi ve çapı, aktörleri itibariyle yeniden tanımlanmayı gerektiren bir aşamaya gelmiş olmasıdır.

Bunun bir kaç nedeni var.

-Kürtlerin IŞİD karşısında ana direnç ve kara gücü olmaları, uluslararası koalisyonun buna verdiği önem, daha genel bir ifadeyle dünya kamuoyunun Kürtleri görmesi, bunlar çerçevesinde Kürt örgütlerinin, özellikle PKK’nın konumu önem kazanmıştır.

-Kobani kuşatması Kürt kamuoyunun kendisine bakışını etkilemiştir. IŞİD’in saldırıları ve Kobani’nin simge haline gelmesiyle, Kürt grupların yaşadığı, farklı ülkelere dağılmış ortak Kürt alanı bu güvenlik ihtiyacı çerçevesinde biraz daha aktive olmuştur.

-Bu faktörler çerçevesinde, Türkiye sınırları dışındaki Kürt havzaları Türkiye’nin Kürt meselesinde ve barış sürecinin seyrinde belirleyici bir önem kazanmaya başlamıştır.

Demirtaş’ın hafta sonu yapılan HDP İstanbul Kongresi’nde sarfettiği şu sözleri bu çerçeve ve psikolojinin ifadesidir:

“Geldiğimiz nokta bu mücadelede artık dananın kuyruğunun kopacağı yerdir. Yüz yıl önce coğrafyamızda Ortadoğu’da bir kez daha bu şekilde dizayn süreçleri yaşanıyordu. Bir kez daha bizim kaderimizi, bize sormadan bize rağmen çizmişlerdi. Ama bugün buna fırsat vermeyeceğiz. Dananın kuyruğu kopacaksa bunun yüz yıl önceki gibi kuyruk değil dana bizde kalacak...”

“İkinci mekanizma” ya gelince...

Türk devleti ve Kürt hareketi arasında başlayan, 2013 Nevroz’unda resmen deklare edilen “görüşmeler”in, tarafların bu görüşmelere verdikleri anlamlar ve barış sürecine beklentileri açısından ciddi bir krize girmesi, bu açıdan da bugün gelinen noktanın çözüm süreciyle ilgili de yeni tanım gereklerine işaret etmektedir.

Bu açıdan da bir kaç husus öne çıkmaktadır.

-Bölgesel dinamiklerle iç içe giren Türkiye’nin Kürt sorunu ve barış süreci milli sınırlar içi bir proje olarak nasıl ve hangi koşullarda yürütülebilecektir? Türkiye’nin önünde, başta bölgeye vasilik arayışı, Rojava’daki Kürt özerkliğine, durumu ve dengeleri lehine şekillendirecek biçimde müdahil olma, bu bölgedeki Kürt yapılanmasını ayrı bir doku olmaya iterek Türkiye’deki barış sürecinden ayırma başta olmak üzere pek çok seçenek bulunuyor. Kürt hareketi açısından da Rojava’yı çözüm sürecinin içinde ya da dışında tutarak siyaset yürütme, tek ya da iki paralel modelle yol alma gibi iki büyük seçenek söz konusu.

-Kritik diğer husus elbette şudur: Türkiye ve Kürt hareketi müzakere aşamasına gelmiş bulunuyor. Diğer bir ifadeyle masaya oturulacak, ancak masada konu ne olacak? Hükümet temsilcilerinin ısrarla altını çizdikleri gibi sadece silahların bırakılması ve geri dönüş mü yoksa bunun yanında Kürt tarafının talep ettiği, Öcalan’ın mutabakat metni önerisinin işaret ettiği gibi yerel yönetilerinden ana dil meselelerine kadar uzanacak Kürt meselesi mi?

Geldiğimiz noktanın direnç eşikleri bunlar.

Şüphe yok, su bir yol bulup akacaktır.

Ancak nereye?

Bunu zaman gösterecek....

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89