• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 17 °C

Halkın sinir uçlarıyla oynamayın!

Reyhan Yalçındağ

Zorunlu nedenlerle aranızda olamadığım şu birkaç hafta içerisinde olan bitene baktığımda, nereden başlasam diye sormadan edemiyorum. Gerçekten de, ortada bu kadar emek, barışa ve demokratik çözüme dair bu kadar yüksek çaba varken öte taraftan, devlet tarafının verdiği yanıtlar, insana “bu halkın da sinir uçları var; bu kadarı da olmaz ki!” dedirtiyor.

Gezi olaylarıyla başlayan ve “öteki yüzde 50’nin” itirazlarının sokaktaki yansımasına dönüşen demokratik eylemlere verilen devlet yanıtı yine aynı oldu: dört sivil insan polis saldırısı sonucu öldürülürken aralarında yüzlerce çocuğun olduğu binlerce gözaltı ve yaralı var. İnsanların, devletin hegemonik uygulamalarına itiraz etmelerinin bu kadar büyük bedel ödemesini gerektiren başka da bir ülke yok sanırım.

Başbakanın, ayrıca yine öldüren polisleri “masum” ve ölenleri de “suçlu” ilan etmesi ise hepimizin son on yıldır gayet aşina olduğu bir tavır. 28 Mart 2006 olaylarında Amed’de 7’si çocuk 10 sivil çocuk öldürülmeden önce aynı Başbakan, “çocuk da olsa kadın da olsa güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır” talimatında bulunmuştu. Son olarak, Akil İnsanlar heyetiyle yaptığı toplantıda, seçim barajı, ana dille öğrenim, vb gibi konularda verdiği yanıtlar ise devlet aklının, hala sorunun geçiştirilerek mi esastan mı çözmeye dair bir kararlaşmaya varmadığını sergilemekte. Şimdi aralarında belediye başkanı, kadın hareketi temsilcileri, milletvekilleri, belediye ve mahalle çalışanları, siyasi parti yöneticileri, vb binlerce tutuklusu olan bir siyasi partiye hangi vicdanla “çalışsınlar, seçim barajını öyle aşsınlar” yanıtı verilebilir? Hazine yardımı alamama, yargı baskısı, vb birçok manada inanılmaz bir ayrımcılığa maruz kalan bir siyasi parti, seninle eşit fırsatlar ve koşullar altında mı ki, aymazca “çalışsınlar da geçsinler” deniyor.

Ortada cumhuriyet tarihi boyunca inkar edilmiş ve 29 kez isyana kalkışmak zorunda bırakılmış bir halk gerçekliği söz konusu iken, sanki bir ilkokul öğrencisinin sınıf geçme sürecinden bahsediyor gibi konuşmak, ciddiyet ve adil çözüm iradesinden fersah fersah uzak olunduğunun göstergesidir. Almanya’daki Türk yurttaşlarına seslenirken “asimilasyon bir insanlık suçu” oluyor da 20 milyonluk bir halkın doğuştan sahip olan haklarını kullanmak istemesi mi gereksiz oluyor?

Dolayısıyla başından beri bu ülkenin vicdanı olan herkes söyledi; biz buradan tekrar belirtelim: demokratik çözüm denilen bu sürecin, bu ülkede yaşayan tüm halklara onurlu bir yakın gelecek sunması için devlet tarihi ve büyük bir vebal altındadır. 17’si çocuk 34 masum Kürt, savaş uçaklarınca dört defa bombalanarak katledilirken de, Savcılık 18 aylık soruşturma sonucunda bir “kocaman sıfır” kararı verip, dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığına gönderirken de bu halk, “bizim içimiz yandı, başkasınınki yanmasın; yeter ki adalet yerini bulsun!” yanıtını verdi. Ama nerdeee, son 35 yılda yaşanan tüm toplu öldürmelerde, tecavüzlerde, gözaltında kayıplarda ne yaptıysa yargı bürokrasisi; bunda da aynı yolu seçti: Dosyayı tozlu raflara atarak katillerini aklamak!

Alfabenin eksik harfleri…

Namus adına katledilen, mülk olarak görüldüğü için recmedilen, intihar süsü verilerek öldürülen kadınlar gibi, çocuk bedenlerine ve ruhlarına kast eden tecavüzcü güruhlar da aslında tüm insanlığı yaralamakta; düşlerimizi karartmaktalar. Hep söyledim; tecavüz suçunun aramızdan çaldığı bu çocukların isimlerinin baş harfleri aslında alfabenin tüm harfleri…Bir gün N.Ç oldu, bir gün H.A., bir gün K.Ç., bir gün Ş.E., bir gün N.A…..binlerce örnek var böyle. Şimdi de 14 yaşında iken iki sene boyunca 8 uzman çavuşun tecavüzüne uğrayan E.A. var karşımızda. En az olayın kendisi kadar vahim olan şey, tecavüzcülerin tutuksuz yargılanmaları!

İşte bu nedenle bu halkın sinir uçlarıyla yeterince oynadınız, daha fazla oynamayın diyorum. Bugünkü çocuk nesiller için kaç kuşak canını feda etti, kaç kuşak isyana katıldı, kaç kuşak işkenceli sorgulardan geçti ve kaybedildi; asla unutmadık; unutturmayacağız. O nedenle bizim en değerli varlığımız, geleceği devralacak olan genç nesillerimizdir. O nedenledir ki, ajanlaştırılmaya, fuhuşa, madde bağımlılığına düşürülmeye çalışılan sadece çocuklarımız değil; bu halkın tamamıdır. Ödenen bunca bedele, yaşanan bunca acıya, kaybedilen bu kadar cana karşılık biz kadınların örgütlü ve “uyanık” duruşu, tüm bu tehlikeleri bertaraf edebilir ancak!

Tecavüzcüler, unutmayın ki yakanızdayız!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89