• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 15 °C

Hakikatin bedeli

Orhan Miroğlu

Anter cinayetinde ve JİTEM saflarında “vazife” alan kişiler hakkında bilinen var bilinmeyen var. Bu kişilerden biri olan Cemil Işık’ın (Hogir) kısa sürmüş hayatı tam bir trajedidir.

Almanya’dayken PKK’ye katıldığı söyleniyordu. Tanıdığım eski PKK’lilere zaman zaman Cemil Işık’ı sorduğumda, cesur ve kendine çok güven duyan biri olduğunu ve PKK içinde hızla yükseldiğini ifade ediyorlardı.

Hogir, bazı iddialara göre, PKK’de, bir süre sonra başına buyruk davranmaya başlamış ve PKK onu gerillaların kitlesel olarak imha edildiği birtakım “talihsiz” eylemlerden ve katliamlardan sorumlu tutmuştu. Hogir’da her nasılsa PKK’den kaçmış ve KDP’ye sığınmıştı. Aygan onun Zaho’dan, içinde Ali Ozansoy ve Cem Ersever’in içinde bulunduğu bir ekip tarafından ikna edilip Diyarbakır’a getirildiğini söyler. Anlattığına göre, Ali Ozansoy “teorisi güçlü” biri olduğu için Hogir’ın ikna edilmesinde epey etkin olmuş.

Sonrasında Hogir’a Elazığ’da ev tutulur ve evin tutulmasında, yine Aygan’nın bana İsveç’te anlattığına göre Mehmet Ağar yardımcı olur.

Öcalan Roma’dayken Tuncay Özkan’a verdiği söyleşide Hogir’dan
–Cemil Işık– bahseder. PKK içine sızmış ajanlardan biri olduğunu söyler. Tuncay Özkan’ın o tarihte yayımlanamayan bu söyleşisi daha sonra Operasyon adıyla kitaplaştırıldı ve yayınlandı. Öcalan söz konusu söyleşide Özkan’a Hogir’ın akıbeti hakkında herhangi bir şey söylemiyor.

Ama Hogir’ın Anter cinayetinden üç yıl sonra ve yine Almanya’da öldürüldüğü biliniyor.

Bu cinayetin nasıl işlendiği konusunda medyaya yansımış herhangi bir bilgi yok.

Anter cinayetini soruşturan savcıların Alman makamlarıyla bu konuda herhangi bir resmî teması oldu mu, malumat sahibi değilim.

Şimdi Ergenekon davasından yargılanan ve Öcalan’ı sorgulayan ekibin içinde olan H. Atilla Uğur’un Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım adıyla yayımlanan kitabında Öcalan, Hogir cinayeti ve başka iç infazlarla ilgili olarak şunları söylüyor ve bu her bakımdan yeni bir malumat sayılır:

Şemdin Sakık, Kör Cemal, Şahin Baliç ve Cemil Işık gibi PKK bölgelerinde yönetimi ellerine geçirenler baskı ve eylemlerini bölge halkı üstüne yoğunlaştırdılar. Birçok katliamlar yaptılar, ben buna sonuna kadar karşı koydum. Hatta bu şekilde eylem gerçekleştirenlerden bazıları Kör Cemal Kod Halil Kaya, Hogir Kod Cemil Işık, Metin Kod Şahin Baliç gibileri infaz ettirdim. Şemdin Sakık’ı da infaz ettirecektim, ancak tutuklu bulunduğu sırada elimizden kaçtı.

Cezalandırmalar Merkez Komitesince suçlu görülen şahsın yargılaması sonucunda çıkar, örgüt lideri olarak benim onayım alındıktan sonra infaz edilir. Benim özel onayım önemli kişiler için alınır, diğer kişilerde onayıma gerek yoktur, yetkililerce infaz edilir.”
(H. Atilla Uğur, Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım, Kaynak Yayınları- 2011, s: 72)

Hogir önemli bir kişi. Ve infazına bizzat Öcalan onay veriyor.
PKK’nin iç işleyişi böyle. Ama akla takılan soru şu oluyor: Hogir gibi JİTEM’le çalışmayı kabul etmiş ve Yeşil’le Elazığ- Diyarbakır- Bingöl üçgeninde yaklaşık dört yıl kadar “görev” yapmış birini, sorgulama imkânı varken, PKK neden sorgulamadan infaz etti?

Hogir’ın JİTEM’e çalıştığı dönemde Avukat Metin Can, Dr. Hasan Kaya, Aysel Öztürk, Musa Anter ve daha başka cinayetlerin peş peşe işlendiği bir dönem.

Almanya’da aynı dönemlerde PKK çok güçlü, istese Hogir’ı infaz etmeden önce rahatlıkla sorgulayabilir ve JİTEM’in en az dört yıla tekabül eden cinayetlerini açığa çıkaracak bilgilere ulaşabilirdi.

Bunun istenmemiş olmasının sebebi nedir acaba?

Öcalan’ın da ifade ettiği gibi, “hain ve ajan” olduğu gerekçesiyle infaz edilen önemli isimler önce ele geçiriliyor, yargılanarak samimi itirafa zorlanıyor, ve nihayet suçu kabul ettikten sonra bazıları infaz ediliyor, bazıları da Öcalan tarafından bağışlanıyor.

Bu konuda en somut örnek Şemdin Sakık’tır. Sorgulandı ve sorgusu videoya çekildi.

Seyretmiştim. Öcalan’ın karşısında el-pençe duruyordu ve Öcalan’ın ona yönelttiği suçlamaları onaylamaktan başka bir tepki vermiyordu.

Daha taze bir örnek: Roboski katliamında MİT’e bilgi verdiği ve ajanlık yaptığı gerekçesiyle PKK geçtiğimiz günlerde üç kişiyi Güney Kürdistan’da, Zaho’da yakaladı. İkisi serbest bırakıldı, birinin intihar ettiği açıklandı. Öldürülür ya da “intihar eder”, bu ayrı bir mesele, ama demek ki ajan olduğuna inandığı kişiyi önce sorgulamak, PKK’nin ajanlıkla suçladığı kişilere ilişkin temel bir uygulamasıdır.

Geçenlerde Anter cinayeti için yaratılan bilgi kirliliği nedeniyle Hogir’dan da söz ettim.

Yazıyı okuyan ve kendisini “Eski bir PKK’li” olarak tanıtan bir okurdan, ilginç bir mail aldım. Hâlâ saklıyorum. Adı geçen kişi, yazılarımdan ve Taraf gazetesinden pek haz etmediğini yazmasına rağmen bu yazıyı okumuştu ve o dönemde yaşananlara ilişkin kişisel bir tanıklıktan söz ediyordu. Anlattığına göre, Hogir, geldiği Almanya’dan kendini affettirmek için, Öcalan’a haber göndermiş, ama Öcalan “halka çok zarar verdin, istesem bile seni affedemem” yollu bir cevap göndermişti.

Bana söz konusu maili yazan eski PKK’li, bu verdiği bilgiyi okurlarımla paylaşmamı istiyordu. “Peki,” dedim ona, “açık isminizi söyleminiz ve Hogir’ın neden sorgulanmadan öldürüldüğüne makul bir cevap vermeniz şartıyla bu malumatı okurlarımla paylaşırım”. Ama “eski PKK’li” okurum, bana bir daha dönmedi.

Hogir neden sorgulanmadan öldürüldü?

PKK’nin JİTEM’de olup bitenleri öğrenme ihtiyacı mı yoktu, Vedat Aydın, Musa Anter gibi Kürt aydınlarının infazını gerçekleştiren bir JİTEM ekibinde dört yıl çalışmış birinin söyleyebileceği şeyleri PKK neden merak etmedi acaba?

Bence, Yeşil’in MİT’e verdiği ifadeyi yıllarca saklayanlarla, PKK içinde Hogir’ın sırlarını saklayan grup veya kişi her kimse, aynı amaca, yani gerçekleri halktan ve mağdurlardan gizlemek gibi bir amaca hizmet ediyor.

Sizi bu yazılarla yormaya devam edeceğim. Ne yapalım ki, bu ülkede hakikati bilmenin ve hakikat yolunda yürümenin bir maliyeti, bir bedeli vardır.

Ama unutmayalım ki, gerçeği, kendi hikâyesinin peşinde koşup durmuş ve ağır bedeller ödemiş onurlu ve cesur bir halktan gizlemenin de bir bedeli ve bir maliyeti vardır..

Bu bedel ve bu maliyet er veya geç bir gün gelir, mutlaka ödenir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89