• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 16 °C

Gündemimiz İslamcılık değil Kürdistan’dır

Ersin Tek

Gündemsiz kalmak söz konusu değildir.

Ancak boş yere yaratıldığını düşünen başıboş insanlar için söz konusu olabilir.

Aslında bir hayvanın bile avlanmak, beslenmek gibi yaşamsal bir gündeminin olduğunu varsaydığınızda, bu insanlar için de gündemsizlik söz konusu değildir. Yalnızca, yaratılışın gayesinden uzaklaşmakla daralan, işlevsizleşen, çürüyen, çürüten adi gündemleri olabilir.

Gündem, içinde yaşadığınız zamanla alâkalıdır.

Problem edindiğiniz, huzursuzluk çektiğiniz ve bir an önce çözme gereği hissettiğiniz meseleler dizisidir. Size aittir. Sizinle varolmuştur. Sizinle bütünleşmiştir. Sizinle bitecektir. Ama yine de iki ayrı gerçeksinizdir daha derinde.

Bu çalkantılı zamanlarda üst düzey bir kaygı(gündem bilinci) gerekiyor.

Özellikle Müslüman Kürtler için.

Kişilerin ve toplumların kendi güçlerini düşmanına transfer etmekten kurtulması ve dimdik ayakta kalabilmesi bu kaygı düzeyi ile mümkün olacaktır.

Kaygı düzeyini hafife alan ve yaşanılan gerçekliği saptırmak isteyen kafaları boş vermek gerekiyor. Aksi halde, yerinde sayma, çözülme, yıkılış, yenilgi kaçınılmazdır.

Gündem bilincinizin olmaması, gelecekte olmanız gereken yerin farkındalığından habersiz yaşayarak tüm kazanımlarınızın yok olması ve köleliliğinizin güçlenmesine yardımcı/seyirci olmanız anlamına geliyor/gelecek.

Gündem bilincini sağlamak, öncelikle gündemin kimler tarafından ne şekilde belirlendiğini kavrama hassasiyetiyle mümkün. Bunu da, kendi kişisel veya toplumsal hassasiyetinizin düzeyini ve problem olarak algıladığınız, çözmek için tüm gücünüzü sarfettiğiniz meselelerin kime hizmet ettiğini düşünmekle/sormakla olacaktır.

Kime hizmet diyor?

Kısacası; gündeminizi ya siz belirleyeceksiniz, ya da başkaları tarafından belirlenmiş gündemlerle oyalanacaksınız.

Bu anlamda özgürleşen gündeminiz/bilinciniz en büyük devrimci atılımınız olacaktır.

Müslüman Kürtler olarak içerisinde bulunduğumuz şartlar ve yaşamsal güç açısından gündem bizler için toplumsal bir olay ve toplumsal bir hassasiyettir. Daha ince düşününce, siyasal bir olaydır. Savaş halindeyiz çünkü. Özgürleşme ve kendimiz olma savaşı veriyoruz. Hayatımız bölünmeyi kaldıramaz bu süreçte. Kendi kişisel gündemimiz toplumsal gündemimizin önüne geçemez, geçmemelidir. Biz yalnızca kendimize ait değiliz. Toplumumuza aidiz çoğunlukla. Toplumumuzla varız, var olacağız. Tek başına kendimiz bile olamayız. Toplum, aynamız, hamurumuz ve asli bileşenimizdir.

Gerçek İslam bunu diyor.

Ümmet, öncelikle içinde yaşadığımız toplumdur. Tebliğin ilk halkası ve önceliği olan ailemizdir, yakınlarımızdır, mahallemizdir, şehrimizdir, halkımızdır. Dolayısıyla en yakınımızdakilerin sorunları, acıları, umutları, varoluşları omzumuzda birer görev ve sorumluluktur. Kurtuluşun ve kaybedişin yolu burada saklıdır. Bunun aksi yaklaşımlar, yanlış, mesnetsiz, gayrî islamidir. Nebevî metoda, insanın önceliklerine bigâne kalmaktır, yabancılaşmaktır, ihanettir, alçaklıktır.

Sahte gündemlerin/hassasiyetlerin hayatınızdan parçalar çalmasın izin vermeyin bu yüzden.

Uyanık olun.

Gündem/bilinç hırsızları vardır.

Gündeminizi çalmak, önceliklerinizi, sorumluluklarınızı, kurtuluş yolunuzu unutturmak için.

Olmadık zamanlarda ortaya çıkıp size meşguliyet çıkarıp kafanızı karıştırır, uyanma girişimlerinizi paralize ederler.

Her zaman için kendinize ait gördüğünüz bir olguyu evirip çevirip, boyayarak, kabul görmüş gerçeklere dolayarak önünüze sürmekle yaparlar bu işi.

Duygu istismarı, kavram kargaşası, klişe fikirler, birbirinden farklı(bağımsız) doğruları sıralayarak başlar; ağlayarak, yalvararak, söverek, saldırarak, nutuk atarak sonunu getirirler.

Bu hırsızlık(gündem) etrafında üşüşen kirli zihin/niyet sahiplerinin birden çoğaldığına ve yarıştıklarına(sözde kapıştıklarına) tanık olursunuz.

Gerçekte hepsi aynı amaca hizmet eder; aldatma ve oyalama.

Öncelikler listenizin başkaları tarafından belirlenmesi amacını güderler.

Öncelikler listenizin belirlenmesine kurnazlıkla müdahale eder, sizi kargaşaya çekerler.

Ahmaklık yaratırlar, çaresizlik yaratırlar.

Ve kendilerince başarılı olmanın o tarifsiz mutluluğunu/gurunu içten içe öyle bir yaşarlar ki...

Çok gördük bunları.

Akıllanmak gerek artık.

Böyle olmamalı.

Başarıyla sonuçlanmamalı bu hırsızlık.

Vicdan izin vermemeli.

Müslümanlar izin vermemeli.

Kürtler izin vermemeli.

Çünkü,

Gündemimiz öncelikle evimizin içidir.

Gündemimiz Kürdistan’dır.

Kürdistan özgürlük sancıları çekiyor.

Geleceğine koşuyor.

Bu durumdan rahatsız olanlar, korkanlar konuşuyor.

Devlet konuşuyor.

Nefret salyaları dökülüyor.

Kirli hesaplar dönüyor.

Bombalar yağıyor.

Şehirlerimiz, ovalarımız, dağlarımız, ormanlarımız yanıyor.

İnsanlar ölüyor.

Şemdinli’de yaşananlar dünyadan saklanıyor.

Roboskî’de yapılan katliam gündemden kalkıyor.

Acılar unutturulmaya çalışılıyor.

Artık yeter!

Önceliğimiz, geleceğimiz, hayati meselelerimiz, sahici acılarımız apaçık belirmiştir.

Bu hırsızlara/hırsızlığa tahammülümüz yok.

Ali Bulaç’a ve İslamcılık retoriğine tahammülümüz yok.

Temelde; devletçilik, muhafazakarlık, sorumsuzluk,  Kürt/Müslüman olma bilincini yok etmek üzerine kurulmuş olan Türk İslamcılığına tahammülümüz yok.

Türk İslamcılığı çürümüştür, bitmiştir.

Ali bulaç tarafından ortaya atılan İslamcılığın serüvenini, en çok da Türk İslamcılığını, iktidar sevdasını, doğurduğu devasa sorunları, kirliliği, zehirledikleri Kürt İslamcıları, Çeçenistan’da, Afganistan’da cihad adına ölüme gönderdikleri nesilleri, İktidara gelmek ve Kürt meselesini gölgelemek için kullandıkları başörtüsü meselesinin iç yüzünü ve bizzat Ali Bulaç’ın kendi psikolojisini(başbakana sevgisini, iktidardaki dostları, öğrencileri tarafından dışlanmasını, yalnızlaştırılmasını, akıl danışılmadığı için ettiği sitemi, İslamcıların dinini yazmakla konuşmakla ortaya çıkıp, eleştirdiği muhafazakârlığın diyanetinin en güçlü savunucu olan gazetede yazma çelişkisini, o kesime yaltakçılık etmesini…) uzun uzadıya, eğip bükmeden tartışacağız ama bugün değil, günü geldiğinde.

Bizim gündemimiz şu anda Kürdistan’dır.

  • Yorumlar 8
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89