• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 29 °C

Güçlü hükümet, kararlı lider!

Hasan Cemal

Kuzey İrlanda barışının mimarı konuşuyor: “Her iki taraf da birbirini askeri yollardan bitiremeyeceğini artık görmüştü. Ve risk almadan, taviz vermeden, bedel ödemeden barış olmaz.”

LONDRA
Kuzey İrlanda sorunu nasıl çözüldü? IRA, silahlara nasıl veda etti? Sorunun şiddetle bağı nasıl koparıldı?
Ve barış nasıl geldi?
Bu soruların yanıtlarını dinlerken, elbette Kürt sorunu ve PKK’yı da düşünüyoruz.
Anlatan, Jonathan Powell.
Bir diplomat.
Başbakan Tony Blair’in 1990’ların ikinci yarısıyla 2000’lerde Kuzey İrlanda konusundaki bir numaralı danışmanı olarak barışın en önde gelen mimarlarından biri.
Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün düzenlediği bir toplantı.
Katılımcılar:
Bir masanın çevresinde Ak Parti, CHP ve BDP’den sekiz milletvekili (tümü liderlerinin onayıyla katılıyor) ile bazı gazeteci ve akademisyenlerden oluşan yirmi kişilik bir katılımcı grup var.
Jonathan Powell noktasıyla virgülüyle konuşuyor. Dikkat ediyorum, herkes kulak kesilmiş durumda.
Başbakan Blair’le IRA’nın siyasal kolu Sinn Fein arasında ‘gizli kanal’ların nasıl açıldığını, o kanallar arasında yıllar yılı nasıl saklı faaliyetler yürütüldüğünü anlatıyor.
Tony Blair’le birlikte Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta gittikleri ilk gizli görüşmede Sinn Fein liderleri Gerry Adams’la Martin McGuinness’ın ellerini sıkamadığını; çünkü babasıyla erkek kardeşinin IRA saldırılarında yaralandığını, kardeşinin yıllar yılı IRA’nın ‘ölüm listesi’nde yer aldığını anlatıyor.
Jonathan Powell’ın Kuzey İrlanda tecrübesine ve barışa ilişkin sözlerinin önemsediğim bölümlerini herhangi bir yorum katmaksızın tırnak içinde aktarıyorum.

Cesaret ve siyasal güç...
“Liderlik hayati bir konu...”
“Yalnız cesaret yetmiyor, aynı zamanda sağlam bir siyasi güç lazım. Blair 1997’de büyük bir seçim zaferiyle birlikte barışa soyundu.”
“Güçlü bir hükümet, kararlı bir lider! İkisi olmadan olmaz.”

Askeri yollar tıkanmıştı!
“Her iki taraf da birbirini askeri yollardan bitiremeyeceğini artık görmüştü.”
“Britanya ordusu IRA’yı yenemeyeceğini, IRA da Britanya ordusunu Kuzey İrlanda’dan askeri yöntemlerle atamayacağını anlamıştı.”
“Her iki tarafta da güçlü siyasal liderler sahneye çıkmıştı.”

Bisiklet teorisi...
“Barış bir süreçtir. Eğer süreç yoksa, boşluk vardır ve bu boşluğu şiddet doldurur. Süreç varsa, umut vardır.”
“Ben ‘bisiklet teorisi’nden söz ederim. Bisiklete binince pedal çevirmek zorundasınızdır, yoksa yere kapaklanırsınız.”
“Barış sürecine asılacaksın!”

“Ön koşul koymak hatadır!”
“Muhafazakâr Başbakan John Major 1990’ların başında müzakereye başlamak için IRA’nın silah bırakmasını ön koşul olarak öne sürdü. Silahların gölgesinde görüşmem dedi. Oysa silah bırakma, yanisilahsızlanma en sona bırakılacak bir iştir. Karşı tarafta teslim oluyormuş gibi bir hava yaratılmamasıdır doğru olan... Ön koşullar koymak hatadır.”

“Risk almadan olmaz!”
“Risk almadan, bedel ödemeden, taviz vermeden barış olmaz. İki taraf için de geçerlidir bu...”
“Barışa giden yolda anlaşmayı iki tarafa da satman gerekir. Yani iki tarafın da kamuoylarını ikna etmen şarttır. İki taraf da barıştan kazançlı çıkacağına inanmalıdır.”
“Barış bir günde olmaz. Anlaşmayı yaparsınız, ama onun bir süreç içinde uygulanmasına sıra gelir. Ve bu süreç içinde taraflar arasında güven oluşur. En önemli konu bu güvendir.”
“Taraflar arasında Kutsal Cuma Anlaşması 1998’de yapıldı. Harika bir anlaşmaydı. Ama nihai barış 2007’de, tam dokuz yıl sonra geldi.”

Asker ve medyanın rolü...
“İngiliz basını 1970’lerde fena halde İrlanda düşmanıydı. Aslında iki taraf da öyleydi, son derece hissiydi. Ancak 1990’lardan itibaren medyanın tutumu makul ve yapıcı bir raya oturmaya başladı.Medya çok önemli. Son derece tahripkâr da olabiliyor, yapıcı da...”
“Britanya ordusunun Kanlı Pazar katliamında, tutuklamalarda, bazı işkence olaylarında olumsuz rolü oldu. Sonra polis ön plana çıktı Kuzey İrlanda’da. Bu arada unutmayın, Britanya’da ordu yüzyıllardır sivil otoriteye bağlıdır.”

Partiler üstü politika...
“1997 öncesi, yani Blair’in büyük seçim zaferiyle başbakanlık koltuğuna oturmasına kadar iktidarla muhalefet Kuzey İrlanda konusunda siyah-beyaz tavırlar içinde oldular. Ancak Blair’le birlikte partizanlık sona ermeye, mesele partiler üstü kalmaya başladı.”
“Blair, barış konusunda çok samimiydi; barışa gerçekten inanıyordu. Seçimi kazandıktan sonra ilk gezisini Kuzey İrlanda’ya yaptı. Ve aynı zamanda bunu yapan ilk Britanya başbakanı oldu.”

Ateşkes yapmak, silah bırakmak...
“Demokratik bir hükümet için, senin vatandaşını öldüren bir örgütle ateşkes yapmak hiç de kolay değildir.”
“Önce ateşkes... En sonra bir hakemin gözetiminde silahları bırakmak, toprağa gömmek...”
Jonathan Powell’dan sözler böyle.
Daha yazacak çok şey var.
Siz bu satırları okurken, bizler Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün toplantılar zincirinin ikinci halkası olan Belfast durağında olacağız.
Üçüncü durak Edinburgh olacak.
Kısacası:
Bu haftanın yazıları Güney Afrika, Kuzey İrlanda ve İskoçya meseleleriyle yüklü geçecek.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89