• BIST 106.991
  • Altın 151,868
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 15 °C

Güce tapınan neo-vesayetçiler...

Yalçın Akdoğan

Son dönemde palazlanan ve ülkeyi yönetmek için siyaset mühendisliğine soyunan neo-vesayetçi anlayışın girişimleriyle çalkanan sancılı bir dönem yaşadık. 

Devlet gücünü kullanarak ve hukuk içindeymiş gibi görünerek haksızlık üretmek; yargı ve güvenlik bürokrasisini kötüye, gayrı meşruya, haksızlığa alet etmek bir dönemin ana felsefesi olarak görülebilir.

Ortada devlet var, hukuk var ama, amacından saparak kötülük üreten bir anlayış var.

Meşruiyet çizgisindeymiş gibi görünerek kötülük yapmak, hukuk içindeymiş ve hukuk için uğraşıyormuş gibi görünerek haksızlık üretmek geçmişte münferit hadiselerle görülen bir durumdu. Ama son zamanda bu habis durum sistematik bir hal aldı.

Bunların adalet diye bir derdi yok.

Bunların hak-hukuk diye bir kaygısı yok.

Bunların memleket diye bir duyarlılığı yok.

Bunların ahlak diye bir ölçütü yok.

Bilgi kırıntıları üzerine yalan senaryo uyduruyorlar.

Münferit hadiseler üzerine örgütsel hadiseler bina ediyorlar.

Cüz’i yanlışların üzerine külli yanlışlar bina ediyorlar.

İnsanların hayatlarını, kariyerlerini, izzet ve şereflerini bitiriyorlar.

Ne vicdan tanıyorlar, ne insaf biliyorlar.

Ne olduğunu-olmadığı gayet iyi bildikleri insanları ‘terörist’ diye yaftalamak, örgüt suçlusu haline getirmeye çalışmak nasıl bir vicdansızlıktır?

Kendilerini eleştiren insanları türlü yalanlarla pasifize etmek, susturmaya ve cezalandırmaya çalışmak nasıl bir insafsızlıktır?

Tüm birimleri ve organlarıyla devlet aygıtı hiç bu kadar kötüye kullanılmamıştı.

Vesayetçi yapının elde ettiği bilgileri kendi adamlarının önünü açmak, muhalifleri pasifize etmek ve iktidarı dizayn etmek için bu kadar çarpıttığı bir dönem hiç olmamıştı.

Hukuku tecelli ettiriyormuş gibi görünerek bu kadar büyük bir siyaset mühendisliği yapıldığı, adeta bir sistemin ve ülkenin esarete sürüklendiği bir dönem olmamıştı.

Şantaj, tehdit ve korkutma hiç bu kadar aleni bir hal almamıştı.

Bunu yapan insanlar acaba nasıl bir ahlaka, inanca, vicdana ve insanlık değerlerine sahipler?

Hizbulvahşet Müslümanları kaçırıp katlediyordu, El-Kaide masum-sivil ayırt etmeden bomba patlatıyordu, IŞİD kutsal demeden camileri havaya uçuruyor...

Acaba kendi amacı için heryolu mübah, herkesi kurban edilebilir gören bu anlayışın farklı bir versiyonuyla mı karşı karşıyayız?

Sevap işler gibi kötülük yapan bir zihniyet, bu toprakların mayasına ne kadar uygundur?

Her türlü ahlaki ölçüyü yitiren ve zulümde sınır tanımayan bir anlayış elbette insanlık duvarına toslar...

Herşeye sahip olma güdüsü, açıkça ‘güce tapınmayı’ beraberinde getirir ve sapkınlık kapısını açar.

İstihbarat oyunlarına merak saranlar istihbarat örgütlerinin oyuncağı olurlar.

Cenab-ı Hak tüm Müslümanları güce tapınmaktan ve her yolu mübah görmekten muhafaza etsin...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89