• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır -3 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 1 °C

Güç siyaseti

Erol Katırcıoğlu

“Para dediğin ne ki köpeğe atsan yemez!” sözü para ile ilgili akıldışılığa vurgu yapan bir söz. Gerçekten de köpeklerin kâğıt yemediği bir gerçek. Ama bu gerçek, parayı para olmaktan çıkaran bir gerçek olabilir mi?

İnsanlığa ne kadar anlatsanız bu dünya geçicidir, hiçbir “güç” sonsuza kadar devam edemez diye, bu, yine de insanoğlunun “güç” arayışına son vermesine yetmez, yetmiyor. Bütün kutsal kitaplar yüzlerce yıl bunu anlatmış olsa bile nafile, insanoğlu “gücün” peşinde koşmaktan vazgeçmiyor.

Tabii ki her “güç arayışı”nın meşru olduğu ve olmadığı durumlar var. Eğer bir güç arayışı zaten güçlü olanın güçlü kalmasını sağlamaya yönelik bir arayışsa, bu arayışın insanlığın bugüne dek benimsediği değerler bakımından meşru sayılamayacağını söylemek mümkün.

Yok eğer “güçlünün” adil olmayan uygulamalarına karşı bir “güç” arayışından sözediyorsak böyle bir “güç” arayışının meşru kabul edilebileceğini söylemek mümkün.

Güç arayışının “yöntemleri” de güç arayışının kendisi kadar insanlığı meşgul etmiş konulardan biridir. Bir zamanlar her ikisi de “şiddet” kullanmış olsa da şimdi artık daha kabul edilebilir yöntemler var. Bunlardan biri de “siyaset yapmak” dediğimiz şeydir.

Dün Ankara ve Siirt’te olan olaylar “Kürt sorunu” dediğimiz “güç” mücadelesinde “yöntem” sorununun meşruiyet çizgisinin çok altına düştüğünü gösterdi. Oysa geçen hafta MİT ile PKK’nın görüşmelerine ilişkin internete düşen bantta bu güç arayışının “şiddet”ten “siyasete” döneceğine doğru çok açık söylenmiş sözler var. Peki, ne oldu da bir yıl içinde bu noktaya geri dönüldü?

Bu sorunun çeşitli cevapları olabilir ama bence en doğru cevap yine yayınlanan bu bantta söylenenlerden çıkıyor.

MİT Müsteşarı konuşmasında sık sık “modalite” kavramını kullanıyor. İmralı’da yapılan görüşmelerle ilgili olarak “çözüme yönelik bir irade ve düşünsel hava varken modalitede ciddi sıkıntı yaşanıyor” diyor. Bu duruma örnek olarak da ABD ile İran arasında nükleer krizle ilgili olanlara değiniyor. Hem ABD ile ve hem de İran’la en üst düzeyde konuşuyoruz ve sorunu çözme noktasına geliyoruz ama modalite öyle oluşmuyor ve sorun da çözülemiyor, diyor.

Modalite kavramını Hakan Fidan ne anlam yükleyerek kullanıyor bilmiyorum ama modalite bir anlaşma ya da bir uzlaşmanın çevrelendiği koşulları ve protokolleri ifade eden bir kavram. Modalitenin uygun olmaması ise bir anlaşmanın taraflarının “sözleri ve söyledikleri”nden farklılaşmaları demek. Peki, taraflar bir müzakere sürecinde birbirlerine söylediklerinden farklı neden davranırlar ki?

Cevabı sanırım en çok “güven”le ilgili. Eğer taraflar arasında bir güven ortamı yoksa, söylenen ve verilen sözlere rağmen modalite bozulur. Sonuçta güç arayışında “şiddet” “siyasetin” yerini alır vs.

Dolayısıyla bu ülkenin en can alıcı sorununun çözümünde “güven”i oluşturacak bir siyaset ihtiyacı ortada dururken ipleri germek bence en çok Kürtleri rahatsız eden bir tutumdur. Nitekim söz konusu bantta Kürt siyasetinin ileri gelenlerinin de ısrarla sorunun en kısa sürede çözülmesini istemeleri ve bunda ısrarlı olmaları da bunu kanıtlıyor.

Siyasetin daha çok gerilim yaratmak olarak algılandığı bir ülkede bu tür bir “güç” siyasetinin kimseye yararı olmayacağı ortada. Bugün meşru olan güç arayışı “siyaseti” öne çıkaran bir arayış olmalıdır. Tabii bunun da modalitesi bozulmayacaksa.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89