• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 11 °C

Gözler Öcalan’a çevrildi!

Ruşen Çakır

DÜ’deki olaylar “PKK ile Hizbullah yeniden savaşmaya mı başladı” sorusunu akla getirdi. Öcalan’ın devreye girmesi şaşırtıcı olmaz.

Dicle Üniversitesi’nde pazartesi günü iki öğrenci grubu arasında patlak veren olaylar geniş yankı uyandırdı. Salı ve çarşamba günleri de devam eden gerginlik üniversitenin tatil edilmesiyle yatışmışa benziyor ancak olaylarla birlikte ortaya atılan “PKK ile Hizbullah yıllar sonra yeniden savaşmaya mı başladı?” sorusu henüz net bir şekilde cevaplanabilmiş değil.

Bu sorunun cevabını aramak için foto muhabiri arkadaşım İlker Akgüngör ile birlikte dün tüm bir gün boyunca olayın dolaylı olarak tarafı olarak kabul edebileceğimiz Hüda-Par ve BDP yetkilileriyle görüştük. Pazartesi gününden itibaren bu çatışmayı sonlandırmak için büyük gayret gösteren Mazlum-Der, Özgür-Der ve Azadi İnisiyatifi adlı İslami kurumların yetkilileriyle de tartıştık. Bugün ağırlığı Hüda-Par’a vereceğiz. Ama bundan önce, yaptığımız tüm görüşme ve tartışmalardan çıkardığımız bazı sonuçları aktarmak istiyorum:

1- Çıkan olayların planlı olduğunu söylemek pek mümkün değil. Ancak hem polisin beceriksizliği (ki iki taraf da polisin karşı tarafı kayırdığında ısrarlı), hem üniversite yönetiminin ürkekliği, hem de Hüda-Par, BDP gibi siyasi oluşumların zamanında ve doğru müdahalede bulunmamaları nedeniyle olaylar sürmüş ve planlıymış gibi bir görüntü ortaya çıkmış;

2- Olayların akla “PKK ile Hizbullah yıllar sonra yeniden savaşmaya mı başladı?” sorusunu getirmesi son derece normal zira iki hareket arasındaki kapanmamış defterlerin bu vesileyle yeniden açıldığını görüyoruz;

3- PKK’ya yakın kişiler, büyük ölçüde geçmişin silinmesi imkânsız hafızası nedeniyle, ne kadar değişirse değişsin Hizbullah’ı meşru bir toplumsal-siyasi güç olarak kabul etmemekte direniyorlar;

4- PKK’nın Hizbullah’ı önemsediği muhakkak ama onu kendine alternatif gördüğü asla söylenemez, dolayısıyla çözüm sürecinden sonra yerini Hizbullah’ın almasından endişelendiği yorumları fazlasıyla zorlama;

5- Hizbullah’ın, İmralı sürecinden rahatsız olan İran’ın etkisi altında olduğu ve süreci sabote etmek için elinden geleni yaptığı/yapacağı şeklinde iddialar da var ama bunlar aşırı derecede komplo teorisi kokuyor. Çünkü Hizbullah çevreleri başından itibaren sürece desteklerini deklare ettiler. Ancak sürecin, Kürt sorununun çözümü aşamasına gelmesi durumunda kendileri de içinde yer almak istiyorlar.

6- Üniversitedeki olaylar yatışmışa benziyor. Olağanüstü bir provokasyon olmazsa bir süre yeni olay da çıkmaz ancak sürecin selameti açısından Hizbullah ile PKK arasındaki defterlerin bir şekilde yeniden açılması ve sonra da kapanması gerekebilir. Bu bağlamda, son dönemde birçok olayda yaşandığı gibi Abdullah Öcalan’ın devreye girmesi ve kendi hareketine bir perspektif sunması şaşırtıcı olmaz.

Hüda-Par’ın bakışı

Diyarbakır’da Hüda-Par İl Merkezi’nde, Genel Başkan Hüseyin Yılmaz, parti yöneticileri, Dicle Üniversitesi’ndeki İslamcı öğrencilerin avukatlarıyla yaptığımız sohbetten şu sonucu çıkarmak çok kolay oldu: Kendilerini ‘mustazaflar’ olarak da tanımlayan bu hareketin mensupları, son olay dâhil, yaşanan gerginliklerden rakiplerini sorumlu tutuyor ama 1990’lı yıllardaki çatışmaların tekrar yaşanmasını hiç istemedikleri için sürekli kendi tabanlarına “sağduyu” çağrısı yapıyorlar.

‘Kapanmamış hesap’

Örneğin Yılmaz “yeter ki kaos olmasın diye bağrımıza taş basıyoruz. Ülke çapında derneklerimize çok sayıda saldırı yapıldı ama hep sineye çektik” diye konuşup sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ortada bir husumet, geçmişin kapanmamış bir hesabı olduğu malum. Geçmişte PKK saldırıyı kesince onlara karşı misillemeler de durmuştu. Şimdiyse onlar saldırıyor, İslami kesim sağduyuyla hareket ediyor.”

Üniversitedeki olaylardan Kürt siyasi hareketini sorumlu tutan Yılmaz’ın bununla birlikte bu hareketi toptan suçlama yoluna gitmemesi çok ilginç. Ona göre kendi hareketlerine yönelik tutumlarında BDP/DTK/HDK gibi yapıların içinde yer alan bazı Türk ve Kürt solundan kişilerin (bazı isimler de saydı) katı laikçi yaklaşımları etkili oluyor. Hatta bir başka Hüda-Par’lı, Öcalan’ın son Newroz konuşmasında verdiği İslami mesajlardan rahatsız olan PKK hareketi içindeki sol/Alevi unsurların kendi hareketlerine saldırarak ön plana çıkmak istediklerini ileri sürebildi.

‘PKK ile Hizbullah barışı şart’

Hüda-Par Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz’a “Bu olaylar, bir şekilde PKK ile Hizbullah arasındaki sorunun çözülmesine kapı aralayabilir mi?” diye sordum ve şu cevabı aldım: “Pekâlâ olumlu bir süreç başlayabilir. Şu ana kadar ne PKK ne de Hizbullah bu olaylara dâhil oldu ki bu çok iyi. Eğer olay PKK-Hizbullah boyutuna gelirse ne benim partimin ne de BDP’nin etkisi olabilir. Diyelim bu olay yatıştı, yarın Kutlu Doğum Haftası için Newroz Parkı’nın tahsisi sorunu var, ardından seçimler geliyor. Artık bunun bir nihayet bulması lazım. BDP iradesiz olduğu için de PKK’dan en üst düzeyde açıklama yapılması lazım.” “Türklerle Kürtlerin barışından önce Kürtlerin kendi iç barışı şart. Böylesi bir gelişme devlete karşı Kürtlerin elini güçlendirir” diyen Yılmaz sözlerini şöyle noktalıyor: “PKK ve Hizbullah yetkililerinin bir an önce bir araya gelip kalıcı bir ateşkes imzalamaları lazım!”

YARIN: BDP, Mazlum-Der, Özgür-Der ve Azadi İnisiyatifi

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89