• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 23 °C

Görüşmeler yeniden başlarken

Gülay Göktürk

Yeni yıla girerken Başbakan Erdoğan İmralı ile MİT arasındaki görüşmelerin yeniden başladığını resmen doğrulamakla, 2013'ün ilk gündem maddesini de belirlemiş oldu.

Aslında hepimiz Öcalan'la açlık grevi günlerinde başlayan temasların devam ettiğini biliyorduk ama son günlerde yapılan çeşitli açıklamalarda görüşmelerin temel hedefinden kimler tarafından yürütüldüğüne ve yol haritasına kadar birçok ayrıntısını da öğrenmiş olduk.

Görüldüğü kadarıyla görüşmelerin yeniden başlayabilmesinde belirleyici olan iki temel etken var.

Bunlardan birincisi, Silvan'dan bu yana geçen süre içinde hükümetin teröre karşı yürüttüğü son derece etkili mücadelenin sonucu olarak PKK'nın askeri yönden ezilmiş, iradesinin büyük ölçüde çökertilmiş olması... Bu durum bu tür görüşmelerin zamanlamasının ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyuyor.

Terör örgütüyle sonuç alıcı görüşme yapmak istiyorsanız, önce onun gücünü kırmak, umudunu tüketmek ve psikolojik üstünlüğü ele geçirmek zorundasınız. Kendisini "kurtarılmış bölgeler kurmanın eşiğinde" gören bir örgütle görüşmeden sonuç çıkmaz.

Nitekim hükümet de, PKK'nın saldırılarının arttığı, Selahattin Demirtaş'ın, '400 kilometrelik alan PKK'nın kontrolünde' açıklamaları yaptığı dönemde başlatmıyor görüşmeleri. Örgütün 1000'i aşkın militanını kaybettiği ve 2012 stratejisinin çöktüğü dönemde başlatıyor.

Öcalan koşullu muhatap

İkinci etken ise Öcalan'ın durumu...
Açlık grevlerinin bitişinden sonra yazdığım "kazananlar ve kaybedenler" başlıklı yazıda şöyle demiştim:

"Öcalan koşullu olarak kazandı. Şu anda güçlenmiş görünen tek lider ve tek muhatap görüntüsü de koşullu olarak sağlanabilmiş bir görüntüdür. Bir başka deyişle Öcalan, devletin vermesini istediği "bitirin" mesajını değil de "sonuna kadar devam" mesajını verseydi, kazananlar listesinde yer almayacaktı. Bundan sonra da, Öcalan'ın liderlik gücü ve muhataplığı kayıtsız şartsız bir olgu değil, şiddetin bitmesinde oynadığı role, verdiği mesaja bağlı olacaktır. Devlet tarafından ancak barışçı bir rol oynamaya razı olduğu zaman muhatap alınacak; şiddeti kışkırtan rol oynamaya kalktığı zaman da (tıpkı geçmiş bir yılda olduğu gibi) muhatap alınma şansını kaybedecektir."

Bugün Öcalan'la görüşmelerin yeniden başlamasının arka planı hakkında öğrendiklerimiz, bu tahlili tamamen doğruluyor. Bir başka deyişle Öcalan, uzun aradan sonra yeniden muhatap olabilmesini, devletin "silahların bırakılması" hedefine yardımcı olma koşuluyla kazanmış durumda. Eğer bir önceki görüşmelerde yaptığı gibi, bir yandan görüşmelere katılırken öbür yandan örgütüne saldırı emirleri verirse, pozisyonunu derhal kaybedeceğini ve hücresinde yapayalnız kaderine terk edileceğini iyi biliyor.

Yolun başı

Görüşmelerin başlaması olumlu bir adım olsa da, henüz yolun başında bulunduğumuzu kabul etmek gerek.

İlk akla gelen zorluklar, Öcalan'ın Kandil ve Avrupa kanadı üzerinde tam bir hakimiyet sağlayıp sağlayamayacağı; bir başka deyişle ne kadar "yetkili" olduğu...

İkincisi ise, silah bırakılması konuşulurken mutlaka masaya gelecek olan genel siyasi afla ilgili olarak kamuoyunun hazır olup olmadığı... Önünde üç büyük seçim olan bir iktidar kamuoyunun tam olarak hazır olduğuna kani olmadan böyle bir affın sözünü nasıl verecek? Bu sözü vermeden görüşmeleri nasıl sürdürebilecek?

Görüldüğü gibi barışın sağlanmasına kadar katedilmesi gereken zorlu bir yol var hükümetin önünde. İşin kötüsü, bu zorlu yolda ne CHP var yanında ne BDP... Erdoğan şiddeti bitirecekse, bunu tek başına başarmak zorunda gibi görünüyor.
Allah kolaylık versin...

  • Yorumlar 8
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89