• BIST 106.843
  • Altın 142,635
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 27 °C
  • Diyarbakır 40 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 32 °C
  • Berlin 25 °C

Gezi'den sonra çözüm süreci

Hilal Kaplan

'Çözüm süreci için üç aşamalı bir plandan söz edilebilir. Geri çekilme, bu planın birinci aşamasını oluşturuyor; çekilme sorunsuz tamamlanırsa ikinci aşamaya sonbaharda geçilmesi planlanıyor.'

Bu sözlerin sahibi BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş. Tarih 15 Nisan 2013. Kaynak Reuters.

'Bizimle İmralı arasında BDP heyetinin gidiş gelişleri oldu. Mektuplar gidip geldi. Bunların üzerine biz bir sonuca ulaştık. Süreç üç aşamadan oluşuyor. Birinci aşama ateşkes ve güçlerimizin geri çekilmesidir. İkici aşama ise Türk devleti ve hükümetin sorumluluklarını yerine getirmesidir. Üçüncü aşama normalleşme ve özgürleşme sürecidir. (...) Bu bilinsin ki bu geri çekilmeyi tamamlarsak ikinci aşama başlayacak.'

Bu sözlerin sahibi de Murat Karayılan. Tarih 29 Nisan 2013. Kaynak PKK'nın yayın organı olarak bilinen ANF. (Alıntılar Kurtuluş Tayiz'in 'Çözümün hangi aşamasındayız' yazısından)

Ne var ki Haziran ayından itibaren sürecin ilk aşamasının bittiği, ikinci aşamaya geçilmesi gerektiğini gerek siyasî gerek silahlı kanattan duymaya başladık. Sizce çözüm sürecinde Nisan ve Mayıs ayından farklı olarak Haziran'da ne gerçekleşmişti?

Evet, doğru bildiniz: Gezi olayları.

Haziran boyunca süren kalkışma vesilesiyle hükümet üzerinde ulusal ve uluslararası alanda 'istifa-diktatör' ekseninde kurulan büyük baskı, PKK'nın da hükümete olan bakışını sarstı.

Özal, Ecevit, Erbakan gibi liderlerin yerleşik devlet yapısına 'meydan okumalarına' ve dolayısıyla çeşitli yöntemlerle 'iplerinin çekilmesine' sebep olan barış arayışının gelip Ak Parti hükümetini de vurduğunu düşündüler. Sürecin tersine dönebileceği ve altlarındaki halının çekilebileceği ihtimaliyle'tedbir alarak' çekilmeyi yavaşlattılar. Ancak süreci bitiren taraf olmamak adına da sorumlu davranarak Gezi'ye destek vermediler.

Gezi, Erdoğan'ın 'kellesini almaya' yetmeyince, çekilmeler devam etti. Yalnız PKK ve bileşenlerinin eline de hükümeti reforma zorlamaya yönelik bir fırsat geçmişti. Bunu da kullanmaya devam ediyorlar. 'İlk aşama bitti' söylemiyle tarih dayatmaları böyle okumak mümkün. Lakin son kertede, Öcalan'ın son görüşmede Demirtaş ve Kışanak'a ilettiği 'Büyük resme bakın, detaylara takılmayın' çağrısı önemini koruyor.

Ne var ki, dağdan ovaya inerek siyaset yapmak istediklerini söyleyen KCK'lılar, hâlâ ovanın değil, dağın diliyle konuşmaya, hükümete 'son tarih'ler dayatarak sürecin çıkmaza girdiği algısını güçlendirmeye devam ediyorlar.

Buna ek olarak mevcut durumda kamuoyunu iknaya uğraşan iki taraf var:

Ulusalcılar ve güvenlikçiler, ısrarla 'Bu PKK'yla barış olmaz' tezini işliyor;

Tırnak içi demokratlar da 'Bu AKP'yle barış olmaz' tezini...

Çözümü savunan ve sayıları ne yazık ki 'taraf' sayılamayacak kadar az olanlar da bir tarafın 'PKK'lı militan' diğer tarafın 'AKP'li yandaş' diye etiketlemesine maruz kalarak ısrarla çözümü savunuyor.

Ancak PKK ve çevresini etki altına olabilecek taraf, kuşkusuz ulusalcı/güvenlikçi olanlar değil; daha fazla demokrasi istediklerini iddia ederek CHP ve MHP'yi değil, sadece Ak Parti'yi hedefine koyan liberal çevreler. Demirtaş,Birgün'e verdiği röportajda bu oyuna gelmeyeceklerini şöyle vurguluyor:

'Ulusalcı,Kemalist, AKP karşıtı olan bazı liberaller de, daha doğrusu bu kesimlerin bazılarında 'Bunlardan bir şey çıkmaz kardeşim, Erdoğan adım atmıyor, Kürt hareketi de bunu görsün artık' diye bir düşünce var. Bunu söyleyenler de Kürtleri düşündüğü için değil, AKP'ye karşı güçlü bir cephe daha açılsın, Kürtler AKP'ye karşı savaşsın, kendileri de AKP'nin yıprandığını görsün, istiyorlar.'

Aynı cümleleri kurduğumuz için yandaş ilan edildiğimizden, bunları Demirtaş'ın ağzından, üstelik Birgün gazetesinde okumak büyük keyif doğrusu...

Ülkenin BDP hariç iki muhalefet partisi var. Ve bu iki partinin lideri de Irak Kürdistanı'nı by pass etmek istedikleri için Kerkük'e ayak bile basamadılar. Oyu %50 çizgisini koruyan iktidar partisi ise sadece Barzani'yi onur konuğu olarak ağırlamakla kalmadı; aynı zamanda hem Öcalan'ımuhatap kabul ederek süreci kamuoyuna açık bir çerçevede başlattı hem de süreçten çok önce 63 maddelik reform paketini açıkladı.

Eylül'de açıklanacak demokratikleşme paketi, öngörüldüğü gibi Topluma Katılım Yasası'nı içerirse, büyük rahatlama olacağınısöyleyebiliriz.

Süreç ilerliyor; siyasetin alanı açılmaya devam ettikçe de endişeye mahal yok.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89