• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 20 °C

Gezi'den Erdiş'e siyaset geliştirememek

Hamid Omeri

Biriken açığa çıkıyor. Bu açığa çıkan enerji fırsat kollanan bir ortam da doğuruyor. Böylesi durumlarda elbette 'nemalanmak' isteyen çok olur.

Zaten gollük pas gelince herkes golcü olmak ister. Fırsatçılar çok olur.

Gezi'den öğrenilecek çok şey var. Ancak öğrenilmesi için tespitlerin öncelikli olarak sosyolojik temelde yapılması gerekiyor. Salt siyasi bağlamda bakılırsa pek tabii ki ister istemez oranlar üzerinden hareket edilir ki bu bakış kolaylıkla seçim öncesi mitingleri ve pervasız konuşmaları şart koşar. 

Oysa; 

Gezi ile birlikte Taksim'deki çehre farklılığını Her şeyi hafife alan bir kitlenin bu hareketi güçlü kıldığını Ciddiye almayarak ciddileştirdiklerini Dalga geçiyor olduklarını Kendileri ile barışık olduklarını İnanılmaz yaratıcı olduklarını Gezi'ye gelen diğer takım taraftarlarının manevi olarak artık kendilerini Çarşılı hissettiklerini görmek gerekiyor. 

Gezi'ye karşı kalem oynatanlar ya hala doğru analiz edemediler ya da bu kadar 'pokemon' olan tavra çok ciddi ve gergin bakıyorlar.

Örneğin eğer Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı zekası ile olaya yaklaşılsaydı kanımca daha doğru ve daha hızlı bir çözüm bulunabilirdi.

Ne demişti Avcı özet olarak hatırlarsak, “yıllardır başarılamayanı biz beş günde başardık. Bir araya gelemeyecek kitleleri, muhalif grupları bir araya getirmeyi başardık” minvalinde sözler etmişti.

Bu tespitler hükümet kanadından Gezi'ye ilişkin şimdiye değin yapılan belki de en doğru tespitler oldu. Onun dışındaki sözler zaten slogana dönüştü. Kalktı göç eyledi Chomsky'nin bile diline dolanıverdi.

Yeterince zaman geçti mi üzerinden? Bu sorunun cevabı da zamanda saklı.

Hiç bir hareket sürekli değildir. Belediye ve Valilik geç kalınsa da süreci yumuşatmak için bazı girişimlerde bulundular. Şu net ki Sayın Cumhurbaşkanı süreci iyi yönetti ve olayların daha fazla şiddete yönelme ihtimali doğurduğu günlerde devreye girerek aklıselimi temsil etti ve bir ölçüde denge unsuru oldu. 

Diğer yandan Başbakan Erdoğan sevilen bir lider. Gezi eyleminin bu teveccühü azaltmayacağı çok net. Gezi ile şu oldu ve olacak. Erdoğan’ı sevenler onu daha çok sevecek ve Erdoğan’ı sevmeyenler ondan daha çok uzaklaşacak. Ancak Gezi'deki ortak nokta Erdoğan ve yaklaşımı.

Cumhurbaşkanı Gül ne yaparsa yapsın, Başbakan Yardımcısı Arınç ne kadar 'silkelenme' ihtiyacından söz ederse etsin kitle Erdoğan'ın sözlerine ve açıklamalarına kilitlenmiş durumda. 

Dolaysıyla birçok konuda olduğu gibi Gezi eyleminde de çözümün adresi Başbakan Erdoğan. Artık nasıl bir yol izler hep birlikte göreceğiz.

Ancak yakın zamanda farklı yaklaşımların olacağına dair işaretler vermiyor değil. Daha da sertleşecek gibi gözüküyor. Oysa sıkıntı oluşturan meselede sürecin ruhuna uygun edilecek söz ve yaklaşımlar öyle sanıyorum ki hem Erdoğan'a hem de Türkiye'ye kazandıracak. 

ERDİŞ NE YANA DÜŞER USTA 

Gezi'de AVM yapılmak istenmesi ya da eski Topçu Kışlası’nın yeniden yapılma hamlesinde ayağa kalkanlar neden Erciş'teki olası kıyım için eylem yapmıyorlar ya da sessizler?

Bu sorular en başından Gezi Parkındaki 'üç beş ağaç' için bu kadar çevreci kesilenler Kürdistan'daki ormanlar cayır cayır yanarken ve bombalanırken neredeydiler soruları ile kendini gösterdi sosyal medyada.

Sırrı Süreyya Önder duruşu ile Kürtlerin bir kısmının bu yönlü yaklaşımlarını daha bir 'çevreci' kıldı ve aslında 'iyi niyetli ve insani' duruşu ile kazanan ve kazandıran oldu. 

Doğru siyaset samimi olmaktır ve doğruları söylemektir. Nesnel olarak en kısa sürede kazanımları da bu samimi duruşlar sağlar. Şimdi Erdiş'in ne yana düştüğünden bahsetmek gerek. Van'ın Erciş ilçesinde TOKİ'nin yapacağı konutlar ilginç bir şekilde binlerce meyve ağacı ve yüzbinlerce kavak ağacının olduğu alan üzerine projelendirilmiş. İhaleyi kazanan firma hazırlıklarını tamamlamış ve bütün tepkilere rağmen kesime ha başladı ha başlayacak! 

Şimdi; 

İstanbul'daki Kürtler kalkıp Erciş'e gelsin diyenler var. Bu kadar çevreci ise insanlar Erciş için de eylem yapsınlar deniliyor. Hatta hızını alamayanlar var ve Gezi için eylem yapan arkadaşlarına ironik bir dille saldıranlar da var. 

Elbette Erciş ve Erciş'in doğal dengesi için ne yapılması gerekiyorsa yapmak lazım. Mücadele etmek ve duruş sergilemek. Ancak bugüne kadar salt bir yerlerden haber bekleyerek eylem sergilemenin ne denli onarılmaz yaralar açtığının da farkına varmak gerekiyor artık. Aslında bir boyuna memlekette siyaset geliştirememenin temel sorununun bu olduğunu kabul etmek gerekiyor. Şiddetin ve savaşın insanları çok ciddi manada politize ettiğini ve şaka ile hafife almanın neredeyse kalmadığını tespit etmek gerekiyor. En basit olayda dahi insanların birbirlerini dinlemeden kolaylıkla suçlamaya başladığını ve memlekete, davaya 'ihanet' etmekle yaftaladığını görüyoruz. 

Silahların susması bu çerçevede beraberinde normalleşmeyi ve insanların birbirlerini dinlemek için zaman bulabileceği ortamlar sağlayacaktır.

Farklı görüşler ve düşünceler kolaylıkla dillendirilebilecek. İnsanlar kolaylıkla biribirlerini tehdit etmeyecek ya da farklı düşünceler çekindikleri için düşüncelerini söylemekten geri durmayacak. Siyaset gelişecek ve farklı sesler duymaya başlanacak. 

Erciş için de kızmadan, kırmadan, dökmeden kitleleri ve çevrecileri desteğe çağırmanın aklı bulunmuş olacak. Destek vermemeleri durumunda insanlara 'düşman' dememenin yolu bulunacak ve sadece bizim gibi düşünmüyorlar demeye başlamak bile büyük bir farklılık yaratacak.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89