• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 16 °C

Gerçek islam ve ifade özgürlüğü

Ergun Babahan

İnançlı bir insan için kutsalına yapıldığını düşündüğü hakaretler çokağır gelir. Charlie Hebdo, New York Times’ın deyimiyle “yaygaracı, bayağı ve zaman zaman güdüyle davranarak Hz. Muhammed dahil her İslami inançlı insanı incitmeyi hedef alan bir gazete”

Seküler geleneğin çok güçlü olduğu Fransa’da Müslüman coğrafyadan gelenlerin kendi değerlerini dayatarak laik rejime tehdit oluşturduğuna inanan bir yayın organı. Ama aynı şekilde, Hıristiyanlık ve Yahudiliği de hedef alan yayınları var.

Üstelik Fransa’da yaşayan 6 milyona yakın Müslüman göçmenin büyük çoğunluğu başta Cezayir olmak üzere eski Fransız sömürgelerinden gelmiş insanlar. Hem tarihleri, hem inançları açısından geldikleri toplumun değerleriyle sorunları var.

SAYGI VE DIŞLANMIŞLIK

Din, toplum, fikir özgürlüğü konularını hala günümüz koşullarına bağlı olarak değil de Kuran-ı Kerim’e dayanarak yorumlayan bu kesimin, ifade özgürlüğüne saygı anlamında büyük bir eksikliği var. Bizi en fazla rahatsız eden şeylere tahammül ve saygı göstermek konusunda yaşanan sıkıntı, dışlanmış duygusuyla katmerlenmiş durumda.

Müslüman coğrafyanın basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, çoğulculuk, kadın-erkek eşitliği konularında dünya sıralamasına en altlarda yer alıyor olmasının kaçınılmaz bir sonucu bu durum.

Şimdi, başta Müslümanlar olmak üzere geniş kesimler, bu terörist saldırıların yeni bir nefret dalgasının önünü açmamasını, bu saldırı nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmaması gerektiğini söylüyor. Çünkü böyle bir risk ciddi olarak var.

Ancak, Fransa ve Batı’dan terör eylemleri nedeniyle Müslümanların haklarını kısıtlamamalarını isteyen muhafazakarlar, bu topraklarda AKP’nin ‘düşmanları’ temizlemesi için temel hak ve özgürlükleri çiğnemesine, hukuku ayaklar altına almasına sessiz kalıyor, hatta destek veriyor.

TAHRİK TERCİH EDİLİYOR

Bu açıdan Nilüfer Göle’nin Habertürk gazetesi yazarı Ruşen Çakır’a söyledikleri önem taşıyor: “Eğer Türkiye’de, bundan mesela 5 yıl önceki, Batı’nın da önem ve değer verdiği AKP iktidarı olsaydı ve bu iktidar bu barbarlığa karşı net bir şekilde çıkabilseydi belki bir şeyler olabilirdi.

Ama böyle bir şey olacağa benzemiyor. Bu yüzden feci bir durumdayız”

Ancak Erdoğan böyle bir rolü üstlenmek yerine, tabanının Batı karşıtı duygularını tahrik etmeyi tercih ediyor maalesef… Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatıyla İSEDAK toplantısında sarf ettiği bu sözler, bu ortamda rahatsız ediciliğini daha da artırıyor: “Dışarıdan gelenler, yüzümüze dost gibi görünenler, bizim ölümüzü, bizim çocuklarımızın ölüsünü seviyorlar”

Türkiye’ye düşen böyle bir ortamda hayali düşmanlar yaratıp ifade özgürlüğünü kısıtlamak, radikal unsurlara Suriye ve Irak’ta destek vermek değil, demokrasiyi ve çoğulculuğu güçlendirerek hoşgörünün kök salmasını sağlamak olmalıdır. ‘‘Terörle İslam’ın bağlantısı olamaz’’ tarzı açıklamalarla şiddet ve nefret sarmalının önü alınamaz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89