• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 10 °C

Generalleşen iktidar

Ahmet Altan

Çok uzun yıllar önce, yanlış hatırlamıyorsam Güneş Tecelli’nin sunduğu bir televizyon programında hiç unutmadığım kısa bir skeç izlemiştim.

Aklımdan çıkmayan cümle şöyleydi:

“Biz müteahhide ne dedik, üç oda bir mutfak, müteahhit ne yaptı, üç mutfak bir oda.”

Bizim siyasi tarihimiz, daha önce de birkaç kez yazdığım bu matrak cümleyle özetlenebilir gibi geliyor bana.

Bizi yönetecek insanlara, “üç oda bir mutfak” ısmarlıyoruz, onlar, “üç mutfak bir oda” yapıyorlar.

AKP iktidarı da “üç mutfak, bir oda” inşaatına başlamış gözüküyor.

Milyonlarca insan AKP’ye, “Hukuk reformu yap, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu hukuka saygılı hale getir, adaletin uygulanmasını sağla, hukuk karşısında ayrıcalıklı kimsenin kalmasına izin verme” dedi.

O ne yaptı?

Hukuku “Ergenekoncu cumhuriyet elitlerinin” elinden aldı ve “ben buldum, benimdir” diyerek kendi amaçları için kullanmaya başladı.

Bu müthiş sapmanın en belirgin ve çarpıcı örneğini şimdi Deniz Feneri davasında yaşıyoruz.

Deniz Feneri’nin dava sürecine yapılan siyasi müdahale, bu davanın kendisini aşacak boyutlarda.

Bu davanın üç savcısı birden görevden alındı.

Savcılar hakkında HSYK’ya bir şikâyet yapılıyor, deniyor ki, “Mahkemenin sanıkların mal varlıklarına el koyma kararı Tapu’ya bildirilirken, bu kararın ikinci ve üçüncü maddelerinin üstü kapatıldı, bu evrakta tahrifattır.”

Bu şikâyet üzerine, Ankara Başsavcısı, Adalet Bakanı’nın da izniyle bu üç savcıyı görevden alıyor.

Savcılar da diyor ki, “Karardaki ikinci ve üçüncü maddeler Tapu dairesini ilgilendirmiyordu, onun için üstünü kapattık, ayrıca bu hukuk sistemimizde uygulanan bir usuldür, Ergenekon savcıları sık sık belgelerdeki bazı maddelerin üstünü kapatarak evrakları gönderir”.

HSYK’nın “şikâyeti” ciddiye alması, Adalet Bakanı’nın izin vermesi, Ankara Başsavcısı’nın “savcıları” görevden alması nasıl “hızlı bir işlem” olduysa, hiçbirinin aklına “bu uygulama usule uygun mudur” diye sormak gelmemiş.

Önce savcıları görevden almışlar sonra İstanbul’daki başsavcı vekiline “Böyle bir uygulama var mı” diye sormuşlar.

Dün bizim manşetten “Başsavcının isyanı” dememize “isyan eden” ve “Ben isyan etmedim, görüş bildirdim” diyen İstanbul Başsavcı Vekili de, “Evet, biz de bu tür uygulamalar yapıyoruz” diye bilgi vermiş.

HSYK, Adalet Bakanı, Ankara Başsavcısı, “savcılar görevden” alındıktan sonra “usulün” böyle olduğunu öğrenmişler.

Peki, savcıları göreve iade etmişler mi?

Hayır.

“Üç mutfak bir oda”
durumu, anlayacağınız.

Bir kere o savcıları görevden almayı akıllarına koymuşlar.

Şimdi iş büyümeye ve skandal boyutunu almaya başlayınca, HSYK bir kez daha hatırlatma ihtiyacı duydu ve “Savcıları biz görevden almadık” dedi, “görevden alan Ankara Başsavcısı’dır”.

“Hesabı başsavcıya sorun”
demeye getiriyorlar.

HSYK böyle diyor ama Adalet Bakanı, bu kararı “desteklediğini” açıklarken aynen şöyle diyordu, “Ben HSYK başkanı olarak bu kararı destekliyorum”.

Savcıların alınmasını HSYK desteklemiyor, başkanı mı destekliyor?

Adalet Bakanı, tek başına bütün kurumu temsil ettiğine mi inanıyor?

Siyasi iktidarın yakın çevresinden insanları sanık durumuna düşüren bu davayı bakan “tek başına” mı yönlendiriyor?

Bakan, “usule uygun mu, değil mi” diye merak bile etmeden neden bu kadar hızlı karar veriyor?

Bu hızın nedeni, sanıklara “aramaları önceden haber veren köstebeklerin” ikisinin AKP hükümetinin eski İçişleri Bakanı, yeni Başbakan Yardımcısı Atalay’ın iş ortağı ile “özel kalem müdürü” çıkması mı?

Soruşturmanın, Başbakan Yardımcısı’nın yakın çevresine doğru yönlenmesi mi?

Üç savcının görevden alınmasının hukuki bir dayanağı yok, başka savcıların yaptığını onlar da yapmış.

Bu karar, fevkalade pervasızca ve usule aykırı bir karar.

Biz Dağlıca’yı, Aktütün’ü, Ergenekon’u, Balyoz’u ortaya çıkarırken hep aynı şaşkınlığı yaşardık, “nasıl böyle pervasız davranabilmişler, hesap sorulmayacağına nasıl bu kadar güvenmişler?”

Güç ve “korkak bir medya” körleştiriyor insanları.

Generallerin körlüğünü bu olayda aynen siyasi iktidarda görüyoruz şimdi.

Hesap sorulabileceğini unutmuşlar.

Ve, “üç mutfak bir odayı” hukuk diye koymuşlar önümüze.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89