• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 20 °C

Gelmesin o ses!

Hamid Omeri

Gelirlerdi. Birdenbire, haber vermeden. Oysa geceden gelenler çoktan yol almışlardı. Yeni gelenler ile biraz önce gidenlerin geldikleri mekan arasında mesafe bir göz boyu kadardı.

Bir araya getirildiğimiz mescit ile biriktirildiğimiz meydan arasında farklar vardı. Konuşurlardı, anlardım. Elleri üşümüş adamlar ve kadınlar vardı. Dudakları çatlamış. Cesaretlerine bir garip kaygının dokunduğu gözleri ve bakışları vardı. Anlatırlardı ve kimse konuşmazdı. Kimseyi minbere doğru çekip konuşturmazlardı. Onlar konuşurdu herkes dinlerdi. Caminin duvarına iliştirilmiş, rengi solmuş broşürler vardı. Onlar konuşurdu herkes dinlerdi.

Sabaha doğru sabahın geliyor olması ne güzeldi

Ben uykusuzdum rüyam yeşilden bir parkaydı

Sabah olmadan olurdu bütün bunlar ve lüküsün ş'leri çoğaltan sesi ve ışığı etrafında uçuşurdu pervaneler . Sabah olmadan bir zılgıt sesinin inceldikçe incelen tizliğinde yeşilden gölgeler uykumdan ve rüyalarımdan alarak uzaklaşırlardı. Kadınların ve erkeklerin ve dahi çocukların hep birlikte olduğu o sabaha yakın vakitler sonra rüyalarımın sabahından uzaklaştılar.

Hep geldiler ve gittiler. Hep yeşil giydiler. Haki yeşilleri vardı. Onlar giderken lüküsün ışığı elbisesinden soyunarak onların peşinden giderdi. Üşürdük. Evlerimize dönerdik tutunarak peş'lerine annelerimizin. Babalarımızı neden sevmeye cesaret edemedik derken o soğuk gecelerde onların ellerinde kaçak sigaraları ömürlerinden yerken biz annelerimizin “daw”larına sığınırdık.

Döndüğümüz çamurdan evlerimizin damıtan damları altında iki buçuk numaralıların siperinde üşürdük.

Üşüdüğümüz geceden titrediğimiz sabahlara uyanırdık. Gözlerimiz gecenin hakisinden sabahın hakisine değerdi. Cemseler, panzerler...

Lüküs yanmaz ki sabahta! Dört numaralı lambamız da var ancak o da yanıbaşında lüküsün fitilini çekmekte içine.

Genişçe bir meydanda toplanırdık. Duvarlar yok. Duvarlar nerede? Duvarlara iliştirilmiş broşürler gecenin sabahına doğru alınmış duvarlardan. Zılgıt sesinin peşisıra onlar da gitmişler.

Kim konuşacak peki bu sefer?

Annelerimiz ve kız kardeşlerimiz nerede kaldılar?

Dönerken kimin peş'inden tutunacağız bu sefer?

Neden bütün konuştuklarını anlamıyorum? Öğretmen de böyle konuşuyor zaten. Bunlar ondan da mı sinirili ne! O adamlar neden yerden yürüyor yüzükoyun?

Minbere değil meydana. Orta yere çıkardı birileri ve sesler. Utanırdım bakmaya da daha çok korkardım. Ya çocuklarının sevmekten korktuğu babaların yüzlerinde de o sesler! Gelmesin o ses yüzlerinden babalar eve dönerken sigara sarsalar da düşünceli düşünceli. İki elleri de tütüne ve kağıda dokunsa da. Zaten konuşmazlar bilirim dilleri ve dudakları sadece o incecik kaçak kağıdın acılığına dokunur yürürken.

Söyleyin gelmesin o ses!

Gelir. Gelecek. Haki bir gölgenin gölgesinden gözlerim düşecek çocuk kardeşim, sen daha küçüksün ama! Gittiler de demedin çocuk, geldiler de demedin. Zaten sen bir daha dönmedin. Ne tutunacağın bir peş kaldı ne ellerini tutmak için kollayacağın bir gölge hepimizin önünde yürüyen.

Geldiler birdenbire. Haber vermeden. Haki geldiler haki gittiler. Haki gölgelere takıldı rüyalarım.

Bir lüküsün etrafında dolana dolana bedeninden geçip ruhunu bulan biraz da bendim büyüyünce anladım.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89