• BIST 104.001
  • Altın 145,495
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 14 °C

Gelişmeleri nasıl değerlendirmeli?

Ali Bayramoğlu

Önce şunu söyleyerek başlayalım: Balyoz Güvenlik Harekât Planı etrafındaki gelişmeler yeni bir suçüstüyle değişim sürecinde bir derinleşmeye, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararı ise bu çerçevede güç mücadelelerinin sertleşmesine işaret ediyor.

Nasıl?

Bizim mercekten manzara şöyle görünüyor:

1. Taraf Gazetesi'nde yayımlanan belgeler açık bir biçimde 2003 yılında hazırlanan bir darbe planlaması yapıldığını göstermektedir. 1. Ordu merkezli bu darbe hazırlıklarında Özden Örnek günlüklerine de işaret edilmiştir. Dönemin Ordu Komutanı Çetin Doğan 28 Şubat'ta Batı Çalışma Grubu Başkanı'dır ve emekli olana kadar iktidarın varlığıyla mücadeleye girişen general grubunun ön saflarında yer almıştır.

2. Bu hazırlık kurallara uygun bir çerçeveye oturtulmuş, böylece sadece bir asker grubu değil, tüm askeri bünye işin içinde yer almıştır. Bunun aracı da EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü) yapılanması olmuştur. Başka bir deyişle darbe hazırlıkları ve çalışmalarının kılıfı şudur: Bir savaş halinde, sıkıyönetim ilan edilecek, ardından bunun gereği olarak EMASYA Planları devreye girecektir. Bu noktadan itibaren de darbe tatbikatı başlayacaktır. Tutuklanacak gazeteciler, gözaltına alınacak 200 bin kişinin kimler olduğu, nereye götürüleceği, diğer hamlelerin neler olacağı bu planlara göre önceden hazırdır. Şöyle diyelim: Bunlar şu anda da hazırdır.

Bu iki nokta birleşince durumun ne denli vahim olduğu ortaya çıkar…

Zira sözünü ettiğimiz sadece 2003 yılında yapılan hazırlık değildir, hali hazırda geçerli olan bir şema ve yapılanmadır.

Birçok kez, birçok röportajda askeri iç güvenlik alanının kapalı, karanlık ve ona özerk bir alan veren, asayiş sahasını askerileştirmesine yol açan EMASYA yapılanmasının fiili bir darbe demek olduğunu söylemiştim.

Öyledir ve öyle…

* * *

Peki, nedir EMASYA Protokolü ve yapılanması?

5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/D maddesi, askerin iç güvenlik alanında nasıl kullanılacağını hükme bağlar. Kural valinin, sivil emniyet güçlerinin yetersiz kaldığı durumda, askeri birlik talep etmesidir. EMASYA Protokolü işte bu maddenin somut uygulamasına yönelik bir düzenlemedir.

Sorun odur ki protokol yasa hükmünü terse çevirmiş, askere iç güvenlik konusunda sürekli, özerk olarak kullanabileceği ve denetimi olmayan bir kanal açmıştır. Buna göre birçok anti demokratik, hatta yasalara aykırı uygulama EMASYA Protokolü'ne dayandırılmıştır. Nitekim mevcut protokol askerin talebi üzerine 28 Şubat döneminde Erbakan iktidarının devrilmesinden hemen sonra, 1997 yılında çıkarılmıştır.

Asker yeni bir protokole neden ihtiyaç duymuştur?

İki nedenle…

Olağanüstü hal kaldırılmıştır. Asker onu ikame etmek ister.

Nitekim protokole göre, iç güvenlik hareket bölgelerinde, yani tüm ilde, tüm güvenlik kuvvetlerinin komutası en üst askeri komutana geçer ve güvenlik alanı tümüyle askeri denetim altında tutulur. Güneydoğu ve Doğu'da birçok il yıllardır kesintisiz güvenlik harekât bölgesidir. Ordu buna göre "iç güvenlik birlikleri" dahi üretmiş, tüm yapılanmasını bu protokol esaslarına dayandırmıştır.

İkinci gerekçe şudur: Asker, o dönemde iç tehditte dindarlara güvensizliği ve irticayı birinci sırada tutmaktadır. EMASYA Protokolü'nü de bu bakışa göre yapılandırır. Bu açıdan EMASYA Protokolü iki önemli hüküm içerir. Birincisi, 'askeri otorite gerekli gördüğü durumlarda mülki amir talimat vermeden de iç olaylara müdahale edebilir' hükmüdür. İkincisi ise tüm illerdeki garnizonlarda iç tehdit ve tehlikeye karşı ön çalışma ve değerlendirme yapacak "Asayiş Güvenlik Merkezleri" kurulmasına ilişkin hükümdür. Ön çalışma her şeyden önce istihbarat, takip, değerlendirme çalışmasıdır, sosyete fişlemesinde, okul fişlemelerinde ve son Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nda ortaya çıktığı gibi… Güvenlik şubeleri de ilke olarak tüm istihbaratın aktığı birimlerdir.

Bu yolla asker iç güvenlik alanına bir giriş kanalı, kendisi için bir özerk saha yaratmıştır.

Söyledik tekrar edelim, mülki amir-askeri otorite ilişkilerini alt üst eden, ordunun toplumu bir tehlike nesnesi olarak tanımlamasına zemin hazırlayan bu uygulama aynı zamanda fiili darbe haline işaret eder.

Bu durumda bugün sivilleşmenin ana hedeflerinden birisi EMASYA Protokolü'nün iptali olmalıdır.

İptal hukuken basittir.

İçişleri Bakanı'nın tek yazısı yeterlidir.

Bu işin şakası kalmamıştır…

* * *

İnişler, çıkışlar, direnç, sulandırma, yok sayma çabaları kimsenin umudunu kırmasın.

Dün yakalanan canavarın kuyruğuydu, bugün artık kendisidir.

Anayasa Mahkemesi'nin askerlerin darbe girişimleriyle ilgili olarak sivil mahkemelerde yargılanmasını öngören kanunu iptal etmesi elbet sıkıntı doğuracak, mevcut Ergenekon ve değişim sürecini bir ölçüde olumsuz etkileyecektir.

Unutmayın ki, Anayasa Mahkemesi ne yazık ki, değişim karşısında bir direnç aktörü olmayı tercih etmektedir. Bunu aşmanın yeni anayasa değişiklikleri ve referandum başta olmak üzere çeşitli yolları bulunuyor.

Nehir terse akmaz…

OKTAY EKŞİ'YE NOT:

Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi'nin iltifatlarına mazhar olmuşum dün.

Şöyle diyordu: "Kaleminden nadiren isabetli bir görüş ve değerlendirme çıkan Ali Bayramoğlu'nun, bu protokole kamuoyunun dikkatini çekmek suretiyle yaptığı hizmeti takdirle kaydetmek gerekir…"

Oktay Ekşi tarzı sıkça benim tarz yazılardan isabet alır, rahatsızlığı doğaldır. Ama Hürriyet Gazetesi'nin başyazarının son skandalda başrolü oynayan EMASYA Protokolü hakkındaki bilgi eksikliğini, protokol metnini benim ona göndermeyişime bağlaması (ki öyle diyor) vahimdir.

EMASYA'yla ilgili 15-20 tanesi benim olmak üzere yüzlerce yazı ve röportaj çıktı Türk basınında. Şura metinleri, mülki amir eleştirileri yayınlandı, TESEV'in Güvenlik Almanağı'nın bir bölümü EMASYA'ya hasredildi. Protokol metni hem orada hem gazetelerde yer aldı. Dahası bu konuya AB İlerleme Raporları'nda da değinildi.

Hayata Oktay Ekşi gibi bakanlar EMASYA'yla ilgili bu yazıları isabetsiz buldular, hatta kurgu, yıpratma faaliyeti ilan ettiler.

Burada açık kötü niyet var.

Ama ciddi bir bilgisizlik de var. EMASYA etrafında yer yerinden oyuyor. Oktay Ekşi bu konuda hâlâ tümüyle yanlış bilgiler veriyor. Protokolün, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'yla ilgili bir düzenleme olduğunu sanıp, yazı yazıyor. Hayır, Oktay Bey, konu 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu'yla yani jandarmanın değil silahlı kuvvetlerin iç güvenlikteki yeriyle ilgili…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89