• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 2 °C

Gel de kendini tekrar etme

Fehim Işık

İnsanın kendini tekrar etmesi kadar zor bir şey yok. Son dönem yazılarımın önemli bir çoğunluğu yaklaşık aynı konu üzerinde yoğunlaşmış. Farklı sözcüklerle kendini tekrar eden yazılarım da var.

Bu durumun bana mahsus olduğunu sanmıyorum. İzlediğim, yazılarını zevkle okuduğum yazarların yanı sıra yazılarını okumakla beraber ne düşündüklerini hala öğrenemediğim, nereye mesaj verdiklerini hala bilemediğim ya da tüm mesajlarını Hükümete vermek üzere yemin etmiş bir kısım köşe yazarı da benzer konular etrafında dolaşıyor, çoğu kez onlar da kendilerini tekrar ediyorlar.

İronik de olsa dillendirilen “Kürt sorunu çözülürse yazacak konu bulamazsınız” yaklaşıma inanmaya başlayacağım neredeyse.

Doğru ya; yıllardır aynı sorunlar ile yatıp aynı sorunlar ile kalkıyoruz.

Neredeyse her yazımızın ana teması Kürt sorunu.

***

Tekrar başta yazdıklarıma döneyim ama şunu da belirteyim: Bunca giriş emin olun kendimi tekrar edeceğim yeni bir yazıyı daha kaleme alma olasılığındandır.

Geçtiğimiz hafta hatırlarsanız, “Süreç seçim kurbanı mı?” başlığıyla yazmış, yazının içinde de kendi cevabımı vermiş, Hükümet süreci seçime kurban ediyor, demiştim.

Yazıya dönük olumlu eleştiriler bir yana ama çoğu AKP yanlısı itirazcı kanattan da sesler gelmeye başladı. Bu seslere göre Hükümete dönük kaygılarını dile getiren bizler barış istemeyen, PKK’yi savaş meydanına süren kan emicilermişiz.

Bol keseden atmak, kendi açmazlarını görmeden kaygılarını dile getirenleri savaşçı göstermek, işin kolayı olsa gerek. Oysa işin zoru, bu kaygıları dile getirenlerin haklı olup olmadığına somut yaklaşımlarla örnek verebilme cesaretidir; hamaset değil...

Somut olan şu: Hükümet adım atmadı; aylardır sözünü ettiği “demokratikleşme paketi” ile adım atacak mı, güven verecek mi, onu da bilmiyoruz.

Hükümet, umarım adım atar, umarım tüm güvensizlikleri aşar ve umarım daha bu yazı yazılırken açıklanmamış “demokrasi paketi” ile biz “savaş yanlılarını” yanıltır, utandırır, yerin dibine sokar...

Bunu istemeyenin gözü çıksın.

***

Geçen yazımda Hükümetin süreci seçim sonrasına kadar uzatma eğiliminde olduğuna dair kaygılarımı da dile getirdim. Seçim sonrasında ne olur bilmiyoruz ama şimdilik görünen şu ki Hükümet PKK’yi kamuoyu önünde bir taraf olarak göstermek istemiyor. Bu nedenle olacak ki PKK, KCK veya Öcalan tarafından dillendirilen ne varsa ciddiyetle ele almıyor, yanıtlamıyor, süreci, kamuoyu önünde olabildiğince aleni yürütme yerine daha çok kapı arkası iknalarla götürmeye çalışıyor.

Hal böyle iken biz “kaygılılar” yani AKP yandaşlarının deyimiyle “savaş çığırtkanları” çözüm karşıtı da oluyoruz.

Bu “kaygısızların” mantalitesi ile bakarsanız, geçtiğimiz cumartesi günü kaygılarını kamuoyu ile paylaşan Öcalan da, yaptığı açıklamalarla benzer kaygıları dillendiren Bayık, Türk ve Demirtaş gibi Kürt siyasetçileri de kaygılı ve doğal olarak çözüm karşıtı, savaş yanlısı...

Bu haftaki eleştiri veya olumsuzlukları bu noktada kesmeyelim; çünkü DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk’un Taha Akyol’a yazdığı mektuba da değinmek gerekir.

Tuğluk ile aynı kaygıları taşımasak da nihayetinde kaygılıyız ama Tuğluk’un yaptığı gibi yapıp sürece destek vermeyen veya kaygılı yaklaşan bazı Kürtleri Taha Akyol’a şikayet etme gereği de duymuyoruz.

Tuğluk’un mektubunu tümden reddetmek olası değil. Ciddi tespitler de var.

Tamam, ama ya şu ne?

“Öcalan’ın özgürlükçü, sol ve Türkiye demokrasi güçleriyle stratejik ittifak yaklaşımını sezen hamasi Kürt milliyetçileri ve Kürt ‘siyaset sınıfı’ şimdiden ‘mevzi savaşı’ başlattılar.”

Evet, Kürtler arasında hamaseti siyaset sananlar var.

Ama bilmek gerekir ki şikayet edilen bu Kürtler de nihayetinde Kürt halkının özgürlüğünden yana oldukları için ‘hamasi milliyetçilik’ yapıyorlar.

‘Hamasi milliyetçileri’ beğeniriz beğenmeyiz ama bu realitenin şikayet mercii Taha Akyol değil.

Birbirimizi eleştirir, gerekirse birbirimizin kafasını da kırarız ama Taha Akyol’a da “Bakın hamasi milliyetçiler beride bekliyor. Onlara mecbur kalırsınız” demenin gereğini de duymuyoruz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89