• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 34 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 35 °C
  • Berlin 23 °C

Geç ama... İmkansız değil...

Oral Çalışlar

Çözüm ve çözümsüzlük arasındaki uçurum zaman zaman baş döndürücü bir hal alsa da, çözüm umudumuzu yitirmeyelim. 

PKK’nın bölgenin her yanından giriştiği saldırılar, yeni ölümlere, yeni öfkelere ve yeni kopuşlara yol açıyor. Çözümün uzaklara gittiği duygusu yaygınlaşıyor.

Şimdi cezaevinde olan Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri emekli General Erol Özkasnak’la yıllar önceki bir tartışmamızı hatırlatmak isterim.

1997’de Genelkurmay’ın davetiyle 20 kadar gazeteci bir Güneydoğu gezisine çıkmıştık. Çoğunluğu muhaliflerden oluşan biz gazeteciler, “Kürt sorunu yok terör sorunu var” anlayışına ikna edilmek için o dağlara götürüldüğümüzü anladık. Çukurca yakınlarında bir askeri kampta kaldığımız gece, çadırın önünde sohbet ediyorduk. Bir binbaşı gelip benimle konuşmak istediğini söyledi. İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde master ya da doktora yaptığını ifade etmişti.

Tezi Kürt aşiretleri üzerine olan binbaşı, bana bazı sorular sordu... “Çözüm nasıl olabilir?” sorusuna, “Kürtlerin yasal siyaset yapma hakları genişletilmeli, ikinci olarak da kimliklerinin tanınması yolunda adımlar atılmalı” anlamında bir cevap verdim. “Ayrıca anadilleri konusunda özgürlükçü bir yaklaşım gerekir” diye sözlerimi sürdürdüm. Yüzbaşı sordu: “Nasıl bir özgürlükçü yaklaşım?” “Örneğin” dedim, “Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesi’nin önemli bir bölümü Kürdoloji Enstitüsü şeklinde örgütlenebilir. Kürt dili, tarihi, folkloru alanında araştırmalar yapılabilir”...

Sözlerimi bitirmeden, arkamdan bir ses duydum. Erol Özkasnak’ın sesiydi: “Oral Bey ne diyorsunuz! Türkiye bölünür böyle bir yola girilirse.” Kendisine aşağı yukarı şunları söylediğimi hatırlıyorum: “Erol Bey, bunlar evrensel temel insan hakları. Bunları Türkiye bir gün zaten tanıyacak. Ama bunların gecikmesi daha fazla acıya sebep olabileceği gibi, bir noktadan sonra iş işten geçebilir...” 

İş işten geçmedi

Beytüşşebap’taki son PKK saldırısının ardından, 10 güvenlik görevlisinin ve çok sayıda PKK’lının yaşamını yitirmesi, toplumun çok geniş kesimleri tarafından “Artık iş işten geçti mi?” sorusunun sorulmasına yol açıyor. Artan şiddet, kaldırılan asker cenazeleri, toplumsal gerginliği arttırdığı gibi siyasetçiyi de öfkenin esiri haline getirebilecek bir iklim yaratıyor... Değişimden duyulan korku, devleti çağın ruhundan uzaklaştırıyor, edilgenleştiriyor ve “eski hatalar”ın tekrarlarını beraberinde getiriyor.

Çözüm kelimesi henüz anlamını yitirmedi. Tabii siyasetçinin de, biz gazetecilerin de genel öfkeye esir olmamamız büyük önem taşıyor. Özellikle sosyal medyadaki hava gerçekten ürkütücü. Ancak, Türkler ve Kürtler, öfkeleri, hüzünleri, dogmaları, hatta zaafları bile birbirine çok benzeyen iki yakın akraba olarak; birlikte yaşama iradesini yitirmiş değiller ve çağın ruhuna devletten daha yakınlar.

“Fırsattan istifade, bu açmazlar üzerinden hükümeti köşeye sıkıştıralım” yaklaşımı çok yararlı bir çaba sayılamaz. Hükümetin çözüm aramasına yardımcı olacak bir sükûnete ve mantığa olan ihtiyacımız her zamankinden daha çok. Başbakan’ın geçen günlerde ifade ettiği “Âkil insanlar girişimine destek veririz” yaklaşımını bir kenara kayıt etmeliyiz. 

BDP’yi topun ağzına koyan, öfkeyi onlardan çıkaracak bir kamuoyu yaratmaya odaklanan çabaların da bir “sihirli çözüm formülü” içermediği ortada. Şu noktada, “milli birlik, beraberlik çağrıları”, “terörü lanetliyoruz” söylemleri de; tipik bir siyasetçi sorunu olan “cesaret eksikliği”ni ortaya koymaktan başka bir anlam ifade etmiyor.

Diyarbakır’dan yükselen yeni ses dikkate değer. Güneydoğu’daki değişik görüşlerdeki sivil toplum örgütlerinin harekete geçmesini, “âkil insanlar” fikrinin öne çıkmasını önemsiyorum. Bir müdahaleye, bir dokunuşa, insanların ve halkların birbirlerini daha iyi tanıyabilmeleri yönünde samimi bir çabaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Çözüm ve çözümsüzlük arasındaki uçurum zaman zaman başdöndürücü bir hal alsa da, çözüm umudumuzu yitirmeyelim ve çözümü insanda aramaktan vazgeçmeyelim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89