• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin 1 °C

Gazi de bölücüydü!

Hamid Omeri

“Gazi de mi bölücüydü?” muhalefetin eleştirilerine verilmiş olması cihetiyle iyi bir cevap-soru olsa da elbette Kürtler tarafından Sayın Başbakan'ın arzu ettiği yönde cevap bulamaz bu soru. Zira Kürtlerin bu çerçevedeki cevabı bellidir ve Kürtlere göre Kurdistanı bölen herkes bölücüdür. Buna Kürtler adına siyaset yapıp farklı argümanlar geliştirmekte Türklerden geri kalmayanlar da dahildir. Hakikate boyun eğmek yerine günü kurtarma telaşında olanlar öykünmede sınır tanımaz ve habire Mustafa Kemal'e ve sözlerine sığınır. 

'Yaşasaydı eğer!' 

İyi de yaşadı Mustafa Kemal ve söyleyeceklerini söyledi, yapacaklarını yaptı. Bundan kimsenin şüphesi olmasa gerek. Birileri bir daha onun gibisi gelmeyecek dese de birileri de onun gibi biri bir daha gelmese daha iyi olur demeye devam edecek! Mustafa Kemal ve arkadaşları bir medeniyeti ve kültürü yok saydılar. Dolayısıyla yapılan bir resetleme değildi. Şimdilerde bu yok sayma halinden epeyce eza ve cefa çekmiş olanların dahi bir nevi ruh çağırma nöbetine varan hayret ve himmet bulma hırsı nedir anlamakta zorluk çekiyorum. 

Gazi de bölücüydü sayın baylar ve bayanlar! 

Başbakan tarafından Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun aslında Kurdistan olduğunun itirafı, bir tespit veya keşif değildir. Belki stratejik temelde gelişen bir kendine gelme halidir. Yetersiz olduğu su götürmez bir itiraftır. Mevzu olması itibariyle faydalı olsa da tahlil edildiğinde hatalı bir okuma olduğu açık. Zira vesikaya yaslanmak iyidir ancak vesika her zaman için hakikate gerekli olan hakkı teslim etmeye yetmeyebilir. Bu yönüyle aslolan hakikate boyun eğmektir. Ve Kurdistan hakikati, Osmanlı'nın Tahrir Defterleri ile ya da Şeriiye Sicilleri ile açıklanamayacak kadar hakikidir. Belgeler, bazen yetersiz kalır bazı gerçekler için. Vesikaların bazı yönleriyle açıklamaya yetersiz kaldığı hakikatlerden birisi de Kurdistan Meselesidir. Bir anıdan bahseder gibi Kurdistan'dan bahsetmek Allah'ın Kürt ve Kurdistan ayetini izah etmeye yetmez. Hani habire bize bir “Kürt Sorunu” olarak yutturulmaya çalışılan Kurdistan Meselesi hakikatinden bahsediyorum. 

Sayın Başbakan'ın kamuoyunu ikna için sığındığı belgeler meselenin bir Kürt Sorunu olmaktan ziyade bir Kurdistan Meselesi olduğunun ifadesi açısından önemlidir. 30 Eylül 2013 tarihli “Güneydoğu mu Kurdistan mı” başlıklı son Demokratikleşme Paketi'ni değerlendirdiğim yazımda şu sözleri not etmiştim. “Eski isimleri kullanabilmek... Kim ne derse desin kanaatimce en hayati madde bu... Dolayısıyla yönlerini karıştırmış bir ülkenin bir halkın hal-i pür melali'nin ne olacağına dair sözler edilebilir belki bu sayede. ...Güneydoğu, Doğu Anadolu. Bir bitki örtüsü olan maki’ye göre bir isimlendirme yapıldı ancak bir millete göre yapılmış olan hakiki isimlendirme yok sayıldı; sayılıyor. Yani Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi ve diğer bölgelere adı karışmış olan Kurdistan'a ismini iade etmek için daha kaç metre tünel kazılmasını bekleyeceğiz sevgili tünel ışıkçıları? ...Dolayısıyla köylere ve beldelere inmeden önce o köy ve beldeleri kuşatan ismin iadesi daha adilane olur. Demokratikleşme, bu bağlamda çok olanın değil, hak olanın bakiyesi olmalıdır.” 

Sayın Başbakan'ın bu çerçevede Diyarbekir'de kullandığı 'Kurdistan' ifadesi demokratikleşme paketindeki yer isimleri düşünüldüğünde hükümetin attığı önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak bu sözler Kurdistan hakikatinin teslim ve kabul edileceği güne kadar yetersizdir. Ne yani siz hala bir halkın yönlerini bilemeyecek kadar cahil olduğunu sanma noktasındaki ısrarınızı sürdürecek misiniz? Şu açık ve nettir: Kurdistan'ın Kuzeyi de Güneyi de Doğusu da ve Batısı da bellidir. 

Tarih şu noktada herkesi ikna etme güç ve salahiyetine sahiptir: Kurdistan böleni de bölücüsü de çok olan bir meseledir. 

Mesele Kurdistan olunca Arabı böler, Farsı böler, Türkü böler hatta yetmez Kurdü de böler! 

Bu çerçevede Gazi Mustafa Kemal de önce 'kardeş' demiştir ve sonra Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Kürtleri yok sayarak Kurdistanı bölenlerden olmuştur. Dilerim Kürtler bu kez tarihin kendilerine yeniden bahşettiği bu nimeti ellerinin tersiyle tepmezler ve yavaş yavaş oturmaya başladıkları o büyülü tarih masasında kendilerine analarının ak sütü kadar helal olan Kurdistanlarını alma ve muhafaza etme hususunda bir kez daha hataya düşmezler.  

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89