• BIST 97.717
  • Altın 143,765
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 15 °C

Galileo haklı çıktı Beşikçi de çıkacak!

Hamid Omeri

Hakikatlı ve yiğit adamlar vardır. Ne yaparsanız yapın hakikati söyler, doğrudan şaşmazlar. Hakikat bildiklerini değiştirmezler. Her esen rüzgarla birlikte yeni bir söylev yeni bir nutuk çekmezler.

İnsanlık tarihinin başlangıcından bugüne hakikati söyleyenler ile hakikate karşı duranlar. İşte Habil ve Kabil! Kardeşini öldürerek hakikati ortadan kaldıracağını sanarak başladı her şey. Hakikat kayboldu mu? Asla ve kat'a. Tarih Habil'i haklı çıkardı. Çünkü hakikati yaşadı.

İbrahim de hakikati söyledi. Asaf Halet'in ifadesiyle 'içindeki putları devirdi'. Hem kendisine hem ailesine hakikati söylemekten çekinmedi. Tarih, İbrahim’i de haklı çıkardı.

Tarih doğru bildiklerini şaşmaz bir şekilde savunan yiğit adamları haklı çıkardı. Galileo, Vatikan'a rağmen yani 'kutsal' olana rağmen doğru bildiğini söylemekten vazgeçmedi. Hakikati söyledi ve tarih onu da haklı çıkardı.

...

Edilen sözler ve sunulan projelere dair 'haddini bilmez' biri bir söz etmeye görsün/dursun, 'hain, işbirlikçi' ile başlayan ve ardı arkası gelmeyen yakışıksız sözler. Bu bağlamda Sayın İsmail Beşikçi'nin yazdığı son yazı(lar) ve sözlerden yola çıkarak Sayın Ferda Çetin tarafından kaleme alınan yazı, meseleye yaklaşımı sebebiyle ağır bir yazıydı. Yazının sonrasında cevap niteliğinde yazılar da yazıldı. Bu tartışmaları bütünüyle olumsuz görmemek gerektiğine inanıyorum. Konuşmak ve tartışmak, konuşmamak ve düşünceleri söylememekten kesinlikle daha iyidir. Elbette bu meselenin nirengi noktası üslup sorunudur. Belki de bu Derrida'nın bir ölçüde Şiddet ve Metafizik'te anlatmaya çalıştığıdır. Adlandırılamaz olan karşısında dilin ve insanın kendine dönük şiddeti.

Sayın Beşikçi, hakikate bu kadar uzaktan bakılmasına dayanamadı ve ömrünü adadığı hakikati bir kez daha söyledi. Beşikçi'nin uslubunun bu kez biraz sert olduğuna dönük eleştiriler oldu. Ferda Çetin'in üslubunu belirleyenin bu olduğu söylendi. Ben bu kanıda değilim. Zira Beşikçi, her zaman dillendirdiği sözlerden başkaca bir söz söylemedi. Belki bu defa net bir şekilde isimler verdi. Sabırlı ve müşfik adam sözünü direkt söyledi. Sayın Çetin'in yazısının hemen başında yer alan şu ifadeler çok doğru tespitlerdir. “Katı bir inkarın, asimilasyonun ve devlet terörünün hüküm sürdüğü yıllarda, İsmail Beşikçi, yazdıkları ile Kürt kimliğinin ve bilincinin oluşmasına önemli bir katkı sağlamıştır. Kürdistanlı kadınlar, gençler, öğrenciler, gerillalar Beşikçi’yi böyle tanıdılar ve bunun için sevdiler. Beşikçi bu ilişkiyi kendi düşünceleri ve pratiği ile yarattı. Bunun bedelini de 20 yıl hapis yatarak ödedi.” Çetin'in daha sonra sıraladıkları ise aslında Beşikçi'nin neden kendisi gibi ya da 'biat' ettiği söylem değişikliğine uygun sözler etmeyişine olan şaşkınlık halindendir diye düşünüyorum. Beşikçi, sınırlara gerek yok dese, ulus düşüncesini rafa kaldırdım dese 'Öcalan düşmanı' olarak ilan edilmek yerine aydın olmaya devam edecek. Bu çerçevede Çetin'in gözden kaçırdığı bir ayrıntı kendisinin de çok doğru tespit ettiği ilk paragrafında saklı. Bu adam, doğru bildiğinden şaşan bir adam değil. Kendi milleti ve devletiyle hayatı pahasına savaşım veren bir adamdan inandığı hakikati söylememesini beklemek beyhudedir.

Ne değişti? Kürt halkı mı özgürleşti yoksa Kurdistan mı özgürlüğüne kavuştu?

Kendi fikrinden ziyade, sunulana olan biat, beraberinde adeta ne olduğu tam olarak kavranmayan olanı kutsamayı da getirir. Bu çerçevede dil, hakikatini kendi arayışıyla değil de kutsananın söyledikleri çerçevesinde belirlediği için, kendini unutur. Hakikat bildiğinden ziyade, kendisine hakikat budur denilen doğrultusunda sözler eder.

Sayın Ferda Çetin ile birbirimizden farklı düşünüyoruz. Kendisi düşündüklerini ya da düşünülenleri ifade ediyor lakin kendisi gibi düşünmeyenleri de 'hain, düşman' ilan etmekten vazgeçmesi onun inandığı dinamikler açısından da ondan farklı düşünenler açısından da daha faydalı olur kanaatindeyim. Zira sayın Çetin'in de öyle ya da böyle Kurdistan davasına inandığını düşünmek istiyorum.

Beşikçi konusunda öteden beri inandıklarımı da bu vesileyle söylemek isterim. Sayın Çetin'in yazısından alıntıladığım paragrafında söylediklerine aynen katılıyorum. Sayın Çetin'den ayrıldığım nokta bu noktada hakikati söyleyen Beşikçi'nin hakikati söylemeye devam ettiği yönündedir. Ancak Kurdistan coğrafyasında Beşikçi'nin söylediklerini daha etraflıca ve daha sistematik söyleyen Kurdistanlılar da vardır. Mesela Fuat Önen bunlardan sadece birisidir. Bu sözlerim Beşikçi'ye dönük bir 'milli' eleştiri değildir zira hakikat ehline hürmetim sonsuzdur. Bu manada İsmail Beşikçi'nin ahlaki duruşu ve fedakarlığı bir iki sözle silinemeyecek kadar büyük ve saygındır. Benim vurgulamaya çalıştığım şey Kürdün kendinden olana esirgediği hissiyat ve duyarsızlığıdır.

Tarih, Galileo'yu haklı çıkardığı gibi, “Eğer siz bayrak ve devlet istemiyorsanız sizde bir sakatlık vardır!” diyen Beşikçi'yi de haklı çıkaracaktır.

  • Yorumlar 7
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89