• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 20 °C

Futbol

Ahmet Altan

Eskiden futbol maçlarını seyrederdik.

Şimdi futbol toplantılarını seyrediyoruz.

Artık futbolun asıl seyirlik kısmı bu toplantıları oldu çünkü.

Sezonun yarısını geçtik ben daha tek bir maç bile seyretmedim.

Çevremdeki birçok insan da öyle.

Galatasaray son yılların en başarılı sezonunu yaşıyor ama bir tek maçını seyretmek içimden gelmiyor; üstelik de daha yıllarca önce Arsenal’de seyrederken “bir gün Galatasaray’da oynasa” diye asla olmayacağını sanarak kurduğum bir hayalin gerçekleşmesine, Eboue’nin takıma transferine rağmen.

Bütün o toplantılara, yönetimler arasındaki kutuplaşmalara, yeni ittifaklar kurulmasına, stratejik hamlelerdeki cesarete, alınan risklere, sert eleştirilere rağmen futbol dünyasının, geleceği anlayabilmek için bakacağı insanlar, yöneticiler değil.

Futbol dünyası geleceğini görmek istiyorsa, benim gibi naklen yayınlar başladığından beri bu sezona gelene dek maç kaçırmamış “sıradan” futbol seyircisine bakacak.

Türkiye’de futbolun geleceğine “sıradan” seyirciler karar verecek.

Biz o “dekoderleri” almaktan vazgeçtiğimizde futbol da biter.

Şimdi, Federasyon yöneticileri, takım yöneticileri, televizyon yöneticileri, “sıradan” seyircinin “taraftarlığının” futbol sevgisinin önüne geçtiğine inanarak davranıyorlar.

Yöneticilerin, kitlelerin “ahmak” olduğuna inanmalarının bir başka tipik örneği.

Ama yanılıyorlar.

Ben çok sıkı bir Galatasaraylıyım, maç seyretmiyorum.

Çok sağlam Fenerli dostlarım var, onlar da seyretmiyorlar.

Türkiye’deki futboldan soğuduk çünkü.

Ve, biz futbolun “orta sınıflarıyız”.

Maçlara döner bıçaklarıyla giden, ne olursa olsun takımı kazansın isteyen, takımını futboldan daha çok seven “fanatiklerden” değiliz, futbolu aptal oyunu olarak görüp hiç ilgilenmeyenlerden de değiliz.

Biz futbolu seven insanlarız.

Türkiye liglerini seyretmeyen bizim gibi insanlar şimdi İspanya Ligi’ni kaçırmıyorlar.

Ortada iyi futbol varsa taraftarlık da oluşur.

Tanıdığım birçok futbolsever bugün gittikçe koyulaşan biçimde Barcelona taraftarı oluyor, Barcelona’nın bütün maçlarını seyrediyor, hem çok güzel futbolun tadını çıkartıyor hem de “taraftarlığın” heyecanını hissediyor.

Ben, İngiltere Ligi’nde de Arsenal’i tutuyorum.

Elbette taa çocukluğundan beri tuttuğun takımdan öyle kolayına vazgeçemezsin ama yeni yeni bir taraftarlığın uç vermeye başladığı da kesin.

Eğer futbol yöneticileri, yorumcuları, yazarları, Federasyon yönetimi bizi “ahmak” sanmak da ısrar ederse yakında büyük bir kitleyi kaybederler.

İçine mafyanın sızdığı ve istisnasız herkesin bu gerçeği bildiği bir futbol âlemi ve “taraftarlığın” heyecanından yararlanan içi boş yorumculuk bana sorarsanız işin sonuna geliyor.

Barcelona-Real Madrid maçlarını seyredebilen bir dünyada yaşıyoruz.

Bu maçlar için yeni yorum anlayışları gerektiğini de sezebiliyoruz.

Türkiye’deki futbolun rakibi dünya futbolu.

İki futbol arasında bizimkinin aleyhine ciddi bir fark var.

Bu farkı görmezlikten gelmemizi ancak “aşkın gözü gördür” dedirten bir taraftarlık duygusu sağlayabilir.

Ama o taraftarlık duygusunu, binlerce ayakoyunuyla, futbolun kalbine yerleşmiş mafya gruplarıyla, güvenilmez hamlelerle, normalleştirilmiş bir kirlilikle hırpalarsan, zedelersen, sonunda “âşığın” gözü açılır, “bunlar sıkıcı oynuyor” deyip kanalı değiştirir.

Bugün geçmişten çok farklı.

Bütün dünya evine gelebiliyor, istediğin her ligi, her maçı seyredebiliyorsun.

Türkiye’deki futbola mahkûm değiliz, o futbolu “ancak” tercih edersek seyrederiz ve tercih etmemiz için “taraftarlığı” ayakta tutacak nedenler olmalı.

Dünyadaki futbol kalitesini tutturamadığınıza göre bari dünya futbolundaki disiplini ve ahlak kalitesini tutturacaksınız.

Çocukluğumuzdan içimize yerleşen “aşkımızın” hatırına bugünü anlayışla izleyeceğiz ama futbol takımı yönetiminin, oyunun kendisinden daha eğlenceli olduğu bir durumda da bu aşk çok uzun dayanmaz.

Futbol, böyle giderse yakında “orta sınıflarını” kaybeder.

Bu gerçek, tek bir takımın değil, bütün takımların ve bütün seyircilerin sorunu.

Takımlarımızı ve heyecanımızı geri istiyoruz.

Ama sahada görmek istediğimiz ayakoyunlarını salonlara taşıyarak bizim bütün heyecanımızı ve zevkimizi öldürüyorsunuz.

Bizim gibi insanların heyecanının ölmesi, unutmayın ki bu ülkede futbolun ölmesidir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89