• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 32 °C
  • Berlin 24 °C

Fikir ekimi

Nihal Bengisu Karaca

INCEPTION/Başlangıç filmini izleyenler, başkalarının rüyalarına girip bilgi aşırmayı "meslek" haline getirmiş "rüya takımı"nı gayet iyi hatırlayacaktır. Günün birinde farklı bir teklifle karşılaşmıştı ekibimiz; fikir aşırmayı değil, bir fikri ekmeyi, olmayan bir düşünceyi muhatabın beynine yerleştirmeyi başarabilirler miydi? Evet, başarırlardı. Kolay olmayacaktı. Bir insanın kendisine verilmiş bir düşünceyi kendi düşüncesi gibi kabullenebil-mesi için o kişinin geçmişindeki travmalara hitap etmek, kişiliğindeki çatışmalar tarafından onaylanan bir kurgu oluşturmak ve son kertede "olumlu" duyguları harekete geçirmek gerekiyordu. Zira çatışma ne kadar güçlü olursa olsun, barışma ve arınma arzusu baskındı. Bu kısım ilginç.

Muhatabın zihnine, "Ölen babamın şirketini parçalayacağım, çünkü benden nefret ediyordu" fikrini ekmek için gereksinilen senaryo belki daha kolaydı, ama başarı şansı düşüktü. "Babamın şirketini küçültmem gerekiyor, çünkü olması gereken bu, zaten o da kendi yolumdan gitmemi isterdi" fikrini ekmenin yolları daha karmaşık olmakla beraber, insan bünyesine daha uygundu.

Günümüzde fikir ekimi işini çoğunlukla medya yapıyor. Çünkü modern toplumda insanın, başkalarının deneyimleriyle karşılaşması çoğunlukla medya aracılığıyla oluyor; tanık olunan deneyimlerin artması, o deneyimleri yorumlayanların takip edilmesi ise hemen her zaman bir "fikir" uyandıracak güçte oluyor.

"Bir haber gördüm, bir kitap okudum, bir film izledim ve hayatım değişti" diye hissettiğiniz her an, yeni bir fikre yer açıyorsunuz zihninizde. Sizi çocukluğunuzdan, kadınlığınızdan, emeğinizden, örselenmişliği-nizden, tutkularınızdan, öfkelerinizden, yeni bir hayata duyduğunuz ihtiyaçtan; evet illa ki ihtiyaçtan ve illa ki korkularınızdan; rüyalarınızdan yakalayan şey, hangi fikre sahip olacağınızı da belirliyor. Bu fikre zihninizde par-tiküller halinde dolaşan ama henüz fikir haline gelmemiş bir sezgiyle, duyguyla eşgüdüm halinde olduğu için sahip çıkıyorsunuz. Ya da tamamen yeni bir fikri tetiklediği için.

İhtiyaçlar/endişeler çeşitli olmasına rağmen, yapılan sunum belirli, hiç değişmeyen ve yukarıdan bakan bir ideolojik/kültürel standarda göre dizayn ediliyorsa, çeşitli ihtiyaçlardan çeşitli fikirler doğması mümkün olmaz. Böyle bir yerde demokrasiden bahsetmek imkânsızdır. Ama birlik, bütünlük ve sükûnetten dem vurmak mümkündür. Kötü tarafı, bu birliğin bir yanılgıdan ibaret olması ihtimalidir.

Huzur sandığınız şey çözülmemiş sorunların, ifade edilmemiş sıkıntıların üst üste yığıldığı bir çöp dağına dönüşebilir ve günün sonunda patlayabilir. Sürekli olarak ve bıktırana kadar, "Gericiler yüzünden geri kalmıştık, cumhuriyet geldi ve her şeyi güzel yaptı, kadınlar bu sayede eğitim alabildi, insan yerine konuldu" lansmanı yapıldığında misal, diğer fikrin "patlaması" kaçınılmaz olur. Biri kalkar der ki, "O kadar da değil, daha meşrutiyetten önce İstanbul'da 16 adet kız, 16 adet de karma rüştiye vardı; İstanbul dışında ise 69 adet kız rüştiyesi vardı, 9 adet de karma. En beğenmediğiniz II. Abdülhamid, 33 yıllık yönetimi boyunca 76 yeni okul açarak kız rüştiyelerinin sayısını 85'e yükseltmişti". Derler. Bu ve bunun gibi veriler dalga dalga büyür ve karşıtı karşısında belirli bir varlığa erişene dek azmeder.

İhtiyaçlar ve onları ifade edebilecek mecralar ne kadar çeşitli ise fikirlerin birbirini te-tikleme, dolayısıyla yeni fikirler oluşması ihtimali de o kadar çok olur. Bu durumda, "Orada demokrasi var ya da serpiliyor" diyebiliriz. Bu seçenek nihai huzur için dikenli bahçeden geçmeyi zorunlu kılar. Karşılanan ihtiyaçlardan biri, diğerinin korkularının açığa çıkmasına neden olacaktır sözgelimi. Araya sırf ortaya bir "fikir" atmak için davranan ve tansiyon yükselten kariyeristler girecektir. İhtiyacın ürettiği fikrin tarafını tutmak ile o fikir üzerinde yükselenlerin tarafını tutmak sık sık birbirine karışacaktır.

Ancak tüm bunlardan mütevellit denge kayıpları, demokrasi fikrinin yerleşmesi safhasında ortaya çıkan geçici travmalardır.

"Geçici" diyorum. Çünkü insanlar eninde sonunda barışmak ve arınmak isterler.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89