• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 9 °C

‘Fermo Xalê Samuel’

Güler Yıldız

Yedi yıl önce aşağıdaki yazıyı kaleme aldığımda, sular bugünkü kadar bulanık değildi ama kirliydi yine de. Sokaktaki insanın Kürt’e bakışı, onu algılama ve yorumlama biçimi de uzak sözcüklerden seçili değildi. Oysa şimdi her şey bir başka... Sanal dünyanın daha fazla etkisi altındayız ve hatta neredeyse yaşamımızı kilitlemiş durumda... Bir de tuhaf saldırılar oluyor sanal âlemde. Seviyesizlik, özensizlik ve çiğ nefret saçılıyor ortalığa. Takipçisi olduğum birkaç kültür sanat sayfası ‘’hak”lanmış. Mevcut üyeler sokakta, yüz yüze söylenmeyecek denli ağır, sinkaflı cümleler kuruyor Kürtlere...

Özgürlük Hack Team adlı grupla, Ayyıldız Team arasındaki sanal savaşın dili çok arızalı. Bir taraf gerilla marşları koyuyor sayfalara, diğer taraf misilleme için istiklal marşını yazıyor...

Bu küfür yoğunluklu saldırıları satır satır okuyup, halet-i ruhiye tespitine girişmiştim ki, bir söz beni hem güldürdü hem de vazgeçirdi bu saçma halimi sürdürmekten:

”Fermo Xalê Samuel: ‘Hep denedin, hep yenildin, olsun. Yine dene, yine yenil” Samuel Becket’tan sözleri alıp, 1989 yılına ve sokağa gidelim...

‘’Kürt deyince ne anlıyorsunuz?’’

Bu soru 1989 yılında sokak röportajı olarak doksan dört kişiye sorulmuş, İkibin’e Doğru adlı dergi tarafından. ‘’Kürt deyince ne anlıyorsunuz?” sorusunun bize verdiği yanıt, medyanın kışkırtması ile belleklerde sıkışan fotoğraflar aslında. Bilmediğimiz konularda ahkâm kesmek ve hamasi nutuklar atmak konusundaki profesyonel duruşumuzu, bu tür anketlere de yansıtmışız. Dinleyin şimdi:

‘’Bu Kürtler ne cins adamlar yahu! Şimdi akıl var mantık var, Kürdistan’ı kuracaksın da ne olacak?” (16 yaşında, işsiz bir erkek)

‘’Kürt deyince aklıma bazen zontalar geliyor” (28 yaşında, muhasebeci, erkek)
‘’Bakıyorum Kürt sorunu da moda oldu bu günlerde” (25 yaşında, tezgâhtar kadın)
‘’Kürtler de insan. Ama dinleri farklı!” (19 yaşında, kuruyemişçi, erkek)
‘’Kürt, Kürtçe Türk demek mi?” (28 yaşında, muhasebeci, erkek)
‘’Böyle şeyler sormayın bana” (Orta yaşlı bir kadın)
‘’Kürtler biraz bilinçsizdirler. Onun dışında bir ayrım yok” (24 yaşında, müzisyen, erkek)
‘’Aklıma neyin gelmediğini sorsaydınız, Türk derdim” (24, öğrenci, erkek)
‘’Aklıma Semra Hanımın topitop şekerleri geliyor” (30 yaşında, mühendis, kadın)

***

Yanıtlar bu minvalde uzayıp gidiyor. Biri diğerinden farklı düşünmemiş. Aslında tam da şimdi sokaklara düşüp, ne düşünüyorsunuz, diye sorulması gerekir. Bakalım, 16 yıl aradan sonra tek farklılığın yalnızca dil, kültür, gelenek olduğunu mu düşünüyorlar, yoksa karşılarında salatalık taciri bir millet mi var... ‘’İnsan, doğu bölgesi, şarkı, kültür, korku, kavim ve kendim” sonuçları bu zamanda da aynı ifadeyi mi taşıyacak bize?

‘’Kürt deyince ne anlıyorsunuz?”

‘’Kendim” diyor biri. Peki, sen ‘’kendin”den ne anlıyorsun, diye sorulsaydı?

Ben, Güler Yıldız olarak oturup yazardım, uzun uzun...

Yorulmuşluğumu anlardım, dışlanmışlığın getirdiği yorgunluğu.

Lise birinci sınıftaki korkulu ilk yarıyılımı... Bu söyleşi yapıldığında göçerliğime 3 gün kaldığını...

Genç yaşında yıldızlara karışan oyun arkadaşlarımı...

Dilimi yarım bilmenin ve hatta hiç bilmemenin utancını...

Tarihime neden geç kaldığımı...

Esmerliğimin yanında hüznün bir hızma gibi durduğunu...

Kendimde biriken albümlerin artık yüreğime sığmaz olduğunu...

Acının, çileci bir derviş edasıyla gelip kapı önünde oturduğunu...

Ve onu ne dışladığımı ne de içeri aldığımı...

Yaylalarda tükenen kekiğin bir sabah tüm kokularını şehre bırakıp, kaybolduğunu...

Dikkatle dinlememize karşın dağlarda kuzu sesi gelmediğini...

Çoban ıslığının bizi kendi’siz koyup, barmen olmak için büyük şehre gittiğini...

Dalgacı çocukların denizlerinde sopa ve gözyaşından başka balık olmadığını...

***

‘’Aklıma elma ağacı geliyor” demiş bir mühendis, bu soruya. Elma ağacından domates toplamak isteyenlere dikkat çekmiş. Ne hoş!

‘’Tanrı varsa, tanrı tarafından da terkedilmişlerdir” diyor bir öğretmen.

‘’Suratlarında korkulu ifade taşıyan insanlardır” demiş bir terzi de...

Bu anket haberi, başka bir haberin önünde yer alıyor. O da, dönemin Hakkâri Tugay Komutanı Altay Tokat’ın herkesi hoplatan/tokatlayan meşhur açıklamasının olduğu haber:

(Kürtleri kasten) ‘’Bunları İstanbul kanunu ile değil, benim sistemimle çok kısa sürede yok edebiliriz. Bu durumda değil insan, ot bile bitmez.” Ve o sayfayı da başka bir haber izliyor: Hürriyet Gazetesi Bahçesaray’da bulduğu ‘’kahraman” kaymakam İsmail Kaya’yı, PKK’nin midesine oturtmuş, şişirme haberiyle... Durum bu. Kürt denince herkes aklına ‘’öteki” olanı getirip yerleştiriyor. Oysa yaşamın tüm dinamikleri eşit paylaşılmış. Kız alınıp veriliyor, ‘’ama”sız arkadaşlıklar kuruluyor ve kimse birbirini sevmekten, konuk etmekten yorulmuyor!

‘’Aklıma bir kavim geliyor” demiş, gece bekçisi.

Benim de aklıma kavimsiz bir peygamber geliyor, ne çare ki...

Sahi, Kürt deyince sizin aklınıza ne geliyor?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89