• BIST 98.653
  • Altın 143,637
  • Dolar 3,5674
  • Euro 3,9918
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 13 °C

Feraşin notları

Günay Aslan

Cuma sabahı erkenden yazar Veysi Sarısözen ve sanatçı Rojvan Cesim’le birlikte Van’dan Feraşin’e doğru yola çıktık.

Yılan gibi kıvrılan daracık yolda üç saati aşkın yorucu bir yolculuktan yaptıktan sonra da Van-Hakkari-Şırnak üçgenindeki Feraşin yaylasına vardık.

Feraşin geniş yeşillik /fıre-şin/ anlamına geliyor.

Etrafta sur gibi yükselen kıraç dağların arasındaki yemyeşil bu alan bir vahayı andırıyor.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Van İl Örgütü düzenlendiği, Kürdistan’ın dört bir yanından Kürtlerin yoğun ilgi gösterdiği Feraşin Doğa ve Kültür Festivali’ne katılmak için buradayız.

Ben, Sarısözen, Van Milletvekili Kemal Aktaş, Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Hatice Çoban ve 34 yıllık sürgünden dönen Rojan Hazım’la birlikte ‘Demokratik Özerklik ve Rojava’ başlıklı bir panel yapacağız.

Yaylada kocaman bir ‘çadır kent’ inşa edilmiş. Festival için gelen binlerce kişi buradaki çadırlara yerleştirilmiş. Çadırlarda yer bulamayanlarsa çevre köylerde misafir edilmiş.

Feraşin’e vardığımızda Cuma namazını kılmış kitle anıt mezarlığa doğru yürüyüşe geçmişti. Dolayısıyla biz de doğruca oraya gittik.

HPG komutanlarından Mehmet Goyi’nin adının verildiği anıt mezarlıktaki törenin ardından akşama kadar alanda; halkın arasında dolaştım.

Festivale katılan milletvekilleri, belediye başkanları, örgüt yöneticileri, sivil toplum temsilcileri ve sıradan köylülerle görüştüm; bazılarıyla söyleşiler de yaptım.

Bu arada Feraşin’in öyküsünü de birince elden; yaşayanlardan öğrendim.

Kürt halkına karşı ‘topyekün savaş’ konseptinin uygulandığı 1994 senesinde (Çiller döneminde) Feraşin’i çevreleyen dağların eteklerinde kurulmuş 13 köyü askerler zorla boşaltıyor.

Köylülerin eşyalarını ve hayvanlarını yanlarına almalarına izin verilmiyor. Kadını çocuğu, genci yaşlısıyla binlerce köylü bu alana getiriliyor ve işkenceden geçiriliyor. Ardından çevredeki köylerin tamamı ateşe veriliyor.

Ortada kalan binlerce köylü acı ve çaresizlik içinde dört bir yana dağılıyor. Köylüler gittikleri yerlerde yıllarca yaşam mücadelesi veriyor.

Feraşin’se o tarihten sonra şiddetli çatışmaların ‘merkez üslerinden’ biri haline geliyor.

Bu bölgede yaşanan çatışmalarda iki taraftan yüzlerce insan hayatını kaybediyor. Yüzlercesi de sakat kalıyor.

İnkara ve imhaya karşı destansı bir direniş sergileyen Feraşin Kürt tarihindeki yerini böylece alıyor.

Geçmişin o kanlı günlerinde hayatını kaybedenler için inşa edilmiş Mehmet Goyi anıt mezarı yakın tarihi tüm canlılığıyla gözler önüne seriyor.

İki yıldır da Feraşin’de Doğa ve Kültür Festivali düzenleniyor. ‘Diriliş ve Özgürlük’ günü 15 Ağustos’a denk getirilen festival bayram şeklinde kutlanıyor.

Kürt siyaseti geçmişin ‘savaş sahası’ Feraşin’i Çözüm Süreci’yle birlikte ‘barış adası’ olarak öne çıkarmaya çalışıyor. Festivale böylesi bir misyon biçiyor.

Köylerine yeni yeni dönen ve burada özgür bir yaşam yeşertmenin çabasını veren köylüler de bundan memnun görünüyor.

Onlar da Feraşin’in bundan böyle ‘barış adası’ olarak anılmasını istiyor ve festivale büyük destek veriyorlar.

Feraşin’de Hewler’den Stuttgart’a, Hakkari’den Kopenhag’a birçok tanıdıkla da karşılaştım.

Yolu mücadeleden geçen insanlar yaşıyorlarsa şayet bir gün bir yerlerde mutlaka karşılaşıyorlar.

Aradan geçen zamana ve yaşanmışlıklara rağmen birbirlerine sadece kollarını değil, yaralarını da açıyor; özlemle, sevgiyle ve muhabbetle kucaklaşıyorlar.

Ben sürgünde bazı arkadaşılarım zindanda, bazılarıyla kavganın değişik alanlarında yaşlanmıştı. Her birimiz başka bir yana savrulduğumuz için uzun süre irtibat kuramamış; karşılaşamamıştık.

Feraşin’de bu kadar çok tanıdıkla karşılaştığım için şaşırmıştım ama, onlar doğal karşılıyorlardı. Ne de olsa Feraşin festivali daha ilk yılında ‘uluslararası’ özellik kazanmıştı.

Son olarak; Feraşin’den bakınca KCK’nin bütün bileşenleriyle toplumsal sorunların birinci dereceden muhatabı haline geldiği; legalleşmesinin ve açık siyaset yapmasının bir zamanlama meselesi olduğu anlaşılıyor.

Galiba geç de olsa olması gereken neyse o oluyor…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89