• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 16 °C

Ey Meydan...

Roni Margulies

Yunanistan ve İngiltere’de bu hafta aynı gün genel grev vardı. Avrupa’da bu yıl bunlar kaçıncı genel grevdi, sayısını kaçırdım artık.

Yunan hükümetinin Avrupa bankalarına borcunu işçilere ödetme çabası üç hafta önce hükümetin istifasıyla sonuçlandı. İngiltere’deki koalisyon hükümeti sarsılıyor.

Yine bu hafta, Kahire’de yüzbinler Tahrir Meydanı’na döndü. Arap Baharı’nı küçük görenlere, 30 yıllık diktatörlerin devrilmesini azımsayanlara, “Bir diktatör gitti, bir başkası gelir, ne fark eder ki” diyenlere inat, Mısır halkı bu sefer de Mübarek’in koltuğunda oturmaya çalışan askerlere karşı Tahrir’i doldurdu.

Geçen hafta Amerika’da polis New York’un finans merkezini haftalardır işgal eden kalabalıklara şiddetle saldırdı, Wall Street işgalcilerini püskürttü. Bankerlere, borsacılara ve onların temsil ettiği düzene karşı “Biz %99’uz” sloganıyla direnen kalabalıklar dağılmadı ama. New York ve Los Angeles’te yeni işgal çağrıları yapıldı.

Ortadoğu’dan Batı Amerika’ya, bütün dünyada bir şeyler oluyor. Çok büyük kalabalıklar, çok küçük azınlıkların yönettiği bir düzen altında yaşamak istemediklerini, bu düzenin ekonomik krizi nedeniyle işlerini, evlerini, emeklilik maaşlarını kaybetmeyi reddettiklerini dile getiriyor.

Dünyanın bir ucunda ayaklanan, grev yapan, protesto eden her kesimin talepleri ve sloganları hemen dünyanın dört bir yanında yankı buluyor, her direniş tüm diğerlerine ilham veriyor. Madrid, Londra ve New York’ta “Burası Tahrir Meydanı” pankartları ortaya çıkarken, Tahrir’den Wisconsin grevcilerine destek ve dayanışma mesajları gönderiliyor.

Dünyada yer yerinden oynuyor, düzen sorgulanıyor, geniş kitleler kendi hayatlarını kendi ellerine alabilmek için harekete geçiyor.

Bu kitleler sosyalist filan değil. Nasıl bir dünya, nasıl bir düzen istediklerinin ayrıntılarını bilmiyorlar. Ama bu düzeni istemediklerini, başka bir dünya istediklerini biliyorlar.

Geçen gün de yazmıştım, tekrar edeyim. Ben şu nedenlerle sosyalist olmuştum ve aynı nedenlerle hâlâ sosyalistim:

“Çalışan insanların kendi hayatlarını ve toplumu yönetmelerini istediğim için; sermaye ve mülk sahibi küçük bir azınlığın yönetimine isyan ettiğim için; eşit ve adil bir toplum istediğim için; Mısırlı ve İngiliz emekçiler bana Türk patronlarından daha yakın geldiği ve ‘millî’ olan hiçbir şey ilgimi çekmediği için; bu toplumun silah ve şiddet yoluyla değil, ancak büyük emekçi kitlelerin kendi kitlesel eylemleri yoluyla değiştirilebileceğine inandığım için.”

Wall Street’te, Tahrir, Trafalgar ve Sindagma Meydanlarında dünyayı değiştirmek için harekete geçenler ve dünyanın her yanında heyecanla onları izleyenler şu kurduğum cümleleri bu kelimelerle kurmayabilir. Ama hepsinin aklından bu cümlelerin ifade ettiği fikirlere benzer şeyler geçtiğini adım gibi biliyorum.

Dünyada hâl böyleyken, dostum Halil Berktay’ın ifadesiyle “ütopyasız” kalmış olmak, sosyalizmin, yani eşit, adil, sömürüsüz ve sınıfsız bir toplum hayalinin çökmüş olduğunu düşünmek... nasıl ifade etsem... en azından bahtsızlıktır.

Ve sosyalizm deyince Stalin’in Rusya’sını veya Mao’nun Çin’ini anlayanların bahtsızlığı beni pek de ilgilendirmiyor doğrusu.

Mısırlı Ayda El Eyubi’nin bir şarkısı var internette (‘El Medan’ diye arayabilirsiniz).

Ben sosyalizmi hep bu şarkının sözleri gibi anladım:

***

Ey meydan... bunca zamandır neredeydin?
Seninle şarkı söyledik ve seninle ümit ettik,
savaştık, korktuk ve dua ettik.
Tek yumruk olduk, gece ve gündüz
ve artık seninle hiçbir şey imkânsız değil.
Özgürlüğün sesidir bizi birleştiren,
hayatımız anlam buldu, artık geri dönüş yok.
Sesimiz duyuluyor, artık yasak değil rüya görmek.

***

Ey meydan... bunca zamandır neredeydin?
Duvarları yıktın, nurunla aydınlattın.
Yorgun halkını etrafında topladın.
Yeniden doğduk
ve yeniden doğdu vazgeçmediğimiz rüya.
Bizler farklı olsak da niyetlerimiz aynı; temiz...

***

Ey meydan... bunca zamandır neredeydin?
Önce kendimizden başlamalı değişim.
Sen bize çok şey verdin. Bundan sonrası bizim.
Komşular kulak kesildi, bizi dinliyor dünya.
Ey meydan... bunca zamandır neredeydin?
Gücümüz fikrimizdir ve silahımızdır birlikteliğimiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89