• BIST 109.050
  • Altın 153,440
  • Dolar 3,8386
  • Euro 4,5114
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

Eve Dönme Vakti

Mesut Yeğen

Aksak, topal da olsa iki, iki buçuk sene süregiden çözüm sürecinin seçimlerin hemen ardından çökmesinin esas sebebi ne Erdoğan’ın seçim hesapları ne de PKK’nin iki polisi katletmesiydi. En son, çözüm süreci işlerinin en merkezinde yer alan Beşir Atalay da açıkladı ki Suriye’de olan bitenler olmasaydı, Rojava işi sarpa sarmasaydı, çözüm süreci devam ettirilebilirdi. Beşir Atalay’ın açıklamasını doğru anlıyorsam, 7 Haziran’daki seçimler olmasaydı çözüm süreci büyük ihtimalle çok daha önce çökmüş olacaktı. Tam da seçim sonuçlarının ya da PKK’nin ‘Devrimci Halk Savaşına geçiyoruz’ açıklamalarının çözüm sürecinin çökmesiyle bir ilgisi olmadığından. 

Çözüm sürecinin çökmesinin esas sebebinin seçim sonuçları ya da PKK’nin iki polisi katletmesi olamayacağını, tarafların çatışmaya bu kadar hızla ve hevesle dönebilmesinin bunlarla izah edilemeyeceğini, meselenin esasının Suriye’de Kürdler cephesinde olan bitenlerle ilgili olduğunu naçizane yazıp, söylemiştim. Atalay’ın açıklaması bunu teyit etmiş oldu. 

Çözüm sürecinin çöküşünün esas sebebi Suriye’de Kürdler cephesinde olan bitenlerse gerçekten, çözüm sürecinin akıbetinin bugünlerde yeniden şekillenmesi ihtimali hiç az değil. Malum, çözüm süreci, Cerablus’la Azez arasındaki mıntıkanın PYD’nin eline geçme ihtimali kuvvetlendiğinde, Türkiye’nin Suriye’de son dört beş sene boyunca savunduğu her şeyden apar topar vazgeçip IŞİD karşıtı koalisyona hevesle katılmasının ardından çökmüştü. Bu iki vaka arasındaki ilişki sadece kronolojik değil de nedensel de bir ilişkiyse, son birkaç haftada Suriye’de olan bitenin işlerin gidişatını etkilemesi kaçınılmaz. Malum, Rusya’nın Suriye’de doğrudan sahne almasıyla birlikte Türkiye’nin olmasından çok çekindiği Güney sınırı boyunca, yarısına yakını PKK tarafından kontrol edilen, bir Kürdistan ihtimali geri döndü ya da tamamı PYD ve rejim tarafından kontrol edilen bir Suriye sınırı ihtimali oluştu. Başka bir deyişle, Türkiye açısından Suriye’de işler çözüm sürecinin çökmesinin hemen öncesinden daha kötüye gitmeye başlamış görünüyor. Rusya’nın müdahalesi olur da başarılı olursa, Cerablus Azez arası Türkiye’nin kendisini yakın hissettiği Sünni grupların elinden çıkabilir. 

Türkiye’nin iki ay önce olmasını engellemek için çok şey yaptığı bu ihtimal olur da gerçekleşirse Türkiye ne yapabilir, ya da ne yapmalı? Özellikle de çözüm bahsiyle, PYD ve PKK’yle ilişkili olarak. Dünyada ve bilhassa Ortadoğu’da atılan her adımı Müslüman dünyanın doğal lideri olduğuna hükmettikleri Türkiye’ye karşı bir komplo olarak görenlere kalırsa Türkiye, İran ya da Suudi Arabistan gibi devletler ne yapıyorsa onu yapmalı: Suriye’de ve herhalde başka yerlerde de vekalet savaşları başlatmalı ve bu durumu bu türden bir vekalet savaşıyla geri çevirmeye çalışmalı ya da bu durumu yaratanlara bir vekalet savaşıyla bedel ödetmeli. Suriye’de olan bitenin artık vekalet savaşlarının da ötesine geçtiği, vekalet savaşı yürütebilmek için İran ve Suudi Arabistan gibi sivil toplum tarafından şekillenmeyen iktidar imkanına sahip olmak gerektiği açık olduğundan bu neviden önerileri Türkiye’yi yönetenlerin görmezden gelmesi hepimizin hayrına olur kanısındayım. Kaldı ki, bu türden Türkiye’nin fıtratına çok da uygun düşmeyen bir işe girişmenin Kürd meselesi siyasetindeki izdüşümü Türkiye ve Suriye Kürdleriyle yaşanan mevcut ‘yabancılaşma’ halini iyice derinleştirmekten başka bir şey olmayacaktır. Bu tür önerilerden bu itibarla da uzak durmak gerekiyor. 

Yapılabilecek ikinci şey, elbette bu yeni statükoya fazla bulaşmamak ve Rusya’nın ve ardından Batı’nın da Suriye’de başarısız olmasını ve Suriye krizi boyunca takip edilen angaje siyasetin daha küçük ölçeklisini yürütmeyi mümkün kılacak bir ortamın oluşmasını beklemek. Hem bu ortamın oluşma ihtimalinin zayıf oluşu hem de Suriye’de takip edilmiş angaje siyasetin Türkiye’nin sosyal ve siyasi dokusuna pek uygun olmayışı bir başka yolu, üçüncü bir yolu takip etmeyi daha ehven kılıyor. 

Üçüncü yol ise şu olabilir: Daha Arap baharı filan başlamadan atılması gereken bir adımı şimdi atmak ve Suriye’de oluşan yeni durumla bu adımı atarak baş etmeye çalışmak. İstemeyenleri olacağı muhakkak, ancak çözüm sürecine hızla geri dönüp Türkiye ve Suriye Kürdleriyle ya da aslında PKK’yle barışmak Suriye’de ve Ortadoğu’da eseceği anlaşılan kasırgada sağlam kalmanın en güvenilir yolunu oluşturacağa benziyor. Türkiye’nin evine dönmesinin vakti gelmişe benziyor. (basnews)

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89