• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 3 °C

Etrafı saran adamlar

Hamid Omeri

Bu satırları kaleme alırken ekranda bir son dakika gelişmesi olarak bir ölüm haberi daha düştü. Nijerya’da düşen uçak, Mısır’da Tahrir’in tekrar hareketlenecek olması gündemin diğer önemli haberleri. Çok önemli bir köşe yazarının soruları dünden beri aklımın bir köşesinde canlı duruyor. Bildiğimi sandığım şeylere dair önemli bir kalemin benden ne denli farklı düşündüğünü ifade eden soruları zihnimi kurcalıyor. Bana bu kadar açık duran bir gerçeğin başka bir insanda, üstelik akli melekelerinin yerinde olduğundan zerre kadar şüphe etmediğim bir adamın zihninde böyle anlam buluyor olması beni hayrete düşürüyor. Ve biz diyorum namaz sonrası hutbelerin değil namaz öncesi hutbelerin adamlarıyız!

Kabul edelim ki elbette bir salonda edilen sözler ile bir meydanda edilen sözler arasında fark var. Edilen bunca sözün hala ölümleri durduramıyor olması üzerinde mutlaka düşünülüyordur ya da düşünülmesi gerekir. Ölümler devam ediyor ve bu ölümler iyiden iyiye umutsuzluğa…. (Bu umutsuzluk beni bir yere düşürmesin lütfen! Bir yere düşürmesine gerek yok. Düşmüş işte. Düş. Düşülmesin bir yerlerden artık!)

Edilen sözler, sorulan sorular tamir etmek yerine, yaraları sarmak yerine, kalpleri acıtıyor ve kanatıyorsa edilmesi gereken sözler edilmiyor, sorulması gereken sorular  sorulmuyor demektir. Aslında hala kan akmaya devam ediyorsa çok önemli şeyler yolunda gitmiyor demektir. Her Perşembe bir ikindi sonrası kadınlar çocuklarının paramparça bedenlerini bir araya getirmek için ağlıyorsa bir şeyler yolunda gitmiyor demektir. Hala Lice’den gelen haberler kuzeyin, güneyin, orta anadolu’nun ya da batının herhangi bir ocağına kor gibi düşüyorsa bir şeyler eksik yapılıyor demektir.

İbret almak için ziyaret edilmesi gereken mezarlıklar bir sözün edilmesine dair beklentiyi dahi bir yaraya dönüştürüyorsa yaraların farkında değiliz demektir. Robozkê’ye dair edilmesi gereken sözler edilmeden Lice’ye dair edilmesi gereken sözler birikiyorsa... Lice’den gelenle Robozkê’ye düşene aynı hassasiyetle bakmanın mecburiyetini yaşamıyoruz demektir.

 Evet türedi bazı yöneticiler ve onların etrafı da sarıldı. Zulm ediyorlar, doğruları konuşmuyorlar. Öldürüyorlar, ağlatıyorlar. Robozkê’de öldürüyorlar, Silvan’da öldürüyorlar. Yaralar daha da derinleşsin diye o yöneticilerin etrafını saranlar düşünmeden, susmadan konuşuyorlar. İçlerinden geldiği gibi de konuşmuyorlar üstelik. Eğer içlerinden geldiği gibi konuşurlarsa inanıyorum ki bu sözler çıkmayacak ağızlarından. İçlerine bakabilseler ettikleri sözleri kendileri bile dinlemeyecek.

Kapının üçten fazla çalındığının farkında da değiller. İçlerine bakma cesareti gösterip kapıyı açtıklarında kapının önünde kimseyi bulamayacaklarının farkına da varamıyorlar.

Geldiyseniz ıslık çalın diyor birileri hala! Oysa gelindi, geliniyor. Bunu kim başlattı sorusuna cevap aramak da yersiz olacak belki ancak ben oldum olası bu dünyadan göçenleri yaşayanların yapmaları gerekenler konusunda bir tavra sürüklemeyi bir türlü sevemedim. Atatürk yaşasaydı reyinin rengi bu olurdu hep komik gelmişti bana zaten şimdi de Peygamber Uludere’ye sessiz kalmazdı diyoruz ev sohbetlerinde. İyi de Ali de sessiz kalmadı. Ve Ali’nin  onurlu ve ahlaklı hamlesi Peygamberi bugüne çağırmaktan daha anlamlıdır. Zira Peygamberlik, her ahlaklı bireyin gönlünde ve sırtındadır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89