• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 1 °C

Esneyemeyen Türkiye kırılmaya gidiyor!

Ergun Babahan

Osmanlı deneyiminin ardından gelen Türkiye devletinin kuruluş paradigması, her türlü etnik, dini farklığı engellemek; bunu öne çıkaranları şiddetle bastırmak oldu. Türkiye'nin Avrupalı olmadığına ilişkin en önemli argüman bence toplumun zenginliğinden, farklılığından korkusu olarak öne çıktı.

AKP'nin hiçbir zaman PKK ile uzlaşma ve Kürt sorununu Batılı bir model temelinde çözmek olmadı. Kürt kimliğini Sünni Müslüman kimliği içinde eritip, ekonomik yatırımlar ve bireysel haklar tanıyarak çözebileceğini sandı.

Kürtler'in HDP etrafında birleşip yüzde 10 barajını aşması, sadece Erdoğan'ın başkanlık hayallerini, AKP'nin tek başına iktidarını tehlikeye atmadı. 12 Eylül darbesiyle Kürtleri Meclis ve siyaset dışında tutmayı amaçlayan kurucu paradigmayı da tehlikeye attı. HDP'nin önünü kesmek, Kürtlerin siyaseten etkili olmasını engellemek için planlar devreye sokuldu.

PKK'yı devletin veya AKP'nin tuzağına düşmekle suçlayanların tam okuyamadıkları gelişme de bu bence. Devlet, Kürtlerle şiddet yoluyla hesaplaşmayı tercih etti açıktan.

Bunda devlet aklındaki bölünme korkusunun payı büyük. Ama bu kararı alırken kendi topraklarındaki ve komşularındaki demografik yapıya da savaş açmış oldu. Yıl 1915 olmadığı için bu toplumsal yapının şiddet yoluyla kökten değiştirilmesi mümkün değil. Bu gerçeği kabul etmemenin bir sonucu, Kürtler ve onların silahlı örgütleriyle uzun süreli bir savaşa girmek olacak. Bunu yaparken de demokratik-hukuk devletinin köküne kibrit suyu dökecek, uluslararası alanda daha yalnızlaşacak ve Libya-Suriye itibarında bir ülkeye dönüşecektir.

Türkiye, Avrupa Birliği ile yeni bir anlaşmaya varmaya çalışırken Batı, bölgede yeni müttefik olarak gördüğü Kürtleri güçlendirici adımlar atmaya devam ediyor. Foreign Affairs'e yazan Türkiye uzmanı Steven Cook'un  şu satırları önemli:

“Ankara, Washington'dan Türkiye ile YPG (dolayısıyla PKK) arasında bir seçim yapmasını istiyor ancak Washington'da çok insan Suriye'nin dağılmasının ABD-Türkiye ilişkilerine etkileri ve yeni ABD-Suriye Kürtleri bağının bu ilişkiye etkileriyle ciddi olarak ilgilenmek istemiyor. Tarih bize, ABD'nin devletsiz, dağınık bir halk olan Kürtlerle Amerika'nın en önemli diplomasi sorunlarının merkezinde oturan Türkiye arasında bir tercih durumunda kalması halinde Amerikan yönetiminin ikinciyi tercih edeceğini gösteriyor. Ancak dünya değişti. Türkiye, artık efsanevi olarak söylendiği üzere vazgeçilmez bir müttefik değil. Irak ve Suriye Kürtleri bağımsızlık istediğinde ABD artık onları durdurmamalı.”

Bu politika değişikliğinin işaretlerini Rojava'da temelleri küçük küçük atılan askeri üslerde, Suriye Kürtlerini federasyon ilanına teşvikte, bölgeye yapılan üst düzey ziyaretlerde görüyorsunuz. Amerikalı, İngiliz ve Fransız komutanlar birbiri ardına Suriye Kürtlerine ziyarete gidiyorlar.

Tarihine kısılıp kalan, değişen dünyaya ayak uyduramayan, Kürtlerle barış içinde bir arada yaşamak yerine çatışmayı seçen Türkiye, esneyememenin bedelini kırılarak ödeyebilir korkarım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89