• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 1 °C

Esad’ın üç silahşorları: Hizbullah, Taşnaklar, PKK

Yasemin Çongar

Babasının öldürülmesinden dört yıl sonra, seçimleri kazanarak onun koltuğuna oturan ve geçen hazirana dek başbakanlık yapan Refik Hariri, bir süredir benzer bir suikasta kurban gitme korkusuyla Lübnan dışında yaşıyor. Halen baba yadigârı El Müstakbel Hareketi’nin siyasi liderliğini sürdüren kırk yaşındaki Hariri’nin twitter ’da yazdığı Kurban Bayramı mesajı dikkatimi çekti: “Suriye halkı için dua edin...”

Hariri, Arap Birliği’nin Beşşar Esad’la vardığı anlaşma ertesinde, Suriye birliklerinin sivil halkın üzerine ateş açmayı sürdürmesini izlerken yazmış bu mesajı: “Arap girişiminden sonra, o zalim, hâlâ özgürlük isteyenlerin kanını akıtmaya devam ediyor. Bence artık dünya şunu anlamalı: Bu rejim, değiştirilmedikçe asla değişmeyecek.” Bu son cümlenin uluslararası müdahale çağrısı gibi algılanması pekâlâ mümkün. Ama Hariri mesajında, “Dua edelim ki Suriye halkı bu mücadeleyi barışçı bir şekilde kazansın” da diyor.

Hariri’nin açıkça Esad karşıtı tutum almasında şaşıracak bir şey yok. O, babasını Hizbullah’ın –Şam’ın rızası dahilinde – öldürdüğüne inanıyor. Lahey’deki Özel Mahkeme, temmuz başında dört Hizbullah üyesini Hariri suikastından sorumlu tutan bir iddianame hazırladı. Bu iddianameden memnuniyet duyan Hariri, Hizbullahçılar yargılanınca Şam’ın rolünün de açığa çıkacağı kanısında.

Hariri’nin mesajı vesile oldu; Esad karşıtı mücadelenin Lübnan’daki izdüşümünü anlamak için, bölgede yazılanları daha yakından izliyorum birkaç gündür. Taraf‘ın düzenli okurları hatırlar, bir süre önce birinci sayfanın ortasına yerleştirdiğimiz Beyrut fotoğrafında, bir elinde Öcalan, diğer elinde Esad afişleriyle Baas yanlısı bir gösterinin ön safındaki PKK’lılar vardı. Kürtlere de çok çektirmiş bir baskı rejiminin borazancılığını PKK bayraklarıyla yapmak, kendisine “özgürlük hareketi” diyen çevrenin, bu tarifle tenâkuza düştüğü ilk eylem değildi kuşkusuz. Hem fotoğrafını görmemize de gerek yoktu; Cemil Bayık haftalar öncesinden PKK’nın Baas tutkusunu teyid etmiş, “Esad’a dokunursanız karşınızda bizi bulursunuz” kabilinden bir tehdit savurmuştu.

Esad kan akıtarak sonunu geciktirmeye çalışıyor. O fotoğrafı yayımladığımızda, Birleşmiş Milletler’in 14 ekimde açıkladığı verilere göre Suriye birliklerinin üç bin insanı öldürdüğünü de yanına yazmıştık. Önceki gün Birleşmiş Milletler, Esad’a bağlı güçlerin “çoğu sivil 3500 insanı öldürdüğünü” bildirdi. Bu, üç haftada 500 yeni “ölüm” demek.

Esad’ı, tanklarını sokaktan çekmeye ikna ettiğini duyuran Arap Birliği’nin Şam’da anlaşma imzalamasından sonraki birkaç günde, yine Birleşmiş Milletler’e göre, Suriye güçleri en az 60 sivili öldürdü; bunlardan 19’u, Kurban Bayramı’nın ilk gününde hayatını kaybetti. Bayramın ikinci gün bilançosu ise, ikisi kadın, biri sekiz yaşında bir çocuk olmak üzere altı sivil ölümü... Baas’ın CHP’yle ideolojik akrabalığı, AKP karşıtlığını Esad yandaşlığına vardıran solcumsular, Muhabarat ağzıyla konuşanlar, Suriye halkının özgürlük talebine karşı çıkmayı “antiemperyalizm” sananlar, Sünnilerin çoğunluğu oluşturdukları ülkenin yönetiminde sözsahibi olmasından korkanlar filan derken, Türkiye’de, PKK dışında da epey güçlü bir “Şam lobisi” olduğunu biliyoruz. O lobi, “Ay, birden ne oldu da Erdoğan, Esad’la arkadaşlığını bozdu” diye soradursun, güneyimizde oluk oluk kan akıyor.

Bu kan, “sınır aşan” bir kan. PKK’nın depreşen saldırganlığındaki muhtemel Suriye faktörü üzerine çok yazıldı, çizildi. Halen Ankara’da PKK ile ilgili bütün hesap ve planlarda, bu faktör de gözönüne alınıyor. Tabii, PKK her ne kadar Baas’la kaderbirliği yapsa da “Esad’ın devrilmesiyle” yok olacak bir örgüt değil. Kendi istikbâlini Esad’ın istikbâline bağlı gören, Şam’daki rejimin yıkılmasından doğrudan etkilenecek olan örgüt Hizbullah... Beyrut’ta Hariri’nin görevi bırakmasıyla kurulan hükümetin ortağı Hizbullah’ın, burada Esad yanlısı faaliyetin baş örgütleyicisi olması da doğal. Öyle görünüyor ki, bu faaliyette Hizbullah’ın iki yakın destekçisi var: PKK ile Taşnak Partisi.

Bu grupların, Lübnan’daki Esad karşıtlarına yönelik olarak baskı ve şiddet kullanmaya başladığı da söyleniyor. Lübnan Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı Nebil Halebi’nin iki gün önce yaptığı açıklama bir fikir verebilir. Halebi, 20 eylülden bu yana, Lübnan’da 12 Suriyeli muhalifin kaybolduğunu duyurup, ciddi bir iddiada bulundu: “Hizbullah ve PKK, Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde Suriye muhalefetine mensup kişileri aramışlardır. Hizbullah, birçok kayıp vakasına rastlanan Beyrut’un güney mahallelerinde arama yapmıştır.”

Halebi, iddiasını bununla sınırlı tutmadı, Lübnan’daki Taşnak Partisi’ni de işaret etti: “Taşnak Partisi, Burj Hamud ve Neba mahallelerindeki Suriyeli Kürtleri tehdit etmek ve şantaj yapmak için PKK’yı kullanıyor. Taşnaklar, Lübnan’daki Suriyeli muhalifler konusunda bilgi toplayıp Suriye Büyükelçiliği’ne bildiriyorlar.”

Beyrut’tan gelen birçok tanıklık bu iddiayı teyit eder cinsten. 1915 Soykırımı’ndan kaçarak Beyrut’a yerleşen Ermenilerin önemli kısmı, Nusayri olan Esad’ı “ikinci bir muhtemel Sünni zulmüne karşı” koruyucu gibi gören Taşnak Partisi’ne yakın. Taraf’ ta fotoğrafı yayımlanan Esad yanlısı gösterinin ertesinde, bu kez PKK’nın ve Hizbullah’ın katılmadığı bir başka gösteri düzenlendi Beyrut’ta, ve anladığım kadarıyla, muhalif Suriyeli Kürt göçmenlerin o gösteride başı çekmesi, Baasçı cephede büyük rahatsızlık yarattı. Nitekim hemen arkasından, Taşnak Partisi’nin talimatıyla, Ermeni mahallesi Burj Hamud’da ikâmet eden Suriyeli Kürt göçmenlere “Burayı terk edin” çağrısı yapıldı. Kimi haberlerde bunun “etnik çatışma riskine karşı, Taşnak Partisi’nin bir telkini” olduğu yazılsa da, Halebi’nin yukarıda aktardığım açıklamasıyla birleşince, insan bu telkinin ardında Hizbullah gibi bir “hâmi” ile PKK gibi bir “caydırıcı güç” bulunduğunu düşünüyor ister istemez. Ve tabii, Türkiye’deki Suriyeli muhaliflerin yeterince korunup korunmadıkları sorusu da daha bir güncelleşiyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89