• BIST 82.828
  • Altın 147,822
  • Dolar 3,8219
  • Euro 4,0676
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 1 °C

Erdoğan’ın tehlikeli oyunu sürüyor!

Hasan Cemal

Meclis’teki tezkere görüşmelerini televizyondan izlerken, arada bir tweet atıyordum.
IŞİD'le mücadele perdesi altında Türkiye'yi Kürtlerle çatıştırmak büyük bir aymazlık olur.

IŞİD'e karşı mücadeleye evet, Kobane'yle, Kobane'deki direnişle dayanışmaya evet, Kürtlerle çatışmaya davetiye çıkaracak 'tezkere'ye hayır!

IŞİD'le mücadele adına Irak ve Suriye Kürdistanı'nda kara operasyonu yapmaya kalkışmak, Türkiye'yi birçok bakımdan bataklığa çekebilir.

Tezkere, provokasyon ve Kürtlerle çatışma kapısını açarsa, Türkiye barış ve istikrar açısından çok büyük darbe yer.

Tezkereye hayır demek IŞİD'le saf tutmak mıdır? Hayır. Başbakan Davutoğlu önce Erdoğan iktidarının IŞİD'e ilişkin kötü sicilinin hesabını vermeli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet başkanı ya da sözcüsü gibi mi konuşuyor? Evet. Bu tavrı anayasayla uyumlu mu? Hayır.

Tezkere, Tayyip Erdoğan'ın tek adamlığı yolunda kullanılabilecek olan, barış adına son derece tehlikeli bir alet halini alabilir.

PKK’nin IŞİD’le farkı yoksa çözüm süreci nasıl yürüyecek?

Erdoğan’ın gözünde IŞİD’le PKK aynı kefede. New York’ta söylediğini bayram sabahı da tekrarladı: ‘IŞİD neyse PKK da bizim için odur.’

Tweet’lerim böyle ama değişen bir şey yok.
Erdoğan tek adamlık yolunda yürüyor.
Her tavrıyla bağırıyor:
- Türkiye’yi ben yönetirim Başbakan değil, bu memlekette her şey benden sorulur!
Tezkere konusunda da öyle.
IŞİD’le mücadeleden söz ediyor.
Ama yanına PKK’yi de koyuyor.
Tayyip Erdoğan’ın gözünde IŞİD’le PKK aynı kefede. New York’ta söylediğini bayram sabahı da tekrarladı:
“IŞİD neyse PKK da bizim için odur, çözüm sürecini engellemek isteyenler bunun bedelini ağır öder.”
PKK’nin eğer IŞİD’le bir farkı yoksa, Allah aşkına söyler misiniz, çözüm süreci nasıl yürüyecek?
IŞİD’le mücadele derken, PKK-PYD ikilisi de mi hedef tahtasına konacak?

Ya da ‘tezkere’nin gerçek amacı bu mu?

Murat Belge dün Taraf’taki yazısında şu uyarıyı yaptı:

PKK’nin eğer IŞİD’le bir farkı yoksa, Allah aşkına söyler misiniz, çözüm süreci nasıl yürüyecek?

Sözgelişi, PKK’yı IŞİD’le terbiye etmek gibi, tavşana kaç, tazıya tut politikası gibi kurnazlıklara yer verilirse…
Ne tavşan kaçabilir, ne tazı tutabilir.
Eskisinden beter kargaşalara kör dövüşlerine sürükleniriz. 
Bu Tezkere tartışmalarında Kürtler bazı kaygılarını dile getiriyor.
Bush’un Irak müdahalesi öncesinde de benzer kaygılar, daha doğrusu hevesler vardı. Bush, Saddam’ın peşine düşmüştü ama burada, “Girelim; girelim de orada PKK’yı temizleyelim” anlayışı hüküm sürüyordu.
Üstelik bunlar, Türkiye’nin geleceğini teminat altına alma iddiasında planlardı.
Bunlar yanlıştır.
Sonuçları ancak olumsuz olabilir.

IŞİD’le mücadele derken, PKK-PYD ikilisi de mi hedef tahtasına konacak?

Tehlikeli rota           

Murat Belge’nin uyarısı isabetlidir.
PKK’yi IŞİD’le -ya da ona benzer el Nusra gibi radikal İslamcı örgütlerle- terbiye etmek, kolunu bükmek Erdoğan iktidarı tarafından izlenmiş olan bir politikadır.
Erdoğan’ın bayram namazı çıkışında vermiş olduğu ses de, bu politikanın devam edebileceğine dair sinyaller çakıyor.
Erdoğan’ın bu tutumu, Türkiye’yi hem kendi içinde, hem Irak’la Suriye’de Kürtler ile karşı karşıya getirebilir, çatıştırabilir.
Daha vahimi, ‘çözüm süreci’ni sonlandırabilir.
Fevkalade tehlikeli bir rotadır bu.
Hem Türkiye’nin, hem bölgenin barış ve istikrarını olumsuz etkileyecek bir rota…

Erdoğan’ın tutumu, Türkiye’yi hem kendi içinde, hem Irak’la Suriye’de Kürtler ile karşı karşıya getirebilir, çözüm sürecini sonlandırabilir. Türkiye’de ve bölgede barışı olumsuz etkileyecek fevkalade tehlikeli bir rotadır bu

Suriye ve Türkiye Kürtlerini birbirinden ayıramazsınız

Kim bilir kaç kez yazıldı.

Suriye, yani Rojava Kürtleriyle Türkiye Kürtlerini birbirinden ayıramazsınız.
PKK ile PYD’nin birlikteliği de, içiçeliği de öyledir, aralarına duvar çekemezsiniz.
Geçen nisan ayı Rojava’da dolaşırken bu gerçeğin tanığı olmuştum.

Unutmayın:

PKK saflarında bugüne kadar beş bin civarında Suriyeli Kürt hayatını kaybetmiştir.
Öte yandan, Öcalan Rojava Kürtleri için de ‘önder’dir.

Rojava’nın Cezire kantonunda adım başı Öcalan vardı. Her sohbette onun adı geçiyordu önder olarak…

Şimdi eğer Tayyip Erdoğan, ‘tezkere fırsatçılığı’yla PKK ile PYD’nin arasını açmaya ve PKK’yi tecrit edip terbiye etmeye kalkışırsa, Öcalan’la PKK ve Kürtlerin arasını bozmayı denerse, demin belirttiğim gibi, başta çözüm süreci olmak üzere istikrar ve barışa darbe vurur, Türkiye’yi bir bataklığa da sürükleyebilir.

Aynı filmi tekrar seyredecek miyiz?

Öte yandan, 1980’lerin sonundan 2000’lere kadar yaşanmış olan Kuzey Irak tecrübesi belleklerde tazeliğini koruyor olmalı.
Yeterli dersin de çıkarılmış olması lazım.
Kuzey Irak -ya da Irak Kürdistanı- 1990’lar boyunca Türkiye’nin arka bahçesi gibiydi. PKK bu alanda sürekli olarak askeri baskı altında tutuldu.
Peki ya sonuç?..
Kan ve gözyaşı aktı.
Ama değişen bir şey olmadı.
PKK varlığını korudu ve güçlendi.
Şimdi aynı acı yüklü filmi, bunca deneyimden sonra, tekrar seyredecek miyiz?..
Çok yazık olur.

‘Böl-yönet’ politikası terk edilmeli

Yazımı Cengiz Çandar’ın dün Radikal’deki köşesinden aldığım şu satırlarla noktalıyorum:

“Kürtlere ilişkin ‘böl-yönet’ politikasının terk edilmesi şart. PYD’yi PKK’den, PKK’yi Abdullah Öcalan’dan, Türkiye Kürtlerini Suriye Kürtlerinden ayırma politikası devam ettikçe, ne yapsanız, ‘Çözüm Süreci’nin selametini de, iktidarınızın geleceğini de tümüyle garanti altına alamazsınız.”
İyi bayramlar!

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89