• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 16 °C

Erdoğan’ın kafasında Japon Liberal Parti modelinin Türkiye versiyonu mu

Hasan Cemal

“Liberal Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1955’ten itibaren Japonya aslında tek parti devleti olagelmiştir. Ve yozlaşmış, kibirli Liberal Parti, modern demokratik bir partiden çok feodal bir beyliği andırır.” 

Ak Parti’nin pazar günü yapılacak büyük kongresi gündemin en başına oturmuş durumda. Bu konuya ilişkin çeşitlemelerle dolup taşıyor medyamız.

Tayyip Erdoğan ne diyecek?
Nasıl bir yol haritası çizecek?
Türkiye’yi 2023’e nasıl götürecek?

Kendinden son derece emin bir üslup... Türkiye’nin önündeki on yıl konuşuluyor ve sadece AK Parti var, Erdoğan var.

Başka ihtimal akla gelmiyor.

Bunca yıl AK Parti yıpranmayacak mı?

Bu ülkede muhalefet yok mu?

İktidar alternatifi, inandırıcı, yakın geleceğe dönük olarak kitlelere güven telkin eden bir muhalefet partisi yok mu bu ülkenin siyaset sahnesinde?

Galiba yok.

Yok olmalı ki, Türkiye’de son on yıla damgasına vurmuş olan bir iktidar partisi, kendinden gayet emin bir havada bir on yıla daha hazırlanıyor.

Tıpkı Japonya gibi...

İkinci Dünya Savaşı sonrasının Japonya’sında Liberal Parti’nin 1955’ten itibaren ülkenin otuz yılında tek başına iktidar olması gibi...

1985 yılıydı.

Yolum, zamanın başbakanı ve ANAP lideri Özal’la Japonya’ya düşmüştü. Gezi sırasında Özal’ın özellikle siyasette ‘Japon modeli’nden etkilendiği dikkatimi çekmişti.

Batı’da o zamanlar tek partili demokrasi diye iğnelenen bu model, anlaşılan, Japonya’ya getirdiği otoriter istikrar ve hızlı ekonomik büyüme ile Özal’ın gönlünü çelmişti.

1992’de tekrar Japonya’ya gittim.

Bu kez Başbakan Demirel’le.

Özal cumhurbaşkanıydı.

Tokyo’dan Özal’la Japon modeline ilişkin bir yazı yazmıştım, (Sabah, 4 Aralık 1992) bazı bölümleri şöyleydi:

“Özal’ın iktidara olan aşırı düşkünlüğü... İktidar ve gücü tek başına kullanma ihtirası... Tek adamlık merakı... Kural dışı olmakla kural tanımazlığı birbirine karıştıran siyasal kişiliği... Bunların ipuçları, Özal’ın Japonya hayranlığında bulunabilir.

Bir Batı Avrupa ülkesinin Ankara Büyükelçisi bana şöyle demişti Özal için: ‘Kafasıyla batıda, kalbiyle doğuda.’ Bu yapıda olan bir siyasetçinin Japonya’dan etkilenmesi kolay olabilir.

Japonlar bir yandan kendi geleneklerini korurken, aynı zamanda batının araçlarıyla olağanüstü bir kalkınmayı başarmışlardır.

Bunun gibi, Japonya’daki otoriter disiplin anlayışı... İşçi-işveren ilişkilerinde batıda geçerli olandan çok farklı bir düzen... Ve tek partili siyasal sistem...

Nedir bu sistem?

The Wall Street Journal gazetesinin 30 Kasım 1992 tarihli Asya baskısında şu satırlar vardı:

‘Liberal Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1955’ten beri Japonya aslında tek parti devleti olagelmiştir. Ve yozlaşmış, kibirli Liberal Parti, modern demokratik bir partiden çok feodal bir beyliği andırır.’

1983’te iktidara geldikten sonra Özal kendine iki hedef koymuştu:

(1) Rejimde, Amerikan başkanlık sistemi. (2) Partide, Japon Liberal Parti modeli.

Tam kırk yıldır iktidarda olan Japon Liberal Partisi’nin ana özelliği şudur:

Kendi dışında bir muhalefet yoktur; iktidar kavgası kendi çatısı altında sürüp gider.

Özal’ın 1980’lerde siyasal sisteme bakış açısı şöyle özetlenebilirdi:

Türkiye’de İslamcılar dahil sağda yüzde 65 oy vardı. Sosyal demokratlar bölünmüş durumdaydılar, (DSP ve SHP) ve zaten en çok yüzde 35 oyları vardı, (bugünün CHP’si ancak yüzde 25). Eğer Demirel’in DYP’si çökertilir (Bugün DYP de yok), İslamcılar ve radikal sağın büyük bir bölümü de ANAP’ta toplanabilirse, Özal’a ilelebet, kesintisiz iktidar yolu açılabilirdi.

Özal bu özlemini 1987 genel seçimleriyle yakalayabileceğini, DYP’yi çökerttikten sonra da anayasayı değiştirip başkanlık sistemine gitmeyi hayal ediyordu.”

Yirmi yıl önceki bir yazım (*).

Özal, hayal kırıklığına uğradı.

Peki ya Erdoğan?..

Yüzde 50’yi yakalamış olan Erdoğan, Özal’ın yapamadıklarını gerçekleştirebilir mi?

Erdoğan’ın 2014 ve 2023 hesaplarının çerçevesinin ipuçlarında bu ‘Japon modeli’nin Türkiye versiyonu da var mı?..

Veyahut, siyasette bu kadar uzun vadeli hesaplar Türkiye gibi çok oynak bir ülkede biraz fazla iddialı değil mi?..

——————

* Bu köşede 22 Ocak 2012 tarihinde çıkan, “Siyasette Japon modeli... Özal’ı yazarken Erdoğan’ı düşünmek” başlıklı yazım da bu konuyla ilgiliydi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89